• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
28 Nisan 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Sayın Öcalan’ın özgürlüğü neden önemli?

27 Nisan 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Forum, Manşet

Sayın Öcalan 27 yıldır tutulduğu tek kişilik zindan ve ağır tecrit koşullarına rağmen, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun barışçıl çözümü için insanüstü bir çabanın sahibi olmuştur. Kürt sorunu gibi çetrefilli bir sorunun barışçıl çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin kolay olmadığı bilinmektedir

Seyithan Akyüz

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2025’te Meclis sıralarında DEM Partili vekillerle selamlaşıp startını verdiği ve ardından Sayın Öcalan’ın 27 Şubat’ta yayımladığı Barış ve Demokratik Toplum manifestosuyla başlayan sürecin üzerinden neredeyse 1,5 yıl geçti. Bu sürecin birinci aşaması PKK’nin kendini fesih edip, bir mücadele yöntemi olarak silahı bıraktığını deklare etmesiydi. Kısa bir sürenin ardından Sayın Öcalan’ın çağrısıyla 5-7 Mayıs tarihinde PKK 12. Kongresini toplayarak bu çağrıya olumlu cevap vermiş, kendini fesih ettiğinin kararını alarak bundan sonraki dönemde bir mücadele yöntemi olarak silahı bıraktığını tüm dünya ve Türkiye kamuoyuna deklare etmiştir. Bununla da sınırlı kalmayan Kürt tarafı 11 Temmuz 2025 tarihinde kendilerini Barış ve Demokratik Toplum Grubu’ olarak adlandıran 30 kişilik bir gerilla grubu Güney Kürdistan’da silahlarını yakarak, başlayan bu sürece girmeye hazır olduklarını açıklamışlardır. Bu aynı zamanda bir iyi niyet beyanı olarak da kamuoyu tarafından anlaşılmış ve sürecin birinci aşamasının tamamlandığının göstergesi olarak herkesçe kabul görmüştür. Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun barışçıl çözümünü hedefleyen bu süreçte Kürt tarafı üzerine düşen sorumlulukları fazlasıyla yerine getirirken, devlet tarafından beklenen adımların atılmaması sürecin ağır aksak yürümesini beraberinde getirmiştir. Zira yapılması gereken tez elden ikinci aşamaya geçilmesiydi. İkinci aşamanın en önemli ayağı da yasal adımların atılması olarak hedeflenmişti. Bu yasal adımların en önemli kısmı da Sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşullarının sağlanmasıydı. Türkiye ve dünya demokratik kamuoyu ile Kürt halkının talep ve beklentisi devletin zaman yitirmeksizin bu yasal adımları atmasına dönüktü. Özellikle Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sürecin ilerlemesi için kritik eşik olarak ortada durmaktadır. Ama üzülerek belirtelim ki hem devlet tarafı, hem de bazı dost çevreler Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü sıradan ve bireysel bir talep olarak görmekte ısrar etmekteler. Hatta Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden Kürt ve demokratik çevreleri” Öcalan’ın özgürlüğünü Kürt sorununun çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin önüne koyuyorsunuz” diyerek eleştirmektedirler. Peki bu talep gerçekten söz konusu çevrelerin dedikleri gibi midir? Yani Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep etmek söylendiği gibi bireysel midir? Bunun böyle olmadığı ortadadır. Kaldı ki Sayın Öcalan’ın da özgürlüğü bireysel değil, toplumsal bir olgu olarak ele aldığını bilmeyen yoktur. Buna rağmen böyle yaklaşmak meseleyi en hafif tabiriyle anlamamaktır. Zira Öcalan’ın özgürlüğü önemlidir çünkü kendisi bu sürecin başat aktörü durumundadır.

‘İnsanüstü bir çabanın sahibi’

Gerek bundan önceki süreçlerde, gerekse bu son süreçte olsun Sayın Öcalan’ın etkisi hayati bir pozisyonda olduğu tartışma götürmez bir gerçekliği ifade ettiği tecrübeyle sabittir. Geriye dönüp bu süreçler objektif bir şekilde analiz edildiğinde bu hakikati görmek zor değildir. Çünkü Sayın Öcalan 27 yıldır tutulduğu tek kişilik zindan ve ağır tecrit koşullarına rağmen, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun barışçıl çözümü için insanüstü bir çabanın sahibi olmuştur. Kürt sorunu gibi çetrefilli bir sorunun barışçıl çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin kolay olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle başlayan bu ve benzeri süreçlerde dönem dönem kriz ve hatta çözüm masalarının dağıldığı görülmüştür. Başka bir ifadeyle rayından çıkan barış ve demokratikleşme  süreçlerinin tekrardan rayına oturtulması Sayın Öcalan’ın ortaya koyduğu iradeyle olmuştur. Siyasi öngörü ve teorik birikimiyle yaşanan tıkanmaları aşan Sayın Öcalan’ın bizzat kendisidir. Bunu salt kendi örgütüne değil, devletin bu konuda yaşadığı tıkanmaların aşılmasında da önemli bir rolü olmuş ve sürecin bugüne gelmesini sağlayan başat aktör olmuştur. Bu nedenlerle Sayın Öcalan’ın özgürlüğü sıradan bir mesele değil, sürecin nihayete kavuşmasında olmazsa olmaz bir niteliğe sahiptir. Yani eğer sürecin ilerlemesi ve hedefine ulaşması isteniyorsa, bu başat aktör olan Sayın Öcalan’ın özgürlüğü olmadan mümkün olmayacaktır.

‘Sayın Öcalan kişi değil, bir halkın Önderidir’

Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü önemli kılan bir diğer neden, kendisinin bir kişi olmayıp, bir halkın Önderi olmasıdır. Hangi halkın? Kürt halkının ulusal Önderidir. Tüm dünya ve Türkiye kamuoyu, Sayın Öcalan’ın Kürt halkının ezici bir çoğunluğu tarafından Ulusal Önder olarak gördüğünü bilip kabul etmektedir. Sayın Öcalan’ı salt onun fikriyatını benimseyenler değil, fikriyatına mesafeli olanlarında onu Ulusal Önder olarak gördüğü bilinmeyen bir sır değildir. Hatta geliştirdiği özgürlükçü paradigmayı Kürtler dışında başka halklardan da hatır sayılır insanların da benimsediği düşünüldüğünde Sayın Öcalan’a halklar önderi demekte yanlış olmayacaktır. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın özgürlüğü ilk elden yapılması gereken şeydir. Halkıyla böylesine bütünleşmiş bir Önder’i tutsak bırakarak o halkın yaşadığı soruna çözüm bulmaya çalışmanın iyi niyetli görülmeyeceği bilinmek durumundadır. Nitekim tarihte yaşanan benzer tüm ulusal sorunların çözüm süreçlerinde ilk yapılan şey, o halkın Önder olarak gördüğü kişilerin özgür yaşam ve çalışma şartlarının düzeltilmesi olmuştur. Çözüm süreçlerinin sağlıklı yürütülmesi ve istenilen hedefe ulaşılmasında bu adımın rolü belirleyici olduğu görülmüştür. Bu gerçeklikten hareketle Sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma şartlarına sahip olması bir gerekliliktir.

‘Özgürlüğü demokratikleşmenin anahtarıdır’

Bilindiği gibi Cumhuriyet’in kuruluşundan beri devletin ikili karakterinden bahsedilir. Birincisi norm devleti, ikincisi norm dışı devlet olarak bilinir. Ama kısa bazı dönemler dışında devlette hakim olan hep norm dışı devlet olmuştur. Norm dışı devlet dediğimiz şey de, hak-hukuk ve kural tanımayan devlet demektir. Norm dışı devletin kendini iktidarda tutma taktiği ise, devlet ve topluma karşı suni düşman yaratmadır. Bununla toplum da bir korku iklimi oluşturarak toplumun hak-hukuk ve özgürlük taleplerinin önüne set çekilmiştir. Devletin hukuk sistemi ve siyaset biçimiyle düşünüş yöntem buna hizmet edecek şekilde dizayn edilmiştir. Yani toplum ne zaman demokrasi ve adalet talebinde bulunsa, yaratılan bu suni düşmanda yararlanır propagandası yapılarak toplumun bundan vazgeçmesi sağlanmıştır. Cumhuriyet tarihinin ilk anlarından bu yana düşman olarak gösterilen de  Kürtler ve Kürtlerin haklarını savunan liderleri olmuştur. Norm dışı devletin son elli yıldır düşman olarak gösterdiği ise Kürt Özgürlük Hareketi ve Sayın Öcalan’dır. Bu süreçteki tüm anti-demokratik uygulama ve hak ihlallerinin gerekçesi hep bunlar olmuştur. Bu nedenle önemli mücadele örneklerine rağmen, bu gerçeklik doğru anlaşılmadığından hep akamete uğramıştır. Dolayısıyla Sayın Öcalan’ın özgürlüğü demokrasi ve özgürlükleri açacak olan bir kilit niteliğindedir. Sonuç olarak Sayın Öcalan’ın özgürlüğü, bireysel bir talep değildir. Toplumun hak-hukuk ve özgürlük talebidir. Yine bir halkın gasp edilen haklarının iade edilmesidir. Bunun yanı sıra Türkiye’nin kilitlenmiş demokratik yapısını açan anahtar olacaktır. En önemlisi Türkiye halklarının barış içinde bir arada yaşamasını sağlayacak bir adımdır. Bu nedenle dar yaklaşım ve anlayışları bir kenara bırakmalı ve Sayın Öcalan’ın özgür yaşam ve çalışma koşulları gecikmeksizin sağlanmalıdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

1 Mayıs ve sınıfçılığı aşmak

Sonraki Haber

Dil bilimci Tan: Kürtçe için güçlü bir mücadele şart

Sonraki Haber

Dil bilimci Tan: Kürtçe için güçlü bir mücadele şart

SON HABERLER

Beyaz Saray’da İran toplantısı: Açıklamayı Trump yapacak

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Amed Tiyatro Festivali 6’ncı gününde devam etti

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Rojwelat Kızmaz’a ne oldu?

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Algı, manipülasyon ve hakikat mücadelesi: Sayın Öcalan üzerinden yürütülen görünmeyen savaş

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Kürt’ün devletle, kadının erkekle diyalogları  

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Dil bilimci Tan: Kürtçe için güçlü bir mücadele şart

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Sayın Öcalan’ın özgürlüğü neden önemli?

Yazar: Yeni Yaşam
27 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır