İmralı tecridinin devam ettiğine dikkat çeken Avukat Cemal Demir, ‘Sürecin başarısı için yalnızca tecridin kaldırılması da yetmez; fiziksel özgürlüğünün de sağlanması gerekir’ dedi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir kişinin ömür boyu hapiste tutulmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “işkence ve kötü muamele yasağına” aykırılıktan 2014’te Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “umut hakkının” ihlal edildiğine karar verdi. Kararda, Türkiye’nin bu “umut hakkı” ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için Türkiye’den yasal düzenleme yapmasını istedi. Türkiye’nin talebi yerine getirmemesi nedeniyle konu, üye ülkelerin kararları uymaması durumunda yaptırım uygulama yetkisine sahip Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin gündemine girdi. Komite yaptığı 2 toplantıda da yasal düzenlemelerin yapılması için Türkiye’ye süre verilmesi kararını aldı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte İmralı’da 1999’dan beri ağır tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit, kısmen hafifletilse de “umut hakkına” dair Türkiye’den atılmış herhangi bir adım henüz yok.
“Umut hakkı” ve “tecridi”, bunların günümüzdeki yansımasını anlatan 2009–2011 yılları arasında Abdullah Öcalan’la 5 kez görüşen DBP Wan İl Eşbaşkanı Avukat Cemal Demir, Abdullah Öcalan’ın İmralı Adası’na götürülmesiyle adanın başlı başına tecrit alanına dönüştüğünü söyledi.
‘Fiziksel özgürlük sağlanmalı’
Abdullah Öcalan ile görüşmenin engellenmesinin açık bir hak ihlali olduğunu dile getiren Cemal Demir, sürece rağmen İmralı tecridinin sürdüğünü söyledi.
Tecridin kaldırılmasının barış sürecinin ilerlemesi için zorunlu olduğunu vurgulayan Cemal Demir, şöyle belirtti:
“Tecrit izolasyondur, bireyi nefessiz bırakmadır. Başkan’ın önü açılmalı, herkesle görüşebilmelidir. Ancak o zaman tecridin kalktığını söyleyebiliriz. Ama bu sürecin başarıya ulaşması için yalnızca tecridin kaldırılması da yetmez; fiziksel özgürlüğünün de sağlanması gerekir.”
‘Süreci bilinçli olarak uzatıyor’
AİHM’in “umut hakkı” ihlali kararının üzerinden geçen süreye rağmen yasal düzenleme adımı atılmadığını hatırlatan Cemal Demir, kararın uygulanması için yasal düzenlemenin zorunlu olduğunu ifade etti.
Cemal Demir, şöyle devam etti:
“Bu kararın uygulanması için Türk devletinin yasalarını değiştirmesi gerekir. Devlet Bahçeli açıkça söylemese de kastettiği şuydu: ‘Eğer Öcalan örgütü feshederse umut hakkından yararlanabilir ve meclise gelebilir.’ Ancak devlet verdiği sözleri yerine getirmedi. Hasta tutsaklar için bile yeni yasa çıkarmaya gerek yokken süreci bilinçli olarak uzatıyor. Bu tutum Barış ve Demokratik Toplum Sürecini de tıkıyor.”
Haber: Zeynep Durgut / MA









