• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Aralık 2025 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ayşe Düzkan

ne alametler belirdi

1 Aralık 2025 Pazartesi - 00:00
Kategori: Ayşe Düzkan, Yazarlar
barışa ses vermek

gazeteciler, yazarlar odaklandıkları alanların önemli isimleriyle içli dışlı oluyor, ister istemez. siyaset alanında yazanlar da siyasetçilerle konuştukça onlarla özdeşleşiyor, kendilerinde ülke hatta bölge gündemini yönlendirme hakkını görüyor. belki haber ve yorum işlevinin ötesine geçen bu güç arzusundan yararlanarak, belki de başka zaaflarına hitap edererek kimi gazeteci ve yazarların siyaseti ve seçmeni yönlendirmede işlevsel araçlar olarak istihdam edildiklerini düşünüyorum. örneğin bir yazar, çok uzun bir zamandır konuşmamışsa, zaten düzenli yazdığı mecra da olmayıp görüşlerini demeçler vererek ifade ediyorsa ve çok manipülatif bir açıklamayla sahalara dönüyorsa, aklıma bunlar geliyor.

bir de aynı amaçlarla başvurulan simgeler var; örneğin içinde “anıtkabir” geçen herhangi bir öneride bulunan, kendisine yönelik itiraz ve eleştiri kapılarına kilit vuruyor. “saçı dökülenlere saç ekimi yapılması için devlet yardımı talebimizi dile getirmek için anıtkabir’i ziyaret ettik” dese biri, “ne alaka ya” diyemezsiniz çünkü ata’nın ebedi ikametgâhında dile getirilmiş bir talebi anlamsız bulmak kimin haddine. bir nevi ruhsatlı tabanca yani.

açılıma karşı bir anıtkabir ziyareti örgütlendiğini görünce bir düşündüm. açılıma karşı olanlar bulunması tabii ki normal, kendilerini ifade etmek için anıtkabir’i seçmeleri konusuna tekrar değinmeme gerek yok sanırım fakat neden şimdi?

derken, altan tan’ın, dem parti’nin sol partilerle işbirliğinden ve chp’ye oy desteğinden vazgeçip erdoğan’a destek vereceği yönündeki açıklamasını gördüm. kulislerde olup bitenden bihaber olan biz ölümlüler, oy verilebilecek bir seçim ihtimalini iyiye yorabiliriz, aslında. diğer yandan, tan’ın akp’nin değil sadece erdoğan’ın adını zikretmesini tesadüf olarak göremiyorum. ve yeri gelmişken, seçim/oy gibi unsurlar üzerinden yürütülen öngörüleri şaşırtıcı bulduğumu söylemek istiyorum. tekrar edeyim, seçim olacağından emin miyiz?

chp’nin imralı’ya gitmeyi kabul etmemesini de, bu türden alametlerle bir araya getirince, acaba diyorum, süreçte bir tıkanma mı var.

son aylarda konuşmaları ve adımlarıyla chp’de bir değişime işaret eden özgür özel’in, imralı kararıyla ilgili söylediklerinde haklılık payı olan noktalar olmakla birlikte bunlar, sürecin tamamı ve komisyonun çalışmaları için de üç aşağı beş yukarı geçerli. bu aralar çok sık başvurulan şeffaf kavramından tam olarak ne anlaşıldığını bilemiyorum ama eğer medyaya açık olmak anlaşılıyorsa, başka ülkelerdeki tecrübelerde de medyaya aktarılmayan noktalar olduğunu biliyoruz. komisyonun tamamından esirgenen bilgi ve noktalar varsa, bu tabii ki sorundur.

ama kürt tarafının süreçten beklentileri ve talepleri konusunda -temsil ve tanınmanın ötesine geçecek şekilde- daha sarih ifadeler kullanması bence iyi olurdu, olur. öcalan’ın kürt halkı ve kürt özgürlük hareketi için ifade ettiği anlam bir yana, sürecin önemli bir aktörü olduğunun teyidi de muhakkak ki çok gerekli. suriye’deki kürt varlığının, rojava’nın ayakta kalmasının kürtler açısından hayatiliğini anlamak da zor değil. ancak çözümün tamama ermesinin ardından nelerin gerçekleşeceğini, gerçekleşme ihtimali olduğunu, gerçekleşmesinin talep edildiğini bilmek herkesin hakkı, bence. çünkü bir arada yaşama iradesi böylelikle inşa edilebilir. en fazla dillendirilmiş, kulaklara ulaşmış ve anlaşılmış olan anadil hakkının mesela, nasıl hayata geçeceğini açık biçimde anlatılması ne kadar iyi olur.

bu sürecin halkın diğer ezilen ve sömürülen kesimleri için nasıl sonuçları olacak? kadın kurtuluş hareketi, çeşitli varyantlarıyla kadınlar için sonuçlarını ortaya koyuyor. benzer bir çalışmanın emekçiler için de yapılması doğru olmaz mı? evlatlarını şehit vermiş, bayrak asılı evlerin, anadolu’nun yoksulları olması konusunda o evlere ulaşacak sözler yok mu? insansız hava araçlarının, başka egemen ülkelerin topraklarına konuşlanmış askeri gücünün masraflarını kendilerinin karşıladığını işçi sınıfına anlatmak gerekmez mi, örneğin? bu süreçte sosyalistlerin önceliği, öcalan’ın açıklamalarının ve paradigmasının marksizme çelişkilerini açığa çıkartmak yerine, sürecin emekçilere etkileri olsa daha iyi olmaz mıydı? ülke bir yola girsin, süreç geri dönülemez noktaya gelsin, o zaman tabii ki üretim araçlarının mülkiyeti meselesinin önemini, endüstrinin nasıl örgütleneceğini içermeyen bir paradigmanın sınırlarını ve daha birçok şeyi konuşuruz. ama bugün sosyalistler için gündem yeni emek rejimi, sürecin sınıfa etkileri ve seçimli demokrasi olmalı, bence.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Pozitif akıl, çöplük ve inci

Sonraki Haber

Köprüleri yeniden hatırlamak

Sonraki Haber
Köprüleri yeniden hatırlamak

Köprüleri yeniden hatırlamak

SON HABERLER

Köprüleri yeniden hatırlamak

Köprüleri yeniden hatırlamak

Yazar: Bedri Adanır
1 Aralık 2025

barışa ses vermek

ne alametler belirdi

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
1 Aralık 2025

Pozitif akıl, çöplük ve inci

Pozitif akıl, çöplük ve inci

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
1 Aralık 2025

Hassasiyet mi dediniz?

Büyük cürüm

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
1 Aralık 2025

İhsan Eliaçık: Eşitlik olmadan kardeşlik olmaz

İhsan Eliaçık: Eşitlik olmadan kardeşlik olmaz

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
1 Aralık 2025

Radyoya Dengê Gel 23 yılın ardından yayın hayatını sonlandırdı

Radyoya Dengê Gel 23 yılın ardından yayın hayatını sonlandırdı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Kasım 2025

Wan ve Mêrdîn’de 60 bin meşe palamudu toprakla buluşturuldu

Wan ve Mêrdîn’de 60 bin meşe palamudu toprakla buluşturuldu

Yazar: Yeni Yaşam
30 Kasım 2025

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır