• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Mart 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kaşıkçı cinayeti ve Almanya

24 Ekim 2018 Çarşamba - 00:09
Kategori: Yazarlar

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın hunharca katledilmesi, Alman kamuoyunun da ilgisini çekmeye devam ediyor. Oluşan kamuoyu ilgisi, doğal olarak Alman siyasetini pozisyon almaya zorluyor. Liberal ve sol-liberal medya Federal Hükümetin S. Arabistan politikalarını değiştirmesini talep ederken, muhafazakâr basın konuyu “iktisadî ve siyasî çıkarlarımız” penceresinden ele alıyor. Aslına bakılırsa muhafazakâr medyanın sol-liberallerden daha tutarlı olduğu söylenebilir, çünkü belirleyici olanın çıkarlar olduğunu açıkça ifade ediyor.

S. Arabistan, Alman emperyalizminin Ortadoğu politikaları açısından yaşamsal önem taşıyan bir ülke. O nedenle Alman devleti Vâhhabî despotlarını “stratejik partner” seviyesinde görüyor. Kaldı ki S. Arabistan, Alman silah tekellerinin Cezayir’den sonra en fazla silah sattığı ikinci ülke. Sadece 30 Eylül 2018’e kadar verilmiş olan silah ihracatı izinleri toplam 416,4 milyon euro tutarında.

Sadece o da değil: Suudi askerî-sınaî kompleksi Rheinmetal menajerlerinin aktif desteği ile yeniden şekillendirilirken, başta Siemens olmak üzere önde gelen Alman teknoloji tekelleri Suudilere modern istihbarat teknolojileri satıyorlar. Örneğin Münih’te bulunan Rohde&Schwarz şirketi Suudi devletine elektronik postaları, internet telefon görüşmelerini ve sosyal medya iletişimini kapsamlı bir biçimde gözlemleyen, dosyalayan ve değerlendiren bir sistem sattı.

Suudi devletinin baskı aparatı Alman tekellerince en modern istihbarat teknolojileriyle donatılırken, istihbarat elemanları da Alman polis ve istihbarat teşkilatlarınca eğitiliyor. Federal Polis Teşkilatı BKA 2009’dan bu yana Suudi İçişleri Bakanlığı ve İstihbarat Genel Müdürlüğü GID’nin personelini “terörizmle mücadele metotları” üzerine eğitiyor. Suudi polis müdürleri 2013’den bu yana BKA’nın Wiesbaden’deki eğitim tesislerinde “terörle etkin mücadele yöntemleri” eğitimini alıyorlar.

O açıdan Alman politikacılarının “üzüntülüyüz, Kaşıkçı cinayeti hemen aydınlatılmalı” açıklamaları timsah gözyaşlarından ibaret. Solliberal basının ve reformist solun “Almanya Suudilere silah satışını askıya alsın” talepleri ise, sadece naiflik değil, aynı zamanda Alman emperyalizminin Ortadoğu politikalarının asıl gerekçesinin üstünü örtmeye ve bu politikaları meşrulaştırmaya yarayan kullanışlı aptallıktır.

Ortadoğu’daki hegemonya mücadelesinin bir parçası olan bu cinayet, başka bir anlamda da önemli bir değişimin göstergesi. Şöyle ki; Suudi despotlarının Müslüman Kardeşler veya İhvan örgütünü baş düşman olarak gördükleri ve İhvan’ın en önemli destekçileri olan Katar ve Türkiye’yi ekarte etmek istedikleri biliniyor. Cinayetin bilhassa Türkiye’de işlenmiş olması ikili sinyal olarak algılanmalıdır: İhvan destekçilerine “sizi zora sokarız”, kendi muhaliflerine ise “nereye giderseniz, orada vururuz” mesajları veriliyor.

Riyad bu çerçevede İhvan’ı yok etmek veya en azından zayıflatmak için hesaplanabilir bir risk aldı. Olası yaptırımlar söz konusu olduğunda, zaten her gün onlarca kafa kesen rejim, rahatlıkla kurban edeceği bazı “sorumluları” mahkeme önüne çıkarabilir ve Batı kamuoyunun gözünü verilecek “ağır cezalarla” boyayabilir, ki ABD ve AB’nden böyle yapıldığı takdirde “hoşnut olunacağı” sinyalleri veriliyor bile.

Ancak kanımızca cinayetin gösterdiği asıl önemli olan nokta, emperyalist güçlerin dünya çapında burjuva hürriyetlerinin korunmasına artık gereksinim duymadıklarının ve muhalif kesimlerin dünyanın hiç bir yerinde güvende olmayacaklarının ilânıdır. Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkeler “Demokratörlük Çağının” laboratuvarları olmuşlardır. Laboratuvarda başarılı olan deneyler, her yerde uygulamaya sokulacaklardır.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kürdistan’da bir şato var!.. Gitmesek de görmesek de

Sonraki Haber

Cegerxwîn ile anılar

Sonraki Haber

Cegerxwîn ile anılar

SON HABERLER

Leyla Zana Salih Müslim’in cenaze törenine katılacak

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Türkiye’nin güvenliğinin hakikati

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Demokratik İslam ve komünalitenin yılmaz savunucusu: Ebu Zer

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Her şey iç içe

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

İran: Demokrasi, güvenlik ve kimlikler arasında sıkışmış bir ülke

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

‘Kürt partiler halkı korumak istiyor’

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Refah şovenizmi eyaleti

Yazar: Yeni Yaşam
13 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır