- Rojava’da yaşanan süreç 4 parça Kürdistan’da, Kürt ulusal bilincinin oluşmasında önemli bir katalizör rolü oynadı. Bu nedenle, nasıl ki tarihimizde kısa bir dönem yaşamış olan Mahabad Cumhuriyeti kalıcı izler bıraktıysa, Rojava Devrimi de daha köklü kalıcı bir iz bırakacaktır
- Askeri güçler, Asayiş ve Özerk Yönetim kurumlarında büyük oranda bu süreç tamamlama aşamasına gelmiş durumdadır. Kurumların yapısında çok köklü değişimler olmadan, merkezi yönetimle uyumlu hale getirilmiş, bölgesel özgünlükleri de korunmaya çalışılmıştır
- Türkiye’deki çözüm sağlıklı temeller üzerinde gelişme şansı bulursa, Suriye ve diğer parçalarda da kalıcı sonuçlara yol açabilir, aksi halde daha istikrarsız bir Suriye ve Ortadoğu gerçekliğiyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu nedenle de olsa Önder Apo’nun ısrarla çabaladığı çözüm girişimi, Kürtler açısından tarihi bir fırsattır
Dilan Dîlok
Yılın başında, yani 6 Ocak’ta Halep’te başlayan ve giderek tüm Kuzey ve Doğu Suriye’yi kapsayan, bölgesel ve uluslararası güçlerin tezgahladığı ve Kürtlerin de hazırlıklı olmadığı, entrikalarla dolu bir savaş süreci yaşandı. Bu konuda birçok şey söylendi, yazıldı. Dolayısıyla bunlara yeniden değinmeyeceğiz. Sonrasında birçok faktörün devreye girmesiyle Ocak sonunda yapılan bir anlaşma ile yeni bir sürece girildi.
O sürecin yaratmış olduğu duygusal, öfkeli atmosferi bir kenara bırakarak, daha soğukkanlı, daha ayakları yere basan değerlendirmelere ihtiyaç vardır. Nitekim Reber Apo, merkezi Kuzey olsa da, 4 parça Kürdistan için geliştirmeye çalıştığı çözüm çabalarını tanımlarken; “ideal olan, gönlümüzden geçen değil, olabilecek olan!” mealinde bir ifade kullandı. Günümüz konjonktürünün, tarihsel Kürt sosyolojisinin, coğrafyamızın jeopolitiğinin iyi bir okumasından doğan bu analiz, hepimiz için yol gösterici, bir referans oluyor.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, çok özel koşullarda DAİŞ’e karşı savaş sürecinde ortaya çıkan olanaklar üzerinden Kürtlerin öncülüğünde bölgenin tüm halklarıyla birlikte Rojava etrafında oluşturulan, bölgenin çokta alışık olmadığı yeni bir sistem denemesiydi. 12 yıldan fazla bir sürede bu sistem eksiklik ve yetersizliklerine rağmen, insanlığın ve Kürtlerin belleğinde köklü ve kalıcı izler bırakarak yaşandı. Hiç olmadığı kadar, halklar, inançlar birlikte yaşanabileceğini deneyimlediler. Birlikte yönetebileceklerini gördüler. Kadınlar toplumda görünür olmanın ötesinde, yaşamın her alanına dahil olmanın yanında, bu sürecin en önünde aktif rol oynadılar. Kürt dili, kültürü, bu süreçte kendisini özgürce üretip geliştirme zemini buldu. Rojava’da yaşanan süreç 4 parça Kürdistan’da, Kürt ulusal bilincinin oluşmasında önemli bir katalizör rolü oynadı. Bu nedenle, nasıl ki tarihimizde kısa bir dönem yaşamış olan Mahabad Cumhuriyeti kalıcı izler bıraktıysa, Rojava Devrimi de daha köklü kalıcı bir iz bırakacaktır. Bu devrimin yarattığı kültür, Kürtleri ve bölge halklarını etkileme düzeyi ve en önemlisi de hâlâ süren yarattığı sonuçlar, günümüz şartlarına uygun kalıcı kazanımlarla kendini inşa etmeye devam edecektir. Yeni Suriye kurulma sürecinde tüm negatif çabalara rağmen, bu etkiyi sürdürecek, yeni Suriye’nin bir bileşeni olarak, bu tarihsel devrimin kazanımlarını olabildiğince yeni sisteme entegre edecektir.
Rojava deneyimi ve mirası
Özerk Yönetim modeli ve Rojava deneyimi idealistti ama gerçekçiydi, olamaz mıydı, olabilirdi. Gerçeklik nedir ki, çabalarsın, birçok faktör bir araya gelir ve başarıya ulaşır ve olur gerçeklik. Ya da tersi, parametreler hızla değişir, istenilen sonucu alamazsın. Bunlar göreceli durumlardır. Bu ideallerin niyetlerinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Dolayısıyla ortaya çıkan sonuçtan hareketle eleştirilecek birçok yanı olabilir, neden öngörülemedi, değişen konjonktüre uygun politik ve askeri manevralar zamanında neden yapılamadı vs. buraya kadar eleştiriler, değerlendirmeler anlaşılabilir. Ancak pervasız bir dil ile ulusallık adına, milliyetçilik adına, Kürt Hareketine saldıran çevrelerin, yaşadıkları duygu ve dili bile onlara kazandıranın bu mücadele ve öncülüğü olduğunu unutmamak gerekir. Genelde de bu çevreler en emeksiz, en mücadelesiz kesimler oldu adeta; “bende bu işleri yapacak yürek yok, cesaret yok, benim istediklerimi siz neden yapmadınız?” diyerek mızmızlanan çocuklar gibi olduğunu söylemek belki iyi niyetli olacak ama en doğrusu gibi geliyor.
Entegrasyon sürecinde kurumlar
Genel bir değerlendirmenin ardından 7 aylık süreçte Arapların ‘Demc’ olarak tanımladıkları, adına entegrasyon denilen bir süreç yaşanıyor. Bu süreç 30 Ocak’ta varılan anlaşma çerçevesinde yürütülmeye çalışılıyor, zaman zaman gerilimler ve tıkanmalar yaşansa da şu ana kadar belli bir mesafenin kat edildiğini söyleyebiliriz. Askeri güçler, Asayiş ve Özerk Yönetim kurumlarında büyük oranda bu süreç tamamlama aşamasına gelmiş durumdadır. Kurumların yapısında çok köklü değişimler olmadan, merkezi yönetimle uyumlu hale getirilmiş, bölgesel özgünlükleri de korunmaya çalışılmıştır. Suriye’deki en büyük Kürt bölgesi olan Cizire alanı bir Kürt Vali atanarak muhafaza olarak tanımlanmış, Şam rejiminin bazı temsilcilerinin de içerisinde yer aldığı bir yönetim modeli oluşturulmuştur. Hakeza Kobanê de Halep vilayeti üzerinden Kobanêli Kürt bir isim, kaymakama denk gelen bir görevle yetkilendirilmiş, yardımcı olarak da Özerk Yönetim eski eş başkanı atanmıştır.
Kuşkusuz bütün bunlar teknik düzenlemelerdir, yakın zamanda bu sürecin tamamlanarak diğer bir aşamaya geçilmesi öngörülmektedir. Bu arada alelacele atanmış seçicilerin, seçimi ile ve belli bir yüzdesinin devlet başkanı tarafından belirlendiği ucube bir seçim yaşanmıştır. Bu seçim sürecine PYD ve İttifak partileri boykot ederek katılmadı, ENKS ise bunu fırsata çevirerek katıldı. Bölgede hiçbir karşılığı olmayan bazı tipler, Kürt vekiller olarak Şam parlamentosunda yerlerini aldılar. Bu durum ayrı bir değerlendirme konusu olabilir. Çünkü Şam’da da, Şam’a akıl verenlerde de Rojava Devrimi’ni yapan Kürt Hareketini zayıflatmak, Kürt birliğinin önüne geçmek yönünde güçlü bir isteğin olduğunu ve ENKS’nin zihinsel yapısının da buna yatkın olduğunu biliyoruz. Kuşkusuz bir oluşum sürecidir. Nasıl bir Suriye’ye evrilecek süreç? Bunlar henüz cevabı kesinleşmemiş sorulardır ve biraz da mücadele bu alanda çetin şekilde ilerleyecek bundan sonra. Zaman zaman basına da yansıyan bayrak krizidir, aşiretlerin savaş çadırı açmasıdır, Efrîn, Serêkaniyê ve Grê Spî bölgelerinden göçmek zorunda kalmış insanların yerlerine dönme çabalarında yaratılan sorunlar, Kürtlerin sistem içerisinde kendi kimlikleriyle yer almaları, Kürt dili ve kültürünün gündeme kendini dayatması, Arap milliyetçiliği, yerleşik egemen ulus zihniyetinin kışkırtılmasıyla gerilimler yaşanmakta, provokatif durumlar ortaya çıkmaktadır.
Şam’da karışıklık ve çeteleşme
Hakeza Şam yönetiminin teslim edildiği HTŞ ve bileşenleri kendi arasında da gerilimler, sürtüşmeler yaşamakta, zaman zaman da bu durum çatışmaya dönüşmekte. Yine geçmişte Suriye Milli Ordusu (SMO) olarak tanımlanan, Türkiye ve Katar tarafından finanse edilen çoğunlukla İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) çizgisinin hakim olduğu yapılarla Şam arasında anlaşmazlıkları ve gerginlikleri de hesaba katmak gerekecek. Yine 14 yıllık Suriye iç savaşının yozlaştırdığı toplumsal dokunun bir sonucu olan kontrol edilemez çete yapılarının insan kaçırma, soygun, şantaj ve çapulculuk diyebileceğimiz eylemleri göz önüne alındığında, Suriye’nin bütününde -ki özellikle de Suriye Milli Ordusu olarak tanımlanan güçlerin hâkim olduğu Serêkaniyê’den Efrîn’e kadar olan bölgede istikrarı sağlamak- oldukça zorlayıcı olacaktır. Hakeza kışkırtılmış Arap kabile yapıları kendi içinde çatışma ve kaos durumunu bir süre daha sürdürecek gibi görünmektedir.
Gerek Suriye içinde gerekse bölgede bulunan güçler, Suriye’deki bu kaotik durumu kendi çıkarları ve günlük politikalarına uygun şekilde kullanmaya çalışacaklardır. Bölgede yaşanan gelişmeleri ve basına düşen haberleri biraz da bu perspektifle ele almakta yarar vardır. Örneğin: Hasekê valisi ve Şam yönetiminden yetkililerin Serêkaniyê’ye sokulmak istenmemesi, hemen akabinde Hasekê’nin güneyindeki Şedade’de bazı Arap aşiretlerinin savaş çadırı kurmaları ve bugünlerde de yaşanan Emşad ve Hamzad adlı çete yapılarına karşı Şam’ın geliştirdiği operasyon birlikte okunduğunda anlamlı olacaktır. Özetle Suriye sadece Suriye değildir. Ortadoğu yeniden şekillendiriliyor. Dolayısıyla bu şekillenmenin oluşturulacak yeni Suriye’de etkilerini görerek adım atmak doğru olacaktır.









