İliç maden faciasında hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi 6 Ocak’ta görülecek dava öncesi Erzîngan’da adalet yürüyüşü düzenleyecek
Duygu Kıt
Erzîngan’ın (Erzincan) İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te Anagold Madencilik’e ait Çöpler Altın Madeni’nde meydana gelen ve 9 işçinin yaşamını yitirdiği liç kayması faciasına ilişkin devam eden davanın 5. duruşması, 6 Ocak Salı günü Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Katliamda hayatını kaybeden işçilerden Uğur Yıldız’ın ailesi duruşma öncesinde “adalet yürüyüşü” düzenleyecek. 6 Ocak günü saat 08:00’de Erzîngan Dörtyol’da başlayacak bir yürüyüş düzenleyeceklerini belirten Uğur Yıldız’ın annesi Sevda Yıldız, “Doğasını, havasını suyunu, toprağını seven herkesi yanımıza bekliyorum” dedi.
‘Tüm suçlular yargılanmalı’
“Ben adaletin yerini bulmasını, suçluların cezasını çekmesini istiyorum” diyen anne Sevda Yıldız, katliamdan bu yana sorumlu olan hiç kimsenin herhangi bir suç üstlenmediğini ifa ederek şunları söyledi: “Mahkemenin başından beri her şey belirlenmiş. 48 sanıktan neden 6 kişi içerideydi, 2’si bırakıldı, 3’ü hala içeride. Anagold’un avukatları suçu onlardan birilerine yıkmaya çalışıyor. Ama biz tüm suçluların cezasını çekmesini istiyoruz. Başından beridir yalnız başına mücadele ediyoruz aile olarak. Nereye kadar giderse ben davamın peşindeyim. Asla vazgeçmeyeceğim.”
‘Herkesi bekliyoruz’
Katliamda sorumluluğu olan herkesin yargılanması için başlatacakları adalet yürüyüşüne duyarlı herkesin katılması gerektiğini söyleyen Sevda Yıldız, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir anne olarak aylardır çırpınıyorum. Ancak evladını kaybeden anneler beni anlar. 6 Ocak’ta 2026’da tüm partileri, sendikaları, sivil toplum kuruluşlarını ve baroları bu yürüyüşe destek olmaya çağırıyoruz. Bu sadece bizim mücadelemiz değil. Ben evladımı kaybettim. İstersem susarım. Ama susmak istemiyorum. Bu topraklar hepimizin. Herkesin mücadele etmesini istiyorum. Herkesin sesini çıkarmasını istiyorum.”
‘Ocak kapatılmalı’
“Biz yandık, başkaları yanmasın. Başka evlatlar ölmesin” diyen Sevda Yıldız sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz mücadelemizle, baskımızla orada elli üç gün boyunca kaldık, direndik. Ama devlet yoktu. Çocuğumun arkadaşları gönüllü olarak o maden ocağına indiler. Elli üç gün boyunca o otelde psikolojimiz, sağlığımız bozuldu. Evladımı elimden aldılar. Ben de onların yanına bırakmayacağım. Oradaki insanlar nasıl o ocağın tekrar açılmasını istiyorlar? Dokuz canın kanı var orada. Sağlıklarını, geleceklerini, ailelerini de mi düşünmüyorlar? Bugüne kadar hiç kimseyi yanımızda göremedik. Ama bugün herkesin desteğini bekliyoruz.”









