• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Özgür Müftüoğlu

Türkiye’nin demokratikleşmesinden sadece Kürtler mi sorumlu?

7 Ağustos 2026 Cuma - 23:00
Kategori: Özgür Müftüoğlu, Yazarlar

Çerçeve yasa olarak da adlandırılan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Meclis’in ve beraberinde toplumun gündemine geldi. Bir kesim için barış ve demokrasi adına umut verici bir adım olarak görülen teklif, toplumun bir başka kesimi tarafından kaygıyla karşılandı. Toplumun hemen tümünü doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemiş bir sorunu çözme iddiasında olan girişimlerin tartışılması, eleştirilmesi son derece doğaldır. Barışı, demokrasiyi murad eden her türlü eleştiri ve tartışmanın yapıcı bir üslupta olduğu taktirde toplumsal barışa ve demokratikleşmeye katkı sağlayacağına şüphe duymamak gerekir.

1 Ekim 2024’te gündemde gelen ve farklı biçimlerde adlandırılan sürece başından beri umutla yaklaşanların bir kısmının umudu sadece “barışın sağlanması”na yönelik oldu. Bunlar özellikle 45 yıllık çatışma sürecinde doğrudan yer almış, çatışmalarda yakınlarını kaybetmiş, evini barkını terk edip göçe zorlanmış yani savaşın ateşini içinde hissetmişlerden oluşuyor. Bir başka kesimin umudu ise “Türkiye’de demokrasinin önünde büyük bir engel olarak görülen Kürt sorununun çözülmesi olasılığının doğmuş olması”ndan ileri geliyor.

Sürece başından beri mesafeli yaklaşan ve çerçeve yasayı da bu bağlamda eleştirenlerin temel gerekçesi, -bu köşede pek çok kez gündeme getirdiğimiz gibi- Kürt hareketinin AKP/saray rejimiyle yapacağı uzlaşının otokrasinin kalıcılaşmasına ve demokratikleşme umudunun tamamen ortadan kalkmasına hizmet edeceği kaygısına dayanıyor. Mesnetsiz olmayan bu kaygı, büyük ölçüde Türkiye’nin demokratikleşme sorununun Kürt meselesiyle özdeşleştirilmesinden kaynaklanıyor.

Türkiye’nin demokratikleşememesinde Kürt meselesinin sadece 45 yıl değil, 100 yıldan fazla zamandır önemli bir yere sahip olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ancak Ermeni meselesi, Alevi meselesi ya da sınıf meselesi ve diğerlerinin de en az Kürt meselesi kadar demokratikleşme sorununda payı olduğunu unutmamak gerekir. Burada Kürt meselesinin diğerlerinin önüne geçmiş olmasının nedeni, Kürt halkının diğerlerinden farklı olarak kendine dayatılan baskılara razı gelmeyip mücadele vermiş olmasıdır.

Oysa Kürt halkının yanı sıra diğer ezilen, ayrımcılığa uğrayan, sömürülen kesimlerin ama özellikle işçi sınıfının mücadelesiyle öne çıkması ve demokratikleşme konusunda belirleyici bir aktör olması beklenirdi. Zira gecikmeli de olsa sermaye birikimi, işçileşme, kentleşme gibi kapitalistleşmeye ilişkin olguların önemli aşama kaydettiği bir ülkede sınıf hareketinin kendi hakları için yürüteceği mücadelenin demokratikleşmeye de katkı sağlaması icap ediyordu. Ne var ki Türkiye’de işçi sınıfı hareketi ile demokratikleşme konusu bir arada anılmıyor bile! Kimse emekçi sınıfı temsil etmesi gereken sendikaların AKP/saray rejimiyle uzlaşmasını “otokrasinin desteklenmesi” olarak yorumlayıp, bundan kaygı duymuyor. Örneğin Cumhurbaşkanı’nın en fazla üyeye sahip işçi konfederasyonu Türk İş’e arsa bahşetmesi sorgulanmıyor. Ya da en fazla üyeye sahip olma pahasına Memur Sen’in “AKP’nin kamu işyerlerindeki kolu” olma görevini yerine getirmesi ve kamu emekçilerini yoksulluğa, emeklileri ise açlığa mahkum eden sözleşmelere imza atması demokrasi sorunuyla ilişkilendirilmiyor.

Demokrasi meselesini kendi etnik kimliği, inancı, cinsiyeti, sınıfı veya yaşamın diğer alanlarındaki sorunları üzerinden sorgulamayan ve bunun mücadelesini vermekten sakınanların, ağır bedeller ödemek pahasına sorunlarını çözmek için mücadele edenlerin attıkları adımlara “otokrasiyi kalıcılaştıracağı” kaygısıyla karşı çıkması -bu kaygı ne kadar kabul edilebilir olursa olsun- akılla da vicdanla da açıklanamaz.

Görünen odur ki, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi adıyla Meclis’e gelen çerçeve yasa kabul edilerek, önümüzdeki günlerde yürürlüğe girecektir. Çeşitli çevrelerce dile getirildiği gibi, yasa birçok yönden yetersiz olmasına rağmen Kürt sorununun demokratik çözümü için kapı aralamaktadır. Bu kapının ne kadar açılacağı, kalıcı barışın ne ölçüde sağlanabileceği ve Kürt sorununun Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde bir engel olmaktan çıkıp çıkmayacağını belirleyecek olan ise bundan sonra yürütülecek mücadelenin seyri olacaktır. Bu mücadele, sadece Kürt halkından beklenemez. Başta işçi sınıfı olmak üzere demokratikleşme talebinde samimi olan her kesim, sorumluluk üslenerek kendi alanında mücadelenin önündeki engelleri sorgulamak ve bu engelleri ortadan kaldırarak mücadelesini yükseltmek durumundadır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

Sonraki Haber

AKP’li Emine Gözgeç: Süreci provoke etmeye çalışanlar var

Sonraki Haber

AKP'li Emine Gözgeç: Süreci provoke etmeye çalışanlar var

SON HABERLER

AKP’li Emine Gözgeç: Süreci provoke etmeye çalışanlar var

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Türkiye’nin demokratikleşmesinden sadece Kürtler mi sorumlu?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Siyasetin ince çizgisinde yaşamı özgürleştirmek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Olacak olanı oldurmak ve yeni dünyaların diyalektiği

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır