Rojava Jineoloji Akademisi üyeleri, savaş suçlarına dair hazırladıkları raporun dünyada önemli bir etki yarattığını belirterek, amaçlarının işlenen savaş suçlarını dünyaya duyurarak farkındalık yaratmak olduğunu ifade etti
Rojava Jineoloji Akademisi, 6 Ocak tarihinde HTŞ çetelerinin Halep, Kobanê, Tabqa, Raqa ve Dera-Zor’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda işlediği insanlık suçuna dair rapor hazırladı. İnsanlık suçlarının ele alındığı “Kuzey ve Doğu Suriye’de Savaş Suçları” isimli rapor yayınladı.
Rapor 8 dilde yayınlanarak, insan hakları örgütlerine gönderildi.
Rojava Jineoloji Akademisi üyeleri Leman Şexo ve Siyam Dawud, hazırlanan rapora dair değerlendirmelerde bulundu.
‘Savaş suçlarını belgelemeye çalıştık’
Halep’in Şex Maqsûd ve Eşrefiye mahallelerine yönelik saldırıları hatırlatan Leman Şexo, “Bu saldırılarda yaşanan savaş suçlarını belgelemeye çalıştık. Hastanelere yönelik saldırıları gördük. Birçok kişi vahşi bir şekilde katledildi. Savaşlarda iki güç çatışır. Ancak her iki mahalleye yönelik yapılanlarda siviller katıldı. Mahallelerini korumaya çalışan halka yönelik saldırıların vahşetini herkes gördü. Katledilen bir kadın binadan atıldı. Katledilen kadınların saç örgüleri kesilerek, katliamın sembolü haline getirmeye çalıştılar. Tebqa, Reqa, Der hafir ve Deyrazor’da yapılanların belgelenmesi gerekiyordu. Aynı saldırılar Kobanê’ye yönelik de yapıldı. Yapılan saldırılar halkın iradesini kırmaya yönelikti” dedi.
‘Raporun dünyaya etkisi oldu’
Raporun yaşanan katliama sessiz kalınmasına karşı bir duyarlılık amacı taşıdığını sözlerine ekleyen Leman Şexo, şöyle devam etti: “Evet raporu hazırladık. Ancak daha isimleri netleşmeyen insanlar ve olaylar var. Hazırladığımız raporun dünyaya etkisi oldu. Kadın, çocuk ve insan hakları örgütlerinin geri dönüşü oldu. Yaklaşık 229 kadın zoom toplantı üzerinden bizimle bir toplantı yaptı. Yaşananlara dair daha kapsamlı bilgi almak istediler.”
‘Hala çetelerin elinde olanlar var’
Siyam Dawud ise hazırlanan rapora dair bilgi vererek, “Saldırılarda yaşananlara dair verileri ve yaşananları topladık. Bunun ötesinde DSG ve Şam Hükümeti arasında yapılan bir anlaşma var. Ancak bir bütünen her şey bitti diyemeyiz. Çünkü tehlike hala devam ediyor. Saldırılarda çok fazla savaş suçu işlendi. Hem sivillere yönelik hem de savaşçılara yönelik. Şuan hala çetelerin elinde olan insanlar var. Bunun yanı sıra Halep’te Şehid Nagihan Akarsel Kütüphanesi’ne yönelik saldırılar oldu. Özellikle de kütüphanede Kürtçe kitaplar tahrip edildi, yakıldı ya da ortadan kaldırdılar. Sadece Kürtçe kitapları değil, kadın hakları ve ekoloji ile ilgili kitapları kaldırılıp, yok edildi” diye konuştu.
‘Kadınlar için büyük bir tehlike söz konusu’
Kadın kurumlarına yönelik de saldırıların olduğunun altını çizen Siyam Dawud, şunları söyledi:
“Zenobiya ve Tehalif gibi kadın kurumları tahrip edildi. İnsanlık dışı uygulamalar ile kadın yerlerine saldırdılar. Kadınlara yaklaşım Kuzey ve Doğu Suriye ile ilgili bir durum değil yalnızca, Suriye’de yaşayan tüm kadınlar için büyük bir tehlike barındırıyor. Kadınların giyimine yönelik, sokaklara çıkmasına yönelik kurallar getirmeye çalışıyorlar. Eğer durum böyle ilerlerse HTŞ’nin denetiminde bulunan yerlerde kadınları tekrardan eve kapatacaklar ve bilimle ilgilenmelerine izin vermeyecekler. Kadınların tümü için büyük bir tehlike durumu söz konusu. Geçen günlerde Tebqa’da kadınlara siyah çarşaf dağıtmaya başladılar. Kadınlar için karanlık bir dönemi başlatmak istiyorlar. Bizlerde hazırladığımız raporla işlenen suçların yanı sıra dünyayı duyurmak ve farkındalık yaratmak istedik.”
Haber: Derya Ren / JINNEWS









