• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
23 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Romanlar: Demokratik toplum eşit yurttaşlıkla mümkün

23 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Manşet, Özel, Yaşam
  • Bu toprakların tarihsel, kültürel ve emekçi bir parçası olmamıza rağmen, gündelik yaşamda eşit yurttaşlık deneyimine her zaman tam olarak erişemediğimizi görüyoruz. Devlet ve toplumla kurulan ilişki çoğu zaman; yeterince görünür olmama, sosyal ve ekonomik güvencelere sınırlı erişim, önyargılar ve kalıplaşmış algılar üzerinden şekillendi
  • Demokratikleşme, tek bir kimliğin meselesi olarak değil, çoklu kimliklerin ve eşitsizliklerin ortak zemini olarak ele alınırsa, Romanların eğitim, barınma, istihdam ve adalete erişim alanlarında yaşadığı yapısal ayrımcılık açıkça tanınır ve giderilmesine yönelik politikalar üretilirse, Romanlar bu süreçlerin nesnesi değil, öznesi haline getirilirse bir adımdan söz edilebilir

Duygu Kıt

Türkiye’de Roman, Dom, Lom ve Abdal toplulukları, eğitim, istihdam, konut ve sağlık gibi temel yaşam alanlarında en derin ve süreklilik arz eden dışlanma biçimlerinden birine maruz kalan kesimler arasında yer alıyor. Araştırmalar, Roman hanelerin yaklaşık yüzde 65’inin yoksul veya çok yoksul olduğunu, yaklaşık yüzde 77,5’inin işsizlikle mücadele ettiğini ve tamamına yakınının düşük ücretli, güvencesiz işlerde çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bu veriler diğer yandan uzun süredir devam eden ayrımcılık ve dışlanmanın ekonomik ve sosyal sonuçlarını da gösteriyor. Toplulukların yaşam deneyimlerini, ihtiyaçlarını ve taleplerini görünür kılmayı hedefleyen ve birçok çalışması bulunan Roman Hafıza Çalışmaları Derneği’nden (Romani Godi) Nazar Zengi ile hem sahadaki gözlemleri hem eşit yurttaşlık talepleri hem de Demokratik Toplum süreci hakkında konuştuk.

‘Söylem değil, eşit yaşam’

Romani Godi çalışanı Nazar Zengi, Türkiye’nin Roman, Dom, Lom ve Abdal toplulukları açısından çok katmanlı ve karmaşık bir deneyim alanı olduğunu belirtti. Zengi, “Türkiye’de doğrudan yasaların isim zikrederek hedef aldığı belki de tek veya az sayıdaki kimlikten biri Romanlar’dır” diyerek şunları söyledi: “Bu toprakların tarihsel, kültürel ve emekçi bir parçası olmamıza rağmen, gündelik yaşamda eşit yurttaşlık deneyimine her zaman tam olarak erişemediğimizi görüyoruz. Devlet ve toplumla kurulan ilişki çoğu zaman; yeterince görünür olmama, sosyal ve ekonomik güvencelere sınırlı erişim, önyargılar ve kalıplaşmış algılar üzerinden şekillendi. 1934 tarihli İskân Kanunu ile ‘göçebe çingeneler’ gibi ifadelerle doğrudan hedef alınmış, zorunlu yerleştirme ve dışlama politikalarına tabi tutulmuş; bu ayrımcı hükümler 2006’da yürürlükten kaldırılmış, benzer biçimde Yabancılar Kanunu’nun 21. maddesi ise ancak 2011 yılında kaldırılarak hukuki ayrımcılık sona erdirilmiştir. Bu durum, hem geçmişte hem günümüzde Roman, Dom, Lom ve Abdalların kamusal hayata katılımını zorlaştırmakta ve haklara erişimde eşitsizlikler yaratmaktadır. Buna rağmen Türkiye’nin eşitlikçi bir yapıya sahip olmaya dönük altyapısının olduğunu düşünüyoruz. Bizim mücadelemiz, bu potansiyelin hayata geçirilmesine katkı sunmaktır.”

‘Hak ihlalleri yapısal’

Roman, Dom, Lom ve Abdal topluluklarının karşılaştığı hak ihlallerinin bireysel deneyimler olmadığının altını çizen Zengi, bu ihlallerin toplumsal ve kurumsal düzeyde tekrar eden, yapısal nitelik taşıdığını vurguladı. Zengi, en sık karşılaşılan dışlayıcı pratikleri ve karşılaştıkları hak ihlallerini ise şu şekilde aktardı: “Çocuklar okullarda akran zorbalığına ve idarenin ve öğretmenlerin ayrımcı tutumlara maruz kalabilmekte; öğretmen ve idarecilerin düşük beklentileri nedeniyle yönlendirme ve destekten yeterince faydalanamamaktadır. Roman, Dom, Lom ve Abdal yurttaşlar çoğu zaman güvenceli ve nitelikli işlere erişmekte zorlanmakta; kayıt dışı, mevsimlik, düşük ücretli ve sosyal güvenceden yoksun işlerde yoğunlaşmaktadır. Roman mahalleleri sıklıkla altyapı ve kamu hizmetlerinden yeterince yararlanamamakta; kentsel dönüşüm süreçlerinde yerinde ve katılımcı çözümler yerine, yerinden edilme riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Bilgi eksikliği, ayrımcı tutumlar ve mekânsal uzaklık gibi nedenlerle sağlık ve sosyal destek hizmetlerine erişim her zaman eşit koşullarda sağlanamamaktadır. Roman, Dom, Lom ve Abdal toplulukları, medyada ve gündelik dilde sıklıkla tek tip, olumsuz ve damgalayıcı biçimde temsil edilmekte; bu durum eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Yargılama süreçlerinden cezaevlerine kadar ayrımcı uygulamalar, yapısal dışlanma nedeniyle sistematik eşitsizlik ve hak ihlalleriyle karşı karşıya kalınıyor.”

‘Ötekinin ötekisi: Roman kadınlar’

Roman kadınların ve çocuklarının hem etnik kimlikleri hem de toplumsal cinsiyet ve yaş temelli nedenlerle birden fazla eşitsizliği aynı anda deneyimlediğini belirten Zengi, kadınlara “ötekinin ötekisi” konumunun dayatıldığını söyledi. Zengi şu ifadeleri kullandı: “Roman kadınlarının emeği çoğu zaman görünmez kılınmakta ve değersizleştirilmektedir. Bu durum, haklara erişimi zorlaştıran ve kuşaklar arası yoksulluğu derinleştiren bir etki yaratmaktadır. İstihdam alanında Roman kadınları, güvenceli ve sürdürülebilir işlere erişmekte ciddi zorluklar yaşamaktadır. Çoğunlukla kayıt dışı, geçici ve düşük ücretli işlerde çalışmak zorunda kalmakta; sosyal güvenlik, izin ve iş güvencesi gibi temel haklardan yararlanamamaktadır. Kamusal alanda ve kamu kurumlarıyla temas sırasında Roman kadınları, önyargılı tutumlarla karşılaşabilmekte; sağlık, sosyal hizmetler ve destek mekanizmalarına erişimde çekingenlik ve güvensizlik yaşayabilmektedir. Bu durum, haklardan yararlanma süreçlerini daha da zorlaştırmaktadır.”

‘Çocuklar erken yaşta dışlanıyor’

Roman çocuklarının ayrımcılık sebebiyle erken yaşta ucuz iş gücü olmaya itildiğini vurgulayan Zengi, eğitim sürecinde yaşanan sorunlara dikkat çekti. Zengi sözlerini şöyle sürdürdü: “Roman çocukları eğitim sürecinde ayrımcı tutumlar ve akran zorbalığıyla karşılaşabilmekte; bu durum okula aidiyet duygusunu zayıflatmaktadır. Bazı çocuklar nitelik açısından daha zayıf okullara yönlendirilmekte ya da eğitim sürecinde yeterli destek alamamaktadır. Ekonomik yoksunluk ve ailelerin güvencesiz çalışma koşulları, çocukların erken yaşta çalışmaya itilmesine yol açmakta; bu da eğitim hakkının kesintiye uğraması riskini artırmaktadır. Tüm bu sorunlar bireysel tercihlerden kaynaklanmamaktadır. Kadınların ve çocukların karşılaştığı bu eşitsizlikler; yoksulluk koşulları, toplumsal önyargılar ve sosyal ile ekonomik politikaların kapsayıcılık düzeyinin henüz yeterince güçlenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır.”

‘Eşit yurttaşlık şart’

Zengi yürütülmekte olan Demokratik Toplum sürecinin Romanlar açısından anlamlı olabilmesinin, sadece kimlik söylemiyle değil, somut hak ve eşitlik mekanizmalarıyla mümkün olabileceği değerlendirmesinde bulundu. Zengi her kesim için eşitliğin önemine değinerek sözlerini şöyle devam etti: “Demokratik Toplum adıyla yürütülen ve özellikle Kürt meselesi bağlamında tartışılan bu tür süreçlere Romanlar açısından bakarken, önce şunu net biçimde söylemek gerekir: Reddedilen, yok sayılan ya da sadece folklorik düzeyde tanınan her kimlik için gerçek bir demokratikleşme, eşit yurttaşlık temelinde kurulmadıkça eksik kalır. Romanlar, Türkiye’de tarihsel olarak en derin ve en süreklilik arz eden dışlanma biçimlerinden birine maruz bırakılmış toplumsal kesimlerden biridir. Kimlikleri çoğu zaman ya hiç tanınmamış ya da yalnızca ‘kültürel zenginlik’ söylemiyle siyasetsizleştirilmiştir. Oysa Romanların yaşadığı sorunlar; barınmadan eğitime, istihdamdan adalete erişime kadar yapısal ve sınıfsal boyutları olan sorunlardır.”

‘Temkinli bir umut’

Zengi, Kürt meselesi etrafında yürütülen demokratikleşme tartışmalarının çoğulcu ve kapsayıcı bir zemine oturması halinde, devletin uzun yıllardır ‘makbul vatandaş’ tanımı dışında bıraktığı tüm kesimler için bir imkân alanı yaratabileceğini söyledi. Ancak Romanların geçmiş deneyimler nedeniyle bu tür süreçlere haklı bir güvensizlikle yaklaştığını da ekleyen Zengi, “Romanlar, geçmiş deneyimlerinden dolayı bu tür süreçlere haklı bir güvensizlikle yaklaşmaktadır. Zira bugüne kadar pek çok reform söylemi, Romanların gündelik hayatta maruz kaldığı ayrımcılığı ortadan kaldırmamış, aksine çoğu zaman görünmez kılmıştır. Demokratikleşme, tek bir kimliğin meselesi olarak değil, çoklu kimliklerin ve eşitsizliklerin ortak zemini olarak ele alınırsa, Romanların eğitim, barınma, istihdam ve adalete erişim alanlarında yaşadığı yapısal ayrımcılık açıkça tanınır ve giderilmesine yönelik politikalar üretilirse, Romanlar bu süreçlerin nesnesi değil, öznesi haline getirilirse bir adımdan söz edilebilir. Aksi halde Demokratik Toplum tartışmaları, Romanlar açısından bir seyirci olma halini aşamaz. Gerçek bir demokratik toplum, en kırılgan ve en fazla dışlanan kesimlerin hayatında somut bir değişim yaratabildiği ölçüde anlamlıdır. Romanlar için demokrasi, bir söylem değil; gündelik yaşamda eşitlik, onur ve güvenlik demektir” diye konuştu.

‘Kapsayıcı politikalar uygulanmalı’

Zengi, demokratik ve eşit yurttaşlık ilkesine dayanan, hiçbir topluluğun diğerine karşı hegemonik bir üstünlük kurmadığı çoğulcu bir toplumsal yaşam talep ettiklerini söyledi. Meclis’te Romanların temsil edilmemesine de dikkat çeken Zengi, son olarak hak taleplerini şöyle sıraladı: “Roman, Dom, Abdal ve Lom topluluklarının kendi varoluşlarını özgürce sürdürebilmeleri için ekonomik, kültürel ve toplumsal yaşamda görünür olmalarını engelleyen yapısal bariyerler ortadan kaldırılmalıdır. Bu kapsamda; Roman kadınların, gençlerin, LGBTİ+’ların ve engellilerin dahil olduğu tüm Roman bireylerin, kendi ihtiyaçlarını kendilerinin belirlediği ve karar alma süreçlerine doğrudan katıldıkları mekanizmalar oluşturulmalıdır. Bugün Meclis’te en az 10 Roman milletvekilinin bulunması gerekirken tek bir Roman vekilin dahi olmaması, Romanlar adına fakat Romanlar olmadan geliştirilen politikaların neden sonuç üretmediğinin açık göstergesidir. Roman karşıtlığı, özgül bir nefret suçu ve ayrımcılık biçimi olarak tanımlanmalı ve cezai yaptırıma bağlanmalıdır. Ayrıca, farklı kültürlerden insanların bir araya gelmesini ve karşılıklı temasını artıracak sosyal, kültürel ve toplumsal alanlar oluşturulmalı; birlikte yaşamı güçlendiren kapsayıcı politikalar hayata geçirilmelidir.”

Romani Godi nedir?

Romani Godi, Roman dilinde “Roman aklı” anlamına gelir. Ancak bizim için Romani Godi yalnızca bir kelime ya da kültürel bir ifade değildir. Romani Godi; Roman, Dom, Lom ve Abdal topluluklarının tarihsel hafızasını, kolektif aklını ve eşit yurttaşlık mücadelesini temsil eder. Bu isim, yüzyıllardır görünmez kılınan emeğin görünür olmasını, ayrımcılığa karşı ortak bir söz üretmeyi ve bu toplulukların kendi adlarına konuşma iradesini simgeler. Romani Godi, yardım temelli yaklaşımlara karşı; hak temelli, katılımcı ve onurlu bir yaşam mücadelesinin ifadesidir. Dernek olarak temel amacımız, Roman, Dom, Lom ve Abdal topluluklarının maruz kaldığı yapısal ayrımcılığı görünür kılmak ve bu eşitsizliklere karşı hak temelli, kalıcı çözümler üretmektir. Bu toplulukları yalnızca destek ve yardım mekanizmalarının konusu olarak değil; bilgi üreten, söz söyleyen, karar alma süreçlerine katılan ve kamusal yaşamın aktif öznesi olan topluluklar olarak ele alıyoruz.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Teröristlerle iş birliği

Sonraki Haber

Kürt sektörü

Sonraki Haber

Hesekê ayakta: Halk kentini savunuyor | Foto Galeri

SON HABERLER

Rojava direnişi Meclis gündeminde: Suruç ile Kobanê aynıdır, sınırlar yüreğimizde yok

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ocak 2026

Fransa’da Kürtler Rojava için ayakta: En büyük gücümüz ulusal birlik

Yazar: Bedri Adanır
23 Ocak 2026

Mîdyad-Kerboran yolunda kaza: 3 kişi hayatını kaybetti

Yazar: Yeni Yaşam
23 Ocak 2026

Belçika’da ‘terör’ saldırısı: 3 Kürt ağır yaralandı

Yazar: Bedri Adanır
23 Ocak 2026

Hesekê ayakta: Halk kentini savunuyor | Foto Galeri

Yazar: Bedri Adanır
23 Ocak 2026

Kürt sektörü

Yazar: Aziz Oruç
23 Ocak 2026

Romanlar: Demokratik toplum eşit yurttaşlıkla mümkün

Yazar: Aziz Oruç
23 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır