• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Ağustos 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Kök salmadan dal verilmez

10 Ağustos 2026 Pazartesi - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Bir binaya bakan herkes pencereleri görür; ama yapıyı taşıyan kolonlar çoğu zaman gözden kaçırılır. Bugün bu masanın kurulabilmesinde, bu zeminin oluşabilmesinde belirleyici rol oynayan siyasal iradeyi ve tarihsel etkisini yok saymak, sürecin gerçek mimarisini eksik okumaktır

Dilan Kunt Ayan

Tarihte bazı anlar vardır; onları yalnızca bugünün tartışmalarıyla değil, yarının ihtimalleriyle okumak gerekir. Çünkü bazı adımlar, vardıkları yer kadar açtıkları yolu da değiştirir.

Meclis’te görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, 27 Şubat çağrısının ardından Meclis’in attığı ilk yasal adımdır. Bu yönüyle yalnızca bir kanun teklifi değildir; çatışmadan siyasete, inkârdan diyaloğa, kapanmış kapılardan yeniden açılan koridorlara geçişin hukuki eşiğidir.

Türkiye daha önce de çeşitli süreçler yaşadı. Güvenlik politikalarının gölgesinde idari tedbirler konuşuldu, kimi yasal düzenlemeler yapıldı. Ancak o düzenlemeler, diyalogun kurmadığı masalarda hazırlandı. Müzakerenin olmadığı yerde yasa, çoğu zaman toprağa atılmış ama su verilmemiş bir tohuma benzer; kâğıt üzerinde vardır ama hayata kök salamaz.

Bu teklifin farkı tam da buradadır.

27 Şubat’tan bu yana yaşanan süreç, yalnızca sembolik temaslardan ibaret değildi. Farklı kanallarda yürütülen görüşmeler, karşılıklı değerlendirmeler ve uzun müzakere trafiği, bu aşamaya getirdi. Bu teklif, tek taraflı hazırlanmış bir idari düzenleme değil; farklı aktörlerin yürüttüğü temasların, tartışmaların ve arayışların süzülerek geldiği bir çerçevedir. Bu nedenle metni yalnızca satırlarıyla değil, oluştuğu siyasal zeminle birlikte okumak gerekir. Çünkü böylesi süreçlerde metinler, yalnızca hukukçuların kaleminden değil, aynı zamanda müzakerenin biriktirdiği tecrübeden doğar.

Bugün bu teklifin altında farklı siyasi partilerden milletvekillerinin imzasının bulunması, sayısal bir ayrıntı değildir. Bu, uzun yıllardır birbirine yalnızca kürsülerden seslenen siyasetlerin aynı metnin etrafında ortak bir zemin kurabilmesidir. Bu nedenle teklifin değeri yalnızca maddelerinde değil, oluşma biçimindedir. Çünkü demokratik siyaset, çoğu zaman sonuçlardan önce yöntemlerde kendini gösterir.

Elbette bu metnin eksikleri vardır. Bizim de kavramsal olarak itiraz ettiğimiz, daha kapsayıcı ve demokratik bir dille kurulmasını arzu ettiğimiz yönleri bulunmaktadır. Bazı ifadelerin geçmişin güvenlikçi dilini taşıdığı açıktır. Ancak bir metindeki her kavramı onaylamadan da, o metnin açtığı siyasal imkâna sahip çıkılabilir. Çünkü bazen önemli olan, tartışmanın silahın diliyle değil, siyasetin diliyle yapılabilir hâle gelmesidir.

Tam da bu nedenle kadınların bu süreçteki rolünü ayrıca vurgulamak gerekir. Kadınlar, yaşamdan yana duruşları, değişim ve dönüşüme açık politik akılları ve toplumsal mücadele içindeki deneyimleriyle demokratikleşmenin en güçlü taşıyıcılarından biridir. Demokratikleşme sürecinin büyütülmesi ve kalıcılaştırılması açısından kadınların özneleşmesi, yalnızca bir temsiliyet meselesi değil, aynı zamanda dönemin öncü demokratik gücünün açığa çıkarılması meselesidir.

Bir kesim bu yasayı kökten reddediyor. Oysa bu reddiye, çoğu zaman metne değil, sürecin kendisine yöneliktir. Çünkü bu yasa, siyasetin imkânını kabul ediyor. Ölümün rutinleştiği bir ülkede, diyalog ihtimalini küçümsemek kolaydır; ama tarihin yönünü belirleyenler, çoğu zaman o ihtimali ciddiye alanlardır.

Bir başka tutum ise daha karmaşıktır. Sürece açıkça karşı çıkmıyor; yasayı da bütünüyle reddetmiyor. Fakat onu sahiplenmekten özellikle kaçınıyor. Destek ile mesafe arasında kurulan bu siyaset, çoğu zaman ilkesel görünse de, geçmişte demokratik alan daraltılırken gösterilen sessizlikle birleştiğinde inandırıcılığını zayıflatıyor. Dün siyasetçilerin cezaevine gönderilmesine giden yolların taşlarına ekleme yapanların, bugün o cezaevlerini gerekçe göstererek sürecin samimiyetini sorgulaması, toplumsal hafızada derin bir çelişki olarak duruyor. Aynı şekilde, demokratik siyasetin alanı daraltılırken sessiz kalanların, bugün o alanın genişlemesini yalnızca eksikler üzerinden tarif etmesi, haklı eleştirinin gücünü de gölgeliyor. Çünkü bazı itirazlar, gerçekten eksikleri gidermek için değil; ortak bir geleceğin yükünü omuzlamadan, o geleceğin kıyısında görünmek için dile getiriliyor.

Bir başka eleştiri ise yasanın kapsamına ilişkindir. “Neden Kürt sorununun bütün başlıkları bu metinde yer almıyor? Neden eşit yurttaşlık, anadil, yerel demokrasi ve diğer temel demokratik talepler bu yasada düzenlenmiyor?” soruları soruluyor.

Bu soruların önemli olduğunu inkâr etmek mümkün değildir. Ancak bu yasa, bir nihai çözüm yasası değil; bir kök yasadır.

“Kök” kavramı burada rastgele seçilmiş bir kelime değildir. Bir ağacın bütün dallarını aynı anda yeşertemezsiniz. Önce kökün toprağa tutunması gerekir. Kök görünmez; ama ağacı ayakta tutan odur.

Bu teklifin amacı da tam olarak budur: Silahın belirlediği alanı siyasetin alanına dönüştürmek; örgüt mensuplarının diyalog ve siyaset zeminine geçişini mümkün kılmak; demokratik siyaset üzerindeki yargısal kuşatmayı gevşetmek ve siyasal kanalları yeniden açmaktır.

Yani ilk etap, evin bütün odalarını döşemek değil; önce temeli sağlamlaştırmaktır.

Bu aşama başarıyla tamamlanırsa, ardından gelecek aşamalarda eşit yurttaşlık, yerel demokrasi, anadil ve Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin diğer başlıklar artık çatışmanın gölgesinde değil, siyasetin zemininde tartışılabilecektir. Bu nedenle bu yasa, son durak değil; istikametin ilanıdır.

Sayın Abdullah Öcalan’ın tarif ettiği uzun yol metaforu da burada anlam kazanıyor. Bin kilometrelik bir yol, ilk adımı küçümseyenlerin değil, o ilk adımı atabilenlerin yürüyüşüdür. Siyasetin mimarisi bazen görünmeyen kolonlarla kurulur. Bir binaya bakan herkes pencereleri görür; ama yapıyı taşıyan kolonlar çoğu zaman gözden kaçırılır. Bugün bu masanın kurulabilmesinde, bu zeminin oluşabilmesinde belirleyici rol oynayan siyasal iradeyi ve tarihsel etkisini yok saymak, sürecin gerçek mimarisini eksik okumaktır.

Fakat her yürüyüşte olduğu gibi bu yürüyüşte de yolu çamura çevirmek isteyenler olacaktır. Bazıları ilk adımı yetersiz bularak yürüyüşü durdurmak isteyecek; bazıları ise ilk adımı tehlikeli bularak geri dönüşü savunacaktır.

Oysa siyaset, mükemmel başlangıçların sanatı değildir; mümkün olan başlangıçlardan doğru sonuçlar üretme sanatıdır.

Bu yasa her sorunu çözmüyor. Ama belki de ilk kez, sorunların konuşulabileceği zemini hukukla buluşturuyor. Kök salmadan dal verilmez.

Ve bazen en önemli adım, varılacak yere en yakın olan değil; geri dönüşü en zor olan adımdır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hakikat arayışı ve John Berger

Sonraki Haber

Munzur’u özgür görecek son nesil miyiz?

Sonraki Haber

Munzur’u özgür görecek son nesil miyiz?

SON HABERLER

Sêwreg’te bir kadın yanmış araçta ölü bulundu

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Süreç İmralı kapısı açılırsa ilerler

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Munzur’u özgür görecek son nesil miyiz?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Kök salmadan dal verilmez

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Hakikat arayışı ve John Berger

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

‘Çerçeve yasa’ kanun teklifi Meclis’ten geçti: 468 kabul, 88 ret

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

İmamoğlu’ndan çerçeve yasa açıklaması: Özgür Özel’in aldığı kararı destekliyorum

Yazar: Yeni Yaşam
10 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır