• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
13 Haziran 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ahmet Güneş

Bekleyen yer

13 Haziran 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ahmet Güneş, Yazarlar

Başlangıçların hüsranı, sonların dipsiz kuyusu, bekliyor hep bir yerde; kuşku gibi, dikkat ve kahır gibi. Beklemenin türlü hallerine gebe bir zamanda bazı anlara lakap buluyoruz, sonra da isimlerini unutuyoruz.

Hilelerin himayesinde kalan yaşamın içinde kaçacak bir yer yok. Bazı adımları takip ederek bir yol bulmak efsanelerde kalmış bir pusula artık. Yalanların depremi var, aldatmanın ateşi var, tuzakların cazibesi var ve soruların varabilecek bir mevziisi yok. Hesap kitap her insanın kılavuzu, her kapının anahtarı ve insanı meşhur ediyor. Bu dünya sayılarla dönüyor ve sayıklayarak yok olmaya gidiyor.

İnsanın vicdanı, bünyesi ve beklentisi asimile edildi. Faili yok çünkü herkes kendinin katili ve bunun bir cezası yok. Acımasız kelimeler, savruk sözcükler, kifayetsiz yüklemler birer abluka misali bir yerde insanın önüne çıkabiliyor ve kaçacak yer bırakmıyor. İnsan bir hikâyeye karışıyor, sonra da o hikâyeyi dünyada düşürüyor.

Gitmek ile kaybolmak arasında gaddar bir uçurum var. Biri bir yere götürüyor, biri bir yere götürmüyor. Dönmek var bir de, hep anlatılan ama asla yaşanmayan. İnsan şahit olduğuna heba da bela da olabiliyor. Bazı şeylerin telafisi zamana yetişemiyor, ipin bir ucu kendine düğüm atabiliyor.

Rüyaları beklemek diye bir şey var, uyumaya uzanmak diye davranmak var. Kehanetlere, izlere, izdüşümlere, tesadüflere ve kadere bel bağlamak ve öyle yaşamak var. Alışkanlıkların hükmü ve mümkünü var. Denilir ki; insandan daha çok dünyalar var. Bu varlar bir yerlerin yokluğuyla varılandır.

Eskilerin bir bahçesi var, insan eksilerek ve eskiyerek oraya varıyor. Bazen dünyanın tek ve en güzel gerçeği bu oluyor. Harflerin ulak olduğu, bakışların kıyametler kopardığı o geçmiş çağlar bir anda insanı yakalar ve zamana el sallar. Kısa ve pek hatırlanmayan bir veda, az anlatılan bir hatıra.

Sessiz bir acı durup ansızın insanı yoklar, insanı dünlere sürgün eder. Bilinenlerin gazabı, bilinmeyenlerin ıstırabı var. Görülenlerin ağırlığı, görülmeyenlerin boşluğu var. Yarasına sadık kabuklar, dünyanın kırılmış tüm aynaları, sonları düşürmüş başlangıçlar insanı götürmekten vazgeçiriyor.

Övgülerin ve sövgülerin arasında kalmış bir cevap, öncesini ve sonrasını kaybetmiş bir karar, insanı beklenmedik anlarla karşılaştırır. Hayatın adı ve sanı, insanın da dünyası değişir. Durmanın geç, gitmenin faydasız olduğu bir yerde, herkes kendi yolunda çarmıhını sırtında taşır. İnsan biraz zamansızdır, biraz da zamanın ta kendisidir.

Taklitlerin, maskelerin ve riyakârlığın çemberinde, roller ve oyunlar yeniden yazılıyor ve alkışlanıyor. Sürmekte olan, sürülmekte olan ve sürgünde olan kelimeler elbette yeniden kendini harf ve harp olarak yazar. Çünkü her savaş tarihten yapraklar düşürüyor.

Sabah sabah anımsamak, akşam akşam düşünerek düşmek sıradan bir mecburiyet artık ve mahcup olan kimse yok. Serbest bırakılan düşler, bazen insanı sersem eder. Denilmiştir ya da denilecektir; unutmak uzun sürer, hatırlamak bir anda insanı kendine düşman eder. Terazisine hile bulaşmış bir dünyada insan en fazla bir yazgıdır, sonra da tesadüftür.

Saklanan ne kaldıysa dünyaya ve hayata görünecektir, görmek ve bakmak arasında kör kalmış insan evvela bildiğine şaşacaktır sonra da alışacaktır. Değişmek biraz da deşilmeye muhtaçtır; uzak ve derin bir mekânda ve bir anda.

Haftanın kitap önerisi: Bextiyar Eli, Rüzgârın Daima Sürüklediği Amcam Cemşid Han / Çeviren: Rêbin Özmen, Totem Yayınları

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

El Nino görülmeye başladı

SON HABERLER

Bekleyen yer

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

El Nino görülmeye başladı

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

Yaşlarından büyük dertleri var!

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

Muhalefet ve yeni bir dönemeç

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

Butlanın gölgesinde memleket ahvali

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

Kürt ulusal birliğinin tarihsel zorunluluğu

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

‘Cinsiyetçi paketlere boyun eğmeyeceğiz’

Yazar: Yeni Yaşam
13 Haziran 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır