• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
5 Temmuz 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

1915+1+?-Pakrat Estukyan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
12 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Türkiye’de tarih ve toplumsal siyaset birbirlerini şekillendiren iki olgudur. İmparatorluktan cumhuriyete geçişte, çok başarılı kurgulanmış bir tarih sunumu, aynı zamanda toplumun ortak değerlerini de biçimlendirir. Çok partili rejime geçildikten sonra genel bir tanımla sağcı partilerin her seçimden başarı ile çıkmalarının arkasındaki toplum yapısını irdelemekte fayda var.

20. yüzyılın ilk çeyreği, bütün Osmanlı ülkesinde, imparatorluğun tebaası olan bütün halklar için çok önemli ve yaşamsal fırtınaların yaşandığı bir dönem oldu. Kuzey Kafkasya’dan gelen Abhaz, Adige, Kabartay, Ubıh gibi Çerkez boyları henüz devletin himayesini yaşamamıştı. Açlık ve yoksullukla baş etmeye çalışmaktaydılar.

Balkan bozgunu kaybetmenin, yenilmişliğin, tükenmenin bir diğer boyutu olarak toplumda psikolojik bir yıkım yaratırken, yerini, yurdunu, işini, kurulu düzenini bırakıp yollara düşen, hırpalanan, örselenen, en önemlisi de moral çöküntüsü yaşayan onca insanın ikameti, barınması, doyması yıkılma aşamasına varmış bir devletin karşılayabileceği şeyler değildi.

***

‘Agos’ gazetesi kurucusu ve genel yayın yönetmeni Hrant Dink’in 19 Ocak 2007 tarihinde, gazetesinin önünde öldürülmesinin ardından gazeteci Robert Fisk bu cinayeti 1,5 milyon + 1 olarak tanımlamıştı. Burada Ermeni Soykırımı’nda katledilen 1,5 milyon insandan sonra, bir Ermeni aydının daha aynı saiklarla öldürüldüğü vurgulanmaktaydı.

Gerçekten de Dink’in katline giden süreç incelendiğinde bu tanımın gerçekliği su götürmez. Ancak konuya Türkiye tarihi bağlamında baktığımızda aynı 1,5 milyona ekleyebileceğimiz pek çok kurban olduğunu da görebiliriz.

Örneğin 15 kara saplı bıçak ile katledilip Karadeniz’in karanlık sularına atılan komünist 15’leri anabiliriz. Dersim dağlarında bombalanan, mitralyöz ateşleri ile zehirli gazla topluca katledilen binlerce insanı anabiliriz.

Van Özalp’ta ‘33 kurşun’ olarak zihnimize kazınan katliamı, Maraş’ta öldürülen yüzlerce Alevi’yi, 1977 1 Mayıs’ında yitirilen canları, Sivas Madımak Oteli’nde vahşi bir kitlenin ateşe verdiği insanları, Roboski bombalamasında yitenleri, Suruç ve Ankara katliamları kurbanlarını da hesaplamamız gerekiyor.

Kurbanlar Ermeni, Süryani, Kızılbaş, Kürt, Alevi, sosyalist, Arap olarak farklı zamanların ötekileştirilenlerinden oluşan bir çeşitlilik gösteriyor. Aynı şekilde Topal Osman misali yerel çetelerden ülkücü güruhlara, MİT, CIA ajanlarından JİTEM hücrelerine, itirafçılara, IŞİD militanlarına kadar tetikçiler de çeşit çeşit. Ancak tüm bunları Ankara’da, kapalı kapılar ardında tertipleyen, tezgâhlayan, sonuçlarını değerlendiren ve yönlendiren fail hep aynı kaldı.

Fail bu suçlarına toplumsal destek sağlamak üzere basını koordine eden, cezasızlığı sağlamak üzere yargıyı adaletin değil de ‘milli çıkar’ların hizmetinde konumlandıran, çıkardığı yasalarla faşizmi milli bir iklim haline getiren, ülkenin egemeni konumundan asla geri adım atmadı.

Soykırım gibi ağır bir suçun üzerinde temellenen yapının, tarihi boyunca bu suç mahallinden uzaklaşamadığı, zaman yolculuğunda uğradığı duraklarda suçunu güncellediği yaşanarak deneyimlenmiş bir gerçek olarak duruyor karşımızda. ‘Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin 10 Şubat Pazar günü yaptığı sempozyum, meselenin bu boyutu ile değerlendirilmesi gereğini yalın bir şekilde ortaya koyacak veriler sundu. Ülkede hiçbir vahşet tekil bir suç değil, ilmek ilmek örülen siyasi ve ahlaki iklimin farklı bir tezahürü.

***

Günümüzün en önemli özelliği ise bu bir asırlık devlet politikasının ilk kez bu denli açık, bu denli insanların gözüne sokulacak şekilde uygulanması. Bu cüretin arka planında ise izlenen siyasetin küresel ölçekte kabul görmesi var. AİHM yargıçlarının Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında üç maymunu oynaması, Roboski başvurusunun ardından Cizre bodrumlarında yaşanan insanlık dramını görmezden gelmesi ancak bu baskı ve şiddet ikliminin, henüz kendi ülkelerinde olmasa da Türkiye’de desteklendiği anlamını taşıyor.

Bizim çıkaracağımız ders ise yoldaşından başka kimseye, hele hele Avrupa’ya asla güvenmemek olmalı. Bu dersi 1885 yılında Vanlı Khrimyan Hayrig’den dinledik de aydığımızı, uyandığımızı ne yazık ki söyleyemiyoruz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Kürtlerin yerinde kim olsa çatlardı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Kürt sorununun en yaygın ve yoğun olarak tartışıldığı bir dönem yaşanıyor. Bundan önceki süreçlerde Kuzey Kürdistan için çözümler tartışılıyordu, bugün...

Mizah halkı güldürür, diktatörü ürkütür

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Deniz Göktaş Erdoğan’a hakaret ettiği için tutuklandı. Hakaret nedir? Hakaret öfkeyle yapılır. Kişiye kızarsın, kızgınlıkla küfredersin. Yani kişilik hakkına girmiş...

‘Top yemi’, NATO ve Cheap Soldier

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Her zaman yoksulların öldüğü, zenginlerin kazandığı bir şeydir savaş ve sırf bunun için icat edilmiş bir deyim bile var: Top...

‘Ya onurunuz ya sağlığınız diye ikilemde bırakılmak…’

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Ağırlaştırılmış müebbet almamış yüzlerce arkadaşımız günde sadece 1 saat havalandırmaya çıkarılarak ağır tecride maruz bırakılıyor. Zaten idarece açılan kurslara da...

NATO

Yazar: Yeni Yaşam
4 Temmuz 2026

Uzun süredir, sözünü kâğıda aktarmanın anlamsızlığını, karşılıksızlığını düşündüren bir hal var. Bilmem sizler de yaşıyor musunuz bunu? Sanki her şey...

NATO’ya kırmızı halı…

Yazar: Yeni Yaşam
4 Temmuz 2026

Havalar sıcak mı sıcak… Haziran bu yıl her zamankinden daha zalim geçti. Asfalt eriyor, caddelerde buğu yükseliyor, bedenler bir damla...

Sonraki Haber

Umudum var bulacağım

SON HABERLER

DEM Parti: Kuyu tipi cezaevleri kapatılsın

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Gazeteci Berfin Ay gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Yerinden edilen Serêkaniyêlilerden güvenli dönüş talebi

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Kürt Sinema Çalıştayı’nda inisiyatif kurma kararı

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Dilovası İşçi Katliamı aileleri: 7 canımıza mal olan bir imzanın bedeli 6 gece olamaz

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Gimgim’da JES nöbeti 64’üncü gününde

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Halil Çiçek’in taziyesine kitlesel ziyaret

Yazar: Yeni Yaşam
5 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır