Okuma yazma bilmeden girdiği cezaevinden 30 yıl sonra yazdığı 11 Kürtçe kitapla çıkan Hamit Adiman, ‘Dil bir ulusun kimliğidir; varlık yoksa dil de yoktur, dil yoksa varlık da yoktur’ dedi
Mersin’de 1994 yılında gözaltına alınan ve Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından müebbet hapis cezası verilen Hamit Adiman, 30 yıllık tutsaklığın ardından 8 Kasım 2024 tarihinde tahliye oldu. Mersin, Konya, Dîlok (Antep) ve Şakran cezaevlerinde geçen 30 yılın sonunda serbest bırakılan Hamit Adiman, adını dahi yazmayı bilmeden girdiği parmaklıkların ardından ana dilinde 11 kitap kaleme alarak özgürlüğe adım attı. 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı dolayısıyla ajansımıza konuşan Hamit Adiman, dilin bir halkın varoluş mücadelesindeki stratejik önemine dikkat çekti.
‘Dil bir ulusun kimliğidir’
Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, bir halkın dünyadaki tanınmışlık düzeyiyle doğrudan ilgili olduğunu belirten Hamit Adiman, “Dil bir ulusun kimliğidir. ‘Eğer dilini okumazsan, dünyada tanınmazsın’ denilir. Dil varoluşun temelidir; varlık yoksa dil de yoktur, dil yoksa varlık da yoktur. Bunlar birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Mademki Kürtler vardır, o halde dilleri de var olmalıdır” dedi.
‘Kürt aydınlarının sorumluluğu’
Kürt yazar ve aydınlarının ana dilde üretim yapmamasını bir “eksiklik” olarak nitelendiren Hamit Adiman, aydınlara şu çağrıda bulundu:
“Birçok yazarımız, aydınımız var ama çoğu Türkçe yazıyor. Neden başka dillerin hamallığını yapıyorsun? Kendi dilini halkının arasına taşı. Kürt aydınlarının artık Kürtçe yazması, Kürtçe okuması ve kendi ulusuna bu şekilde hizmet etmesi gerekir. Eskiden anne ve babalarımız dillerinden utanırdı, saklardı ama şimdi öyle değil. Artık dil üzerindeki baskılar bizim için bir ders olmalı.”
‘Tüm emeğimi Kürtçe’ye verdim’
Ana dilde eğitim hakkının devletin lütfuyla gelmeyeceğini, toplumsal mücadeleyle kazanılacağını vurgulayan Hamit Adiman, cezaevi sürecindeki deneyimlerinden yola çıkarak şunları söyledi:
“İktidar devletin elindedir ve devlet kendi rızasıyla Kürtlere dil hakkı vermez. Irak’ta da, İran’da da, Türkiye’de de böyledir. Mücadele ne kadar güçlüyse, dil de o kadar özgürleşir. Kimse senin evine gelip ‘dilini öğren’ demez. Ben cezaevine girdiğimde Türkçe bilmiyordum, orada çok zorluk çektim. Ama tüm emeğimi Kürtçe’ye verdim; orada okudum, orada yazdım.”
‘Her Kürt kendi dilini konuşmalı’
15 Mayıs 1932’de Celadet Ali Bedirxan tarafından çıkarılan Hawar dergisinin Kürt dili için bir milat olduğunu hatırlatan Hamit Adiman, son olarak şu mesajı verdi: “Dil bayramını kutlamak sadece panellerle sınırlı kalmamalı. Dil her gün yaşamalıdır. Teknolojinin dili erittiği bir çağdayız; biz ise teknolojiyi dilimizin hizmetine sokmalıyız. Her Kürt evde, sokakta, her yerde kendi dilini konuşmalıdır. Diline sahip çıkan herkese selam olsun.”
Haber: Ekrem Tunçoğlu / MA









