İran’da protestolarda yaralananlara tıbbi yardımlar engellenirken, doktor ve hemşirelerde baskı altına alındı. Kirmanşah’taki hastanelerde yaralı protestocular tutuklanıyor, eczanelerde ilaç ve pansuman malzemeleri ise sıkı denetime tabi tutuluyor
İran genelindeki eylemlerde çok sayıda protestocu, İran devletinin doğrudan ateş açması ya da gözaltında gördükleri işkence sonucu yaşamını yitirdi. Protestolar sırasında yaralananların önemli bir bölümü ise tutuklanma ve gözaltına alınma korkusu nedeniyle tıbbi yardım almaktan kaçındı. Bu durum, çok sayıda yaralının tedaviye erişemediği için hayati riskle karşı karşıya kalmasına yol açtı. Mevcut kaynaklara göre protestolar sırasında 330 binden fazla kişi yaralandı. Ancak resmi kayıtlara yansımayan çok sayıda vakanın bulunduğu göz önüne alındığında, gerçek yaralı sayısının açıklanan rakamların çok üzerinde olduğu değerlendiriliyor.
Yaralanan oğlunu kaçırdı
Kirmanşah kentinden Sharara S., protestolar sırasında 15 yaşındaki oğlunun yaralandığını anlattı. Sharara S., “Oğlum kurşunla yaralandı, ancak gözaltına alınma korkusuyla onu evde tedavi ettik ve okula bile göndermedik. Bir hafta sonra köye gönderdik, ama yine de güvenliğinden endişe ederek başka bir yere taşıdık. Yarasının enfeksiyon kapma riski var, bu yüzden asgari kaynaklarla ve sadece hemşire tanıdıklarımızın yardımıyla onu tedavi ettik. Ameliyat imkanımız olmadı. Hükümetin merhameti olmadığını bildiğimiz için başka çaremiz yoktu, hayatının tehlikede olmasından korkuyoruz” dedi.
Yaralılar ölümle karşı karşıya
İran İslam Cumhuriyeti’nin sicilinde, protestolarda yaralananların hastanelerden kaçırılması ve yardım eden sağlık personelinin tutuklanması uzun yıllardır devam ediyor. Kirmanşah’da bir görgü tanığı, hükümet güçlerinin ağır yaralı bir kızın tedavi edilmesini engellediğini ve başka bir kişiyi ameliyat sırasında alıkoyduğunu bildirdi. Bu uygulamalar, yaralıların büyük çoğunluğunun kritik durumda ölümle karşı karşıya kalmasına yol açtı.
Sağlık Bakanlığı Hemşirelik Müdür Yardımcısı Abbas Ebadi, “Başka bir isimle kayıt yaptırırsanız kimse sizi aramaz, sadece sigortanız varsa kimliğiniz tespit edilir” iddiasında bulundu. Bu açıklama, aynı dönemde hükümetin protestocuları bastırmak için askeri güç, çevik kuvvet ve ağır şiddet kullandığı bir ortamda geldi. Sağlık Bakanlığı Hemşirelik Müdür Yardımcısı Abbas Ebadi’nin önerisine sivil aktivist Farahnaz H., şu sözlerle tepki gösterdi: “Bu sözler, daha fazla protestocuyu tespit edip tutuklamak için bir tuzak olabilir. Hastaneye yatış, ilaç temini, ameliyat gibi süreçlerin tümü kimlik tespiti gerektiriyor. Bu nedenle bu öneri ya insan haklarına saygı girişimi değil, ya da daha fazla tutuklama için bir tuzaktır.”
Yaralılar hastanede şiddet gördü
4 Ocak’ta İlam’ın Malekşahi bölgesinde yaşanan çatışmada yaralanan protestocuların çoğu aileleri tarafından İlam’daki İmam Khomeini Hastanesi’ne nakledildi veya burada sığındı. Ancak Devrim Muhafızları ve güvenlik güçleri hastaneyi kuşattı, içeriye silah ve göz yaşartıcı gazla girerek yaralı protestocuları tutukladı. Sağlık çalışanlarını ve yaralıları döverek yaygın bir korku ve terör ortamı yaratan bu uygulama, insan haklarının açık ve ciddi bir ihlali olarak değerlendiriliyor. Bu deneyimler nedeniyle, hastanelerin yaralı protestocular için güvenli bir alan olarak değerlendirilemeyeceği ortaya çıkıyor.
Yaralılara tedavi yasaklandı
Kirmanşah İmam Reza Hastanesi’nde hemşire olarak görev yapan Roya A., protestolar sırasında sağlık personeline uygulanan baskıyı anlatarak şunları söyledi:
“Protestoların başlangıcında ve yaralı sayısı arttıkça, hastane tüm hemşirelere gizlice hastane dışında herhangi bir yaralıyı tedavi etme hakkımızın olmadığını duyurdu. Evde basit bir serum veya temel pansuman bile uygulamamıza izin verilmedi. Böyle bir eylemde bulunursak durum derhal üst makamlara bildirilecek ve hastane bize hiçbir destek sağlamayacaktı. Hastane, kimseye hangi ilacı alması veya yarayı nasıl temizlemesi gerektiği konusunda tavsiye vermememiz gerektiğini de söyledi. Hemşirelerin yanı sıra doktorların da evde tedavi yapması yasaklandı. Bunu yapmaları halinde tıp lisanslarının iptal edileceği ve isyancılarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle yasal işlem başlatılacağı uyarısı yapıldı.”
Çok sayıda doktor tutuklandı
Yaralılara tıbbi hizmet verilmesinin yasaklanması ve hükümetin sağlık personelinin yaralılara yardım etmesini engellemek için uyguladığı yaygın baskı, protestolar sırasında birçok kişinin hayatını tehlikeye attı. Doktor ve hemşirelere yönelik tehdit ve yıldırma girişimlerinin yanı sıra, çok sayıda doktorun tutuklandığına dair raporlar mevcut. Hükümet kaynakları, bu tutuklamaların protestocuları tedavi etmekle ilgisi olmadığını iddia ederken, insan hakları örgütleri mevcut kanıtlara dayanarak asıl nedenin yaralılara yardım sağlamak olduğunu belirtiyor. Tedaviye erişimdeki ciddi kısıtlamalara ek olarak, hükümet eczanelere de baskı uygulayarak birçok tıbbi malzeme ve temel pansuman ekipmanının satışını yasakladı.
Eczanelerde ilaç satışları durduruldu
Kirmanşah’ın Parvaz kasabasındaki bir eczanede çalışan Roqiya, protestoların ardından Sağlık Bakanlığı’nın eczanelere gönderdiği yeni talimatları paylaştı. Talimata göre, doktor reçetesi olmadan cilt enfeksiyonlarını önleyici merhemler ve ilaçlar satılamayacak. Neosporin, gentamisin, mupirosin gibi protestolardan önce ücretsiz dağıtılan ürünlerde artık sadece reçete ve hastanın ulusal kimlik numarası kaydıyla verilebiliyor. Roqiya, kısıtlamaların yalnızca ilaçlarla sınırlı kalmadığını, pansuman malzemeleri ve yıkama serumlarının da satışının denetlendiğini belirterek, “Tüm eczanelerdeki malzemelerin bulunabilirliği üst yetkililer tarafından takip ediliyor” dedi.
Haber: Nasim Ahmadi / NûJINHA









