• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Temmuz 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

DEM Parti Kongresine Giderken-3

16 Temmuz 2026 Perşembe - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Özgürlük mücadelesinin yükseliş sürecindeki en büyük talihsizliklerden biri, Türkiye’deki devrimci-demokratik mücadelenin yaşadığı mevzi kaybıdır. Benzer bir risk demokratik Kürt siyaseti açısından da ortaya çıktı

Türkiye genelinde demokrasi güçlerinin örgütlenme kapasitesi stratejik hedeflerimiz doğrultusunda geliştirilememiş; bileşenlerin varlığı büyük ölçüde temsiliyet alanları ve merkezi yönetimlerle sınırlı kalmıştır

Tarihsel kararların alınacağı kapsamlı bir parti kongresi ihtiyacı artık ertelenemez görünmektedir. Deneyimler göstermiştir ki yeni mücadele alanları sloganlarla, açıklamalarla ya da dayanışma mesajlarıyla açılamamaktadır

Cengiz Çiçek*

Yaklaşık on beş yıllık ortak mücadelemizin en önemli eksikliklerinden biri, ezilenlerin ittifakı temelinde bir araya gelen siyasal hareketlerin ve partilerin, Türkiye’de toplumsal muhalefetin ve demokratik-devrimci mücadelenin zayıfladığı koşullarda somut mücadele araçları üretememesi ya da mevcut araçları yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden örgütleyememesidir. Bu gerçeklik, yeniden yapılanma tartışmalarının sağlıklı yürütülebilmesi açısından öncelikle kabul edilmelidir.

Mevzi daralması

Kürdistan özgürlük mücadelesinin yükseliş sürecindeki en büyük talihsizliklerden biri, Türkiye’deki devrimci-demokratik mücadelenin tarihsel olarak yaşadığı mevzi kaybı ve daralmadır. Gelinen noktada benzer bir daralma riskinin demokratik Kürt siyaseti açısından da ortaya çıktığı görülmektedir. Örgütsel ve siyasal alandaki bu gerilemenin açık biçimde değerlendirilmesi, yeniden yapılanmanın sağlam temeller üzerine oturmasının ön koşuludur.

Oysa on beş yıl önce kurulan tarihsel ittifakın temel hedeflerinden biri; Akdeniz’den Karadeniz’e, Ege’den İç Anadolu’ya kadar Türkiye’nin bütün bölgelerinde demokrasi mücadelesini büyütecek örgütlenme araçlarını oluşturmak, bunların kurumsal biçimini geliştirmek ve kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda kararlı bir mücadele yürütmekti.

Aradan geçen yıllar içinde bu bölgelerin büyük ölçüde kendi kaderine terk edilmesi, kalıcı örgütlenme merkezlerinin oluşturulamaması, mevcut ilişki ve kurumların dışına çıkılamaması, yeni ve inançlı bir örgütlenme anlayışının geliştirilememesi; HDK-HDP’nin kuruluşunun varlık gerekçelerinden birisi olan Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin büyütülmesi hedefinden uzaklaşıldığını göstermektedir.

Bileşenlere yanlış yaklaşım 

Türkiye’nin farklı bölgelerinde ortak mücadeleyi büyütecek somut örgütlenme faaliyetlerinin yürütülmemesi, DEM Parti’nin yalnızca bir Kürt partisi olarak algılanmasını pekiştiren bir faktöre dönüşmüştür. Türkiye sahasında yerine getirilemeyen örgütsel görevler, partiyi yalnızca Kürdistan demokratik devriminin kazanımlarıyla sınırlayan yaklaşımı güçlendirmiştir.

Asıl eşitsizlik de tam burada ortaya çıkmaktadır. Türkiye genelinde demokrasi güçlerinin örgütlenme kapasitesi stratejik hedeflerimiz doğrultusunda geliştirilememiş; bileşenlerin varlığı büyük ölçüde temsiliyet alanları ve merkezi yönetimlerle sınırlı kalmıştır. Bunun sonucunda, sosyalist ve sol bileşenler zamanla yaşanan her başarısızlığın sorumlusu gibi gösterilmiş ve bu durum ortak mücadelenin sınırlarını daha da daraltmıştır.

Söylem ile pratiğin açısı

Yazılı metinlerde ve siyasal söylemlerde dile getirilen hedeflere rağmen Türkiye sahasında demokratik ve devrimci görevlerin yeterince hayata geçirilememesi, bugün Barış ve Demokratik Toplum süreci gibi kritik dönemlerde Kürt hareketinin toplumsal-siyasal müttefiklerinden yeterince güç alamaması sonucunu doğurmaktadır. Popüler bir benzetmeyle ifade etmek gerekirse; barışın bir kanadı Kürdistan özgürlük mücadelesiyse, diğer kanadı Türkiye’nin demokrasi mücadelesidir.

Barış ve Demokratik Toplum sürecinin zaman zaman tek kanatla uçmaya çalışan bir kuş gibi dengesiz ilerlemesi, yazdıklarımızla yaptıklarımız arasındaki bu mesafeyle de ilgilidir.

Bu nedenle yeniden yapılanma sürecinin en temel görevi; Türkiye’deki toplumsal çelişkileri doğru analiz etmek, bunlara uygun mücadele araçlarını geliştirmek ve ihtiyaç duyulan örgütsel yapıları oluşturmaktır. Siyasal çözümlemeye dayanmayan her örgütsel girişim ya aktivizme dönüşme ya da hedefinden sapma riski taşımaktadır.

Batı Kürtleri için alarm

Türkiye sahasındaki mücadele alanları tartışılırken uzun yıllardır ihmal edilen önemli bir başlığı daha ele almadan olmaz. 2000’li yıllardaki paradigma değişimine rağmen, Kürt hareketinin pratik saha örgütlenmesi, büyük ölçüde Kürt illeriyle sınırlı kalmış; dönemin gerektirdiği açılım gerçekleştirilememiştir.

Bunun en temel nedenlerinden birisi bilmeme, idrak etmeme hali değildir; Türkiye metropollerinde örgütsel olarak konumlanmayı ağırlıklı olarak sürgün addeden eğilimlerdir. Yeniden yapılanma sürecinde, uzun yıllardır örgütsel faaliyet yürütülmeyen, girilmeyen kentlerde yeni karşı karşıya gelişler, devrimci-yurtsever bir heyecanla karşılanması gerekirken, başta Amed olmak üzere belirli Kürt illerinden çık(a)mama halini, yeni dönemde mutlaka aşmalıyız.

Bu ihtiyacın altını çizmemizin nedenlerinden birisi ise Türkiye metropollerinde, kentlerinde kuşaklar boyunca yaşayan Kürtlerin geçirdiği toplumsal, kültürel ve sınıfsal dönüşümleri dikkate aldığımızda Batı Kürtleri için “imdat frenini çekme” zamanının geldiğini ve hatta geçtiğini gözlemlememizdir.

Kuzey Kürdistan’da ulaşılan örgütsel gelişim belirli sınırlarına dayanmış görünmektedir. Buna karşılık seçim sonuçları, HDP-DEM Parti çizgisinin Türkiye kentlerinde yaşayan Kürtlerin ancak beşte biri ya da dörtte biri düzeyinde desteğini alabildiğini göstermektedir. Bu tablo, Özgürlük Hareketi’nin genişleme stratejisinde Batı Kürtlerinin öncelikli toplumsal hedef kitlesi olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Bu yalnızca siyasal temsil açısından değil, Kürt sorununun demokratik çözümünü devlete dayatmak bakımından da stratejik öneme sahiptir. Türkiye kentlerinde yaşayan örgütlü Kürt toplumsallığının güçlenmesi, hem demokrasi mücadelesine yeni bir ivme kazandıracak hem de Kürt meselesinin toplumsal çözümüne önemli tarihsel katkılar sunacaktır.

Kürtlerin ağırlıklı nüfusu, artık İstanbul, İzmir, Bursa, Aydın, Antalya gibi Batı illerinde, Avrupa’da ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşamaktadır. Yaşadıkları bu yerlerde farklı halklarla kurulan gündelik ilişkiler ve kültürel geçişkenlikler, açık toplum deneyimini güçlendirmekte; bu durum, ortak ve enternasyonal mücadele açısından önemli bir toplumsal zemin oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye kentlerindeki örgütlenmeye ağırlık verilmesi, hem Kürt halkının kolektif haklar mücadelesi hem de Türkiye’nin demokrasi mücadelesi açısından yeni dönemin en stratejik çalışmalarındandır. Bu alandaki başarı ya da başarısızlık, önümüzdeki dönemin en belirleyici ölçütlerinden biri olacaktır.

Emek ve yeni dinamikler

Türkiye kentlerinde yaşayan Kürtlerin toplumsal ağırlığı dikkate alındığında mesele yalnızca siyasal temsil sorunu da değildir. On yıllardır sanayi bölgelerinde, hizmet sektöründe, lojistikte ve ağır emek alanlarında çalışan milyonlarca Kürt, ülkenin sınıfsal dönüşümünün de önemli bir parçası haline gelmiştir. Bu nedenle Türkiye sahasındaki mücadele, verili örgütlerin ve anlayışların insafına bırakılabilecek bir alan olmaktan artık çıkmıştır. Örneğin, İstanbul’da on binlerce Kürt motokurye çalışmaktadır. Bu emekçiler, hem kimliklerinden kaynaklanan sorunlarla hem de ağır ve güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle sistemle doğrudan karşı karşıya gelmektedir.

Benzer tablo depo işçilerinde, inşaat emekçilerinde ve diğer güvencesiz çalışma alanlarında da görülmektedir. Eğer Kürt emek hareketi bu alanlarda yeniden kurucu ve dönüştürücü bir rol üstlenemezse, demokratik toplum paradigmasının gerçek toplumsal karşılığını oluşturması güçleşecektir.

Bu nedenle emek mücadelesi, yalnızca sendikal yapılara bırakılmış dar bir faaliyet alanı olarak değil, toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Yazılanlarla yapılanlar arasındaki mesafenin kapatılması, yalnızca ortak mücadelenin değil, Kürt siyasal hareketinin kendi geleceği açısından da temel görevlerden birisidir.

Yeni örgütlenme arayışı

Türkiye sahasına ilişkin tarihsel kararların alınacağı kapsamlı bir parti kongresi ihtiyacı artık ertelenemez görünmektedir. Yakın dönemin deneyimleri göstermiştir ki yeni mücadele alanları yalnızca sloganlarla, açıklamalarla ya da dayanışma mesajlarıyla açılamamaktadır. Kalıcı sonuçlar, ancak yerleşik örgütlenmeler ve süreklilik kazanan mücadele biçimleriyle elde edilebilir.

Karadeniz’in yoğun ekolojik tahribatla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde, bölgenin kendi dinamiklerini ortaya çıkaracak örgütlenme araçları nelerdir? Demokratik düşüncenin bölgede kalıcı hale gelmesini sağlayacak yöntemler nasıl geliştirilebilir?

Benzer biçimde, gençliği hedef alan uyuşturucu ağları ve organize suç yapıları karşısında gençlik hareketi mücadele alanlarını yeniden tanımlamak zorundadır. Üniversiteler kadar mahalleler, liseler ve gençlerin gündelik yaşam alanları da yeni dönemin örgütlenme başlıkları arasında değerlendirilmelidir.

Mücadeleyi genişletmek

Ulusal kimlik açısından önemli bir toplumsal karşılık oluşturan Amedspor örneği de yeni dönemin örgütlenme anlayışı bakımından dikkat çekicidir.

Kulübün taraftar yapısı, futbol akademileri ve taraftar dernekleri; demokratik toplum perspektifi doğrultusunda örgütlenebildiği ölçüde yalnızca sportif değil, aynı zamanda toplumsal ve kültürel bir dayanışma ağına dönüşebilir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Asıl önemli olan, yeni dönemin demokratik ve devrimci mücadelesini yalnızca temsili siyasetle sınırlamayan bir anlayışın geliştirilmesidir. Kampanyalara, açıklamalara ve dayanışma faaliyetlerine dayalı siyaset tarzı; yerini toplumun ve doğanın karşı karşıya bulunduğu sorunlara doğrudan müdahale eden, yerel düzeyde örgütlenen ve kalıcı mücadele mekanizmaları kuran bir anlayışa bırakmalıdır.

Sonuç olarak HDK ve HDP deneyiminden devralınan DEM Parti’nin etrafında güçlü toplumsal direniş ağları oluşturulabildiği, bu ağlar kendi öz yeterlilikleriyle sürdürülebildiği ölçüde yeniden yapılanma gerçek anlamda sağlam bir zemine oturacaktır.

*DEM Parti İstanbul Milletvekili

Yarın: Yeniden Yapılanmanın Toplumsal Perspektifi: Komün

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Mühim olan mühimmat

Sonraki Haber

İktidara kâr, halka kanser!

Sonraki Haber

İktidara kâr, halka kanser!

SON HABERLER

12’inci Yargı Paketi Meclis’te kabul edildi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

İktidara kâr, halka kanser!

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Yeniden yapılanmanın sosyolojik zemini

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Mühim olan mühimmat

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

‘Kapatılmış’ anlatıyor: Toplamayın

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

12. Yargı Paketi: Geri çekilse de rafa kalkmadı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

15 Temmuz sonrası KHK rejimi ve eğitim emekçilerinin tasfiyesi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır