- Kürtler için Üçüncü Dünya Savaşı kader tayin edicidir. 1. Dünya Savaşı’nda Ekim, İkinci Dünya Savaşı’nda Çin, Vietnam benzeri devrimler gerçekleştirildi. 3. Dünya Savaşı koşullarında da Kürt devrimi gerçekleşiyor
- Görünen o ki Rojava’da aşırı derecede hegemon güçlere dayanılmıştır. Taktik ilişki angaje ilişkisinin sınırlarına çekildi. Gül diken felsefesi uygulanmadı ya da çok azı esas alındı. Kürt dünyasının yaşadığı sarsıcı on günden ciddi dersler çıkartılmalı
- Özgür irade, öz güç daima belirleyici olmuştur. Bu temelde esas sorgulama içte olmalıdır. Kazanmak veya kaybetmek yaşamda başlar. Aslında sanıldığından daha fazla her yerde konformizm gelişmiş. Teori-pratik arasındaki bu uçurum neden?
Şinasi Atabey
Üçüncü Dünya Savaşı yoğunluk kazanıyor. Yürütülen bir hegemonya savaşıdır. ABD hegemonyasını yitirmemek için yeni bir savaş türü geliştiriyor. Sosyalizm ile kapitalizmi evlendiren Çin, bu hegemonya savaşında diğer ucu temsil ediyor.
Soğuk Savaş 90’larda sona erdi. Neoliberalizm zaferi ilan edildi. Ancak şimdi neoliberalizm de kriz yaşıyor. Savaş, bu krizin çözümü için devreye konuluyor. İran üzerine yapılan savaş yığınağı hegemonya savaşının çözücüsü olarak görülüyor. Eğer ABD, İran’ı Çin’den koparıp kendine bağımlı hâle getirebilirse, 40-50 yıl daha hegemonyasının ömrünü uzatabilir. Nasıl ki Rusya’nın önü Ukrayna’da kesildiyse, Çin’in önü de İran’da kesilmek isteniyor.
Kürtler ne yapacak?
Kürtler için Üçüncü Dünya Savaşı kader tayin edicidir. 1. Dünya Savaşı’nda Ekim, İkinci Dünya Savaşı’nda Çin, Vietnam benzeri devrimler gerçekleştirildi. 3. Dünya Savaşı koşullarında da Kürt devrimi gerçekleşiyor. Tabii ki Kürt devrimi diğerlerinden oldukça farklıdır. Kürt devrimi pozitif devrimdir, devlet yıkıp devlet kurmayı esas almıyor. Komünlere dayalı demokratik toplumu/ulusu inşa ederek gerçekleşiyor. Pozitif olması bu niteliğinden ileri geliyor. Diğer bir özelliği ise pozitif devrim hem statükoya hem de ABD ve benzeri dış güçlere karşıdır. Ne statükoculuğu kabul ediyor ne de hegemonyayı. Zaten Rojava’da bu karakterinden dolayı ikinci 15 Şubat ile hedef hâle getirildi.
Rojava dersleri
Özgür irade, özgür ve bağımsız çizgi pozitif devrimin özüdür. Rojava’da tam olarak uygulanan bu özdür. Görünen o ki aşırı derecede hegemon güçlere dayanılmıştır. Taktik ilişki angaje ilişkisinin sınırlarına çekildi. Gül diken felsefesi ve üçüncü yol uygulanmadı ya da çok azı esas alındı. Oysa hegemonik güçlerin kendi stratejilerini dayatacağı biliniyordu. Yeni yıl ile birlikte Kürt dünyasının yaşadığı sarsıcı on günden ciddi dersler çıkartılmalıdır. Hegemon güçlerin ve Ortadoğu’daki işbirlikçilerin rolü ortadadır ama şunu da biliyoruz ki her zaman belirleyici olan iç dinamiktir. Özgür irade, öz güç daima belirleyici olmuştur.
Bu temelde esas sorgulama içte olmalıdır. Devrimci yaşam mı esas alındı yoksa konformizm mi? Kazanmak veya kaybetmek yaşamda başlar. Aslında sanıldığından daha fazla her yerde konformizm gelişmiş. Komünal yaşam neredeyse terk edilmiş. Küçük Güney hepimizin aynası oldu. Zaten bizde genelde iyi imkânlar geliştiğinde çarpıklıklar ortaya çıkıyor. Bu klasik Kürt kişiliğinden kaynaklanıyor. Zihniyet ve kişilik dönüşümü olmadı mı klasik kişilik hortluyor. Aslında Kürtler için stratejik akıl çağı başlamış. Geliştirilen Kürt aklı bunu ifade ediyor. Yalnız bu stratejik aklı işlevselleştirecek stratejik kişilik bizde gelişmemiş. Bu nedenle hâlâ aklımız sonradan başa geliyor. Oysa stratejik Kürt aklı ilkin başta olması gerektiği için geliştirildi. Özümsemek, temel düşünüş, kişilik veya yaşam hâline getirilmek yerine sloganlarla, demagojik tartışmalarla geçiştirildi. Zaten sloganvari konuşmalar ve soyut yazılar bunu göstermiyor mu? Herkesin dilinde stratejik Kürt aklının kavramları var. Yazılan her bir yazıya insan hayran kalıyor ama yaşam tarzı, ilişkiler ve pratik-politikaya geldiğinde tutturulan ailecilik, gelenekselcilik ve devletçilik oluyor. Teori-pratik arasındaki bu uçurum neden? İlginç olan ya her birimiz kendimizden acayip memnunuz ya da bütün sorumluluğu diğerimize atıyoruz.
Neden mezardan çıkılmıyor?
Bir kez daha görüldü ki hegemon güçler ve işbirlikleri fırsatını bulduklarında Kürd’ü tekrar mezara gömmek istiyorlar. Aslında, o mezar çatlatıldı ama Kürt hâlâ mezarlıktadır. Varlık özgürlük kazanmamış. Gerçek bu olmasına rağmen Kürt hâlâ ham hayallere kapılıp kendini kandırıyor. Sanırım dünyada Kürtler kadar kendini kandıran başka bir halk yoktur. Mezar çatlatılmış. Hâlâ mezarlıktan çıkılmadığı için her an tekrardan mezara gömülebilir. Pratik-politikadaki tüm yetersizliklerine rağmen bir Kürt dinamiği oluşmuştur. Rojava’da olup bitenlerden hareketle çoğu kesim, Kürt dinamiğinin stratejik darbe yediğini iddia ediyor. Aslında darbe yiyen sağ liberalizm ve konformizmdir. Kürt dinamiği stratejik darbe yemedi. Tersine dipten hareketlendi, imha önlendi. Eğer bu sefer stratejik Kürt aklı uygulanırsa, Demokratik Toplum/Ulus inşası gerçek anlamda gerçekleştirilirse büyük imkân ortaya çıkar. Bu imkan yaratıldı. En küçük imkândan büyük gelişmelerin yaratıldığını biliyoruz. Ama unutmayalım ki Kürt zemininde politika uçurumun kenarında yapılır. Bu uçurumdan düşmemek için Kürt Stratejik Aklının doğru özümsenmesi gerekir. Yoksa uçurumdan düşmemek işten değildir.









