Zorê Çayı üzerinde yapılmak istenen HES için verilen ÇED raporuna karşı yapılan başvurunun reddedilmemesi üzerine AYM’ye başvuruldu
Danıştay 4’üncü Daire Başkanlığı, Êlih’in (Batman) Sason ilçesi ile Amed’in Pasûr (Kulp) ilçesini kapsayan Dicle Havzası’ndaki Zorê Çayı üzerinde Maya Enerji Üretim Şirketi tarafından yapılması planlanan Metin Hes (Kayser Barajı) Malzeme Ocakları projesi ile ilgili olarak kararını açıkladı. Danıştay, Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu tarafından Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi’nin vermiş olduğu ”Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu” kararının iptali istemiyle yapılan başvuruyu reddetti.
ÇED raporuna, yerel mahkemenin kararına, davalı ve davacıların savunmalarına yer verilen kararda, tetkik hakiminin düşüncesine de yer verildi. Hakim görüşünde, bilirkişi raporlarında, alınması gerektiği belirtilen tedbirlere, nihai ÇED Raporunda yer verilip verilmediği, ÇED raporunda yer alan tedbirlerin mevcut hali ile yeterli olup olmadığı hususlarında; hüküm kurmaya elverişli şekilde yeterli teknik, tespit ve değerlendirmelerde bulunulmadığını belirtti. Hakimin görüşünde, “Söz konusu eksikliğin giderilmesi için, taraf iddia ve savunmaları da dikkate alınarak akademisyenler arasından seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti tarafından mahallinde yapılacak keşif neticesinde hazırlanacak yeni raporun değerlendirilmesi sonrasında, uyuşmazlığın esası hakkında yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyize konu mahkeme kararının esastan ret kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir” denildi.
Temyiz isteminin reddine karar veren Danıştay, “Ehliyet ret kısmı” yönünden oy birliğiyle, “davanın esastan reddi kısmı yönünden” ise 2 üye hakimin karşı oyuyla, yerel mahkemenin kararı onayladı. Gerekçede, kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği iddia edildi.
AYM’ye başvuru yapıldı
Amed Barosu Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu, karara karşı Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuruda bulundu. Başvuruda, yeni ve bağımsız bir ÇED’e imkan tanıyan kesin mahkeme (Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi) kararına rağmen; revize ÇED’e, ”olumlu” kararı veren davaya konu işlemin, başka hiçbir husus incelenmeden iptal edilmesi gerektiği vurgulandı. Ortada revize edilemeyecek, süresinde başlanmamış, “sakatlıklarla” dolu bir ÇED raporu ve aynı oranda “sakat” bir bilirkişi raporu ile mahkeme değerlendirmesinin söz konusu olduğunun belirtildiği başvuruda, “Bilirkişilerin ÇED raporunda birçok sakatlığı tespit etmesi ve mahkemenin yeri geldiğinde bu sakatlıkları, bilirkişilerin yerine geçerek önemsiz sayması ile dosyaya sunduğumuz, karara direk etki edecek bu kritik hususların mahkemece değerlendirilmemesi dava konusu işlemin iptali için dayanaktır” denildi. Başvuruda, yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılmasını ve davaya konu işlemin iptal edilmesine karar verilmesi talep edildi.
Amed Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Ahmet İnan, yapılan başvuruya dair değerlendirmelerde bulundu. Zorê Çayı’nın Pasûr ile Sason arasında doğa yürüyüşçülerinin rotasını oluşturduğu doğal güzelliklerin olduğu bir alan olduğunu kaydeden İnan, 10’dan fazla köyün hem içme hem de hayvancılık ve tarım için su ihtiyacının karşılandığı; Sason balığı, cevizi ve çileği gibi Türkiye’de tescillenmiş, bu alana özgü ürünlerin yetiştiği doğa harikası bir yerin barajla yok edilmek istendiğini belirtti.
Bilirkişi heyeti değiştirildi
Daha önce bir kere dava açıldığını ve bu davada o alandaki doğal güzelliklerin, yaşamın yok olacağının belgelendiğini ve projenin iptal edildiğini hatırlatan Ahmet İnan, “Fakat şirket baraj projesini revize ederek –aslında iptal kararını tanımayarak- kanunun arkasından dolanarak tekrar süreç başlattı. Sonrasında tekrar dava açıldı. Bilirkişi heyeti tekrar projenin yaşam alanlarını yok edeceğini belirtti. Fakat bu bilirkişi heyeti değiştirildi. Şimdi bu iş, nasıl siyasi bir iştir? Bir kere iptal edilmiş, ikinci bilirkişi heyeti yine ‘İptal edilsin’ demiş. Bu sefer o bilirkişi heyeti de değiştirilmiş. Yeni gelen bilirkişi heyeti şirket lehine rapor verince, mahkeme kararı da onun lehine geçti. Fakat burada da aslında bilirkişilerden bazıları, bu projede birçok hatanın olduğunu da tespit etmişti. Buna rağmen mahkeme sanki şirketin avukatıymış gibi, ‘Bunlar çok da önemli değildir’ deyip o bazı eksiklikleri tespit eden bilirkişi görüşlerini yok saydı. Yani şirket her şeyi yaptı, en son kendi bilirkişilerini getirdi. Onlar bile eksiklikleri tespit etti” şeklinde konuştu.
“Şirketin kazanımı için zemin yaratma tutumuna yargının alet edilmemesi lazım” diyen Ahmet İnan, idarenin taraflı tutumuna karşı denetleme mekanizması olan yargının, “tarafını kaybettiğini” belirtti. Bu nedenle dosyayı AYM’ye götürdüklerini sözlerine ekleyen İnan, “Anayasaya götürürken; bu ÇED raporunda birçok hatanın olduğu, kümülatif etki değerlendirmesi yapılmadığını belirttik. Çünkü bu Zorê Çayı’nın hemen önünde Silvan Barajı yapılıyor. Silvan Barajı biterse, Zorê bölgesi tek doğal alan olarak kalmış olacak” dedi.
‘Mahkeme bakanlığın saha incelemesi yaptığı evrakı bile dikkate almadı’
Zorê’deki baraj projesinin aslında iptal edildiğini ve şirket tarafından revize edilemeyeceğini dile getiren Ahmet İnan, “Çünkü revizede sadece ‘Barajın kapakları yanlış hesaplanmıştır’ der, öyle revize eder ama o önceki iptal kararında komple ÇED raporunun hatalığı ve alanla uyuşmadığı belirtildi. O nedenle revize edilemez. Yeni baştan ÇED alınması lazımdı. Yeni baştan da ÇED alınması seneler sürdüğü için, böyle bir kurnazlık yaptı. Bunun iptal edilmesi gerektiğini belirttik. En son hükme esas alınan taraflı bilirkişi raporunda bile aslında iptal için yeterli sebeplerinin olduğunu belirttik. Ve bakanlık ÇED raporu alındıktan sonra 7 sene içinde faaliyete başlamadığı için bu projelerle ilgili tutanak tutmuş. Mahkeme bakanlığın saha incelemesi yaptığı evrakı bile dikkate almadı. ÇED raporunun her şeyden önce süresinde faaliyete başlamadığı için düşmesi lazımdı” ifadelerini kullandı.
Ahmet İnan, Zorê ve çeşitli projelerle talan edilmek istenen tüm doğal alanlar için hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.
Dava hakkında
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Zorê Çayı üzerinde Maya Enerji Üretim Şirketi tarafından 67 bin 450 metrekare alanda yapılacak olan HES için 13 Şubat 2014’te “ÇED olumlu” kararı vermişti. Herîvê Mahallesi sakinleri, karara karşı 9 Mart 2021’de Diyarbakır 3’üncü İdare Mahkemesi’nde dava açarak, kararın iptalini talep etti. Mahkeme, “ÇED olumlu” kararını “Hukuka ve mevzuata uyarlılık bulunmadığı” gerekçesiyle iptaline karar verdi.
Aynı şirket iptal kararının ardından “Mülga Çevre ve Orman Bakanlığı, ÇED ve Planlama Genel Müdürlüğünün 2009/7 No’lu Genelgesi kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü yazısı gereğince ÇED raporu hazırlanmıştır” diyerek, tekrar başvuruda bulundu. Aynı şirket “Metin HES (Kayser Barajı), malzeme ocakları, kırma-eleme tesisi ve beton santrali projesi” adı altında bin 256 sayfalık yeni başvuru yaptı. Şirketin başvurusu sonrası “ÇED olumlu” kararı verildi.
Amed Barosu Kent ve Çevre Hukuku Komisyonu, “ÇED olumlu” kararına karşı Diyarbakır 2’nci İdare Mahkemesi’nde iptal davası açtı. Davanın iptaline karar veren mahkemeye karşı ise Danıştay’a başvuruda bulunuldu. Danıştay 4’üncü Daire Başkanlığı 3’e karşı 2 karşı oyla, itirazı reddetti.
Haber: Rukiye Payiz Adıgüzel \ MA









