• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Afşin Aybar

1 Mayıs ve sınıfçılığı aşmak

27 Nisan 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Afşin Aybar, Manşet, Yazarlar

Türkiye ve Kuzey Kürdistan özgünlüğünde ele alındığında; 1 Mayıs’ın işçilerden ziyade, kadınlar, gençler, Kürtler, Aleviler, sermayenin azgın çıkarlarına karşı toprağını-suyunu savunan köylüler tarafından coşku ve kararlılıkla sahipleniliyor olması sınıf mücadelesinin dayanacağı kök-değerin ne olduğunu göstermektedir

Afşin Aybar

1886’da 1 Mayıs’ta polisin ateş açmasıyla 4 işçinin katledilmesi ve bunu protesto etmek için 4 Mayıs’ta gerçekleştirilen Haymarket mitinginde çıkarılan provokasyon bahane edilerek 4 işçi önderinin de idam edilmesiyle, toplamda 8 işçi katledildi. Bu, 1 Mayıs’ın enternasyonal bir değer olarak yükseltilmesine gerekçe olmuştur. Hayatını kaybedenlerin anısına 1889’da II. Enternasyonal’in Paris’te aldığı bir toplantıda Fransız bir işçinin önerisiyle 1 Mayıs Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü olarak kabul edildi. Ertesi yıl da işçilerin katılımıyla ilk kutlamalar yapıldı. Yüz yılı aşkın bir süredir 1 Mayıs dünyanın her yerinde işçi bayramı olarak kutlanmaktadır.

1 Mayıs Türkiye’de Üsküp, İstanbul gibi kentlerde yüzyılın başından itibaren kutlanmaya başladı. Dönem dönem yasaklansa da bu gelenek günümüze kadar sürmektedir. Sol-sosyalist, devrimci işçiler kendi örgütlülükleri olan DİSK’i (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 1968 yılında TÜRK-İŞ’ten ayrılarak kurdular. Bu tarihten itibaren dünyadaki gelişmelerle bağlantılı olarak sayıları yüzbinleri aşan kitlesel kutlamalar Türkiye’de de yapılmaya başladı. Bu dönemin gençlik hareketlerinin devrimci önderlerini ve şehitlerini anıyoruz. Onların da bu kitleselleşmede önemli bir payı vardır.

1 Mayıs 1977’deki kutlamalar kontrgerillanın müdahalesiyle resmi rakamlara göre 34, gerçekte ise çok daha fazla sayıda insanın ölümüyle sonuçlandı. Daha sonraki kutlamalarda da saldırı ve kayıplar olsa da, Türkiye’de 1 Mayıs 1977 hem kitlesellik hem de yaşanan kayıpların büyüklüğü bakımından sınıf mücadelesi tarihine geçti.

Sınıf mücadelesine özgü bu tarihsel hatırlatma bize toplumsal mücadelelerin diyalektiğini göstermesi bakımından önem taşıyor. Önder Apo komünalist bilinç ve komünü toplumsallığın ontolojik gerekliliği olarak belirliyor. Sınıf mücadelelerinin en güçlü yürütüldüğü dönemler ile işçi sınıfının günümüzdeki durumu arasında yapılacak kıyaslama, yapılan tespiti her yönüyle doğrulayacak veriler sunacaktır. Sınıf bilinci komünalizmden bağımsız ele alınabilecek bir konu değildir. 1 Mayıs’ı bir değere dönüştüren esas etken komünal birlik ve dayanışma tutumudur. 1 Mayıs’ın en az işçiler kadar farklı toplumsal özgürlük güçleri tarafından da sahipleniliyor olması, hangi mücadele sahasında olursa olsun yaratılan değerlerin o kesimle sınırlı kalmadığını gösterir. Hem Avrupa’da hem de Türkiye’de işçilerin mücadele değeri yaratabildikleri dönemler geleneksel kalıplarla da olsa komünal değerleri hâlâ taşıdıkları dönemlerdir.

1 Mayıs 1886’da 8 saatlik iş günü talebiyle düzenlenen eylemde, ırkçılığın sonraki yüzyılda da devam edeceği ABD’de, siyahlarla beyaz ve melez işçiler yan yana meydanda bulunuyordu. Oysa bugün hem Türkiye’de hem de dünyada işçi sınıfı arasında vahim düzeylere varan şovenist milliyetçilik yaygın halde. Göçmen karşıtlığı şovenizmin en vahşi suretlere bürünmesinin nedeni.

Göstergeler kimi gerçekleri açığa çıkarıyor. Görünürlük kazanan esas husus; işçi sınıfını devrimci kılan kök değerin sınıf bilinci değil komün bilinci olduğudur. Devletçi sistemin yol açtığı tüm sorunlar nasıl ki bir mücadele gerekçesi ise sınıf ayrımına dayalı sistem var olduğu sürece devam edecek olan emek sömürüsü de bir mücadele gerekçesi olmaya devam edecektir. Fakat bu her şeyden izole edilmiş bir sınıfsallığa ve dahil olunan sınıf çıkarlarına odaklı olmak yerine, toplumsal var oluşun yani insan olmanın hayati koşulu komünal bilinçle mümkün olacaktır. Son tahlilde sınıf bilinci denen farkındalığı yaratan esas etken de komünalizmdir. Komünalizmin sistem içinde eridiği koşullarda işçi ve emekçiler kadın katliamlarına, doğa kırımına, savaş politikalarına, militarizm ve ırkçılığa dayalı olarak yürütülen ve toplumu günden güne çürüten özel savaş politikalarına kör bireyler toplamına dönüşmektedir. Türkiye’de sanayi proletaryası, devletin tekçi politikalarıyla bağlantılı olarak kendi topraklarından uzaklarda, güvencesiz ağır koşullar altında çalışmaya itilen mevsimlik tarım işçisi Kürtlerin yaşadıklarına neden bu kadar duyarsızdır? Çünkü ağır bir sömürüyle birlikte türlü türlü haksızlıklara, faşist saldırılara maruz kalan Kürtlerle aynı yerde durmasına karşın Kürtleri duyumsayamayacak kadar topluma yabancılaştırılmıştır. Kadın katliamlarına karşı politik-ideolojik bir tavır geliştiremiyor olması, hatta böyle bir tavır geliştirmenin ihtiyacını bile hissetmiyor olması da aynı sebepten ötürüdür.

Diyalektik, düşüncenin ve toplumsal varlığın gelişiminin eleştirel-özeleştirel sorgulamaya muhtaç olduğunu söyler bize. 2026’nın 1 Mayıs’ını karşılarken, işçi sınıfının mevcut durumuna dönük eleştiriler de bu bağlamda anlaşılmalıdır. Türkiye ve Kuzey Kürdistan özgünlüğünde ele alındığında; 1 Mayıs’ın işçilerden ziyade, kadınlar, gençler, Kürtler, Aleviler, sermayenin azgın çıkarlarına karşı toprağını-suyunu savunan köylüler tarafından coşku ve kararlılıkla sahipleniliyor olması sınıf mücadelesinin dayanacağı kök-değerin ne olduğunu göstermektedir. İşçi sınıfı komünalist bilinç ve toplumsal duyarlılıkla politik mücadelenin içinde yer aldığında sahip olduğu potansiyeli aktifleştirecek ve bir özgürlük dinamiğine dönüşecektir.

1 Mayıs, devletçi sistemin tüm engellemeleri karşısında toplumsallaşarak evrensel bir değere dönüşebildi. Sendikalaşma oranı %15 gibi çok düşük bir düzeyin altındayken, sendikalar bu haliyle sömürü sistemine karşı mücadele yerine muhafazakarlığın odağına dönüşmüşken, canına mal olacak koşullar altında kendi haklarını bile savunamaz hale getirilen işçilerin durumu gözler önündeyken; çözümü, onlarca yıllık klişelere sarılarak slogan atmanın çok ötesinde ve derinlerde aramanın zaruri olduğu görülmek durumundadır. 1 Mayıs nasıl ki salt bir sınıfa ait olmaktan çıkıp daha zengin anlamlar yüklendiyse, işçi sınıfı da sınıfçılık kabuğunu yırtıp demokratik emek konfederalizmi bilinciyle toplum içine karıştıkça özgürlüğe kanatlanacaktır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

1 Mayıs demokratik sosyalizm bayramı

Sonraki Haber

Sayın Öcalan’ın özgürlüğü neden önemli?

Sonraki Haber

Sayın Öcalan'ın özgürlüğü neden önemli?

SON HABERLER

Beyaz Saray’da İran toplantısı: Açıklamayı Trump yapacak

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Amed Tiyatro Festivali 6’ncı gününde devam etti

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Rojwelat Kızmaz’a ne oldu?

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Algı, manipülasyon ve hakikat mücadelesi: Sayın Öcalan üzerinden yürütülen görünmeyen savaş

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Kürt’ün devletle, kadının erkekle diyalogları  

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Dil bilimci Tan: Kürtçe için güçlü bir mücadele şart

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Sayın Öcalan’ın özgürlüğü neden önemli?

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır