Kürt özgürlük mücadelesinde üçer evladını yitiren iki anne Besna Tekbudak ve Refika Nergiz, ‘Onlarla gurur duyuyoruz’ diyerek, mücadelelerine sahip çıkmaya devam edeceklerini söyledi
Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin kimliklerinin açıklanmasıyla birlikte Kürdistan ve Türkiye kentlerinde anmalar gerçekleştirildi. Anmaya katılan kimi anneler yıllardır çocuklarından haber almazken, kimisi ise daha önce kızını, oğlunu yitirmişti. Farklı tarihlerde 3 çocuğunu yitiren iki annenin hikayesi de binlerce annenin hikayesine benziyor. İki anne de günlerce anmalara katılarak, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren çocuklarını andı. Besna Tekbudak ve Refika Nergiz, ikisi de özgürlük mücadelesinde 3 evladını yitiren anne. İki anne de yaşanan onca baskıya, acıya rağmen anmalarda da barış taleplerini dile getirdi.
Üç evladın özgürlük mücadelesindeki öyküsü
Wan’ın Şax (Çatak) ilçesine bağlı Nav Xawiştan köyünden olan Besna Tekbudak’ın üç çocuğu da Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirdi. Besna Tekbudak, ilk olarak 1998 yılında PKK’ye katılan oğlu Hamit Tekbudak’ı (Fikret Wan) Şirnex’in Elkê (Beytüşşebap) ilçesinde çıkan bir çatışmada yitirdi. Oğlu Hamit’in ardından bir diğer oğlu Senar Tekbudak (Cîlo Rojava) 2013 yılında PKK saflarına katıldı ve 2017 yılında çıkan bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ardından ise 2010 yılında kızı Seyran Tekbudak (Rojda Fikret) amca kızı Hamdiye Tekbudak ile birlikte katılım yaptı. Yitirdiği iki oğlunun ardından acısını yüreğinde taşıyan Besna Tekbudak, yıllar sonra Rojda’nın haberini aldı.
Üç evladını özgürlük mücadelesinde yitiren Besna Tekbudak, anma sırasında hem çocuklarının acısını hem de mücadele miraslarını yüreğinde taşıdı. Kendisi gibi çocuklarını yitirmiş diğer ailelerle de dayanışma gösteren Besna Tekbudak, mücadele deneyimlerini aktardı.
‘Onlarla gurur duyuyorum’
Çocuklarından söz ederken duygulanan Besna Tekbudak, şu ifadeleri kullandı:
“Onlarla gurur duyuyorum. 3 çocuğum PKK saflarına katıldı. Önce oğlum katılım yaptı. Fikret Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yakalandığı ve Türkiye’ye getirildiği süreçte öfkelenmişti ve hemen sonrasında PKK’ye katıldı. Hamit’i Elkê’de çıkan bir çatışmada yitirdik. Cenazesini aldım, defnettim. Ondan sonra 2013 yılında diğer oğlum Senar yönünü dağlara verdi. Senar’ı da Kato bölgesinde çıkan bir çatışmada yitirdim. Senar’dan sonra da kızım katılım yaptı. Kızım da 6 yıl önce Garê’de çıkan bir çatışmada yaşamını yitirmiş. Fotoğraflardan gördüm, orada terziymiş. Onu görünce mutlu oldum.”
‘Başım dik’
Çocukları için “kahraman” ifadesini kullanan Besna Tekbudak, onları ömrünün sonuna kadar unutmayacağını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben asla pişman değilim. Fikret’in cenazesini aldım ama Senar ve Seyran’ın cenazesini alamadım. Onların da mezarlarını ziyaret etmek istiyorum. Ben kızımın yaşadığını düşünüyordum ama şehadet haberi geldi. Şu an yaşadığım çok büyük bir acı. Ama ben onlarla gurur duyuyorum, başım dik. Onlar sadece benim değil bütün Kürdistan’ın şehididir. Ben bu uğurda 3 kahraman çocuğumu verdim. Binlerce insan gelip baş sağlığı diliyor, sahipleniyor, acımızı paylaşıyorlar. Bu yiğitlerle gurur duyuyorlar. Bu benim için şereftir. Çocuklarım yanlış yolda canlarını vermediler. Onlar doğru yolda canlarını verdiler. Onları unutmayacağım ve buraya gelen hiçbir insan da onları unutmayacak.”
‘Onların hatırı için herkes mücadele etmeli’
Artık hiçbir annenin ağlamaması gerektiğinin altını çizen Besna Tekbudak, barış sürecine dair beklentilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Artık kimsenin yüreği yanmasın, hiçbir anne ağlamasın. Çocuklarımızın verdiği bu bedel için süreç başarıya ulaşsın. Başlayan barış süreci başarı ile sonuçlanırsa ben çocuklarımın mezarını görebilirim. Bizim bu süreçten umudumuz ve beklentimiz var. Bu süreç amacına ulaşsın ve herkes bunun için mücadele etsin. Bu yitirdiğimiz çocukların hatırına herkes sürecin başarıya ulaşması için bu mücadeleyi vermelidir.”
Üç evladını yitiren bir başka anne: Refika Nergiz
Farklı tarihlerde ve bölgelerde şehit düşen Rojgirav Amed, Felat Amed (Yüksel Nergiz) ve İlhan Amed’in (Tarık Nergiz) annesi Refika Nergiz, Kürdistan özgürlük mücadelesinde yitirdiği üç oğluyla gurur duyduğunu söyledi. Tüm ailelere, gerillalara ve Önder Abdullah Öcalan’a başsağlığı dileyen Refika Nergiz, şu anektodları paylaştı:
“3 oğlum şehit düştü. Önce İlhan gitti o şehit düştükten sonra Felat gitti, Felat şehit düşmeden de Rojgirav gitti. Ben köydeydim Rojgirav gitmeden önce beni Amed merkeze çağırdı. Bana gideceğini söyledi. Zaten öncesinde cezaevine girmişti yaklaşık 40 gün çok büyük işkenceler görmüştü. Cezaevinden çıktıktan sonra bana gideceğini söylediğinde inanmadım. Amed’de 15 gün birlikte kaldık. Bana, ‘Ben söz verdim artık burada kalamam, bir daha cezaevine giremem, o kadar işkenceyi kaldıramam. Kararımı verdim ben gideceğim’ dedi. Ben de madem gerçekten gideceksin o zaman ben seni uğurlayacağım dedim. Babası, kız kardeşi ve şu an cezaevinde olan erkek kardeşi Ali köydeydi. Ben ise gidene kadar Rojgirav’ın yanında kaldım. Bütün akrabalarla, arkadaşlarıyla yurt dışına gideceğim diye vedalaştı ama bana gerillaya gideceğini söylemişti. Üçüncü oğlumun da gitmesi bana ağır gelmişti ama onu kendi ellerimle uğurladım. Birkaç kez de gidip görmüştüm onu. Rojgirav çok akıllıydı, bilgiliydi. Ben onu ziyaret edip geldikten sonra babası durumunu sordu ben de anlattım. O gün beyin kanaması geçirdi Amed’de hastanede kaldı 3 gün sonra yaşamını yitirdi.”
Refika Nergiz sözlerini şöyle tamamladı:
“Artık hiçbir annenin yüreği yanmasın. 3 oğlum şehit düştü, üçü de kalbimde yaşıyor. Onlarla gurur duyuyorum. İnşallah bundan sonra barış gerçekleşir ve aileler çocuklarına kavuşur.”
Kaynak: ANF-MA









