İstanbul Newrozu’nda yüz binlere seslenen Çetin Arkaş, ‘İlk samimiyet sınavının İmralı’da gerçekleşmesi gerektiğini bir daha hatırlatıyoruz. Artık İmralı’nın kapıları açılmalıdır’ dedi
İstanbul Newrozu’nda konuşan İmralı Sekreteryası’nda yer alan Çetin Arkaş yurttaşlar tarafından coşkuyla karşılandı. Çetin Arkaş, “Merhaba İstanbul, merhaba yerinden yurdundan edilerek zorla göçertilen, ekmek kapısı diye ta buralara kadar gelmek zorunda olanların şehri merhaba” diye konuşmasına başladı.
Çetin Arkaş’ın konuşması şöyle devam etti:
“Merhaba Türkiye halklarının şehri, merhaba haramilerin saltanatını yıkma kararlılığını bir an için unutmayan güzel şehir.
Üniversite yıllarım, gençlik mücadelesini, yitirdiğim en güzel yoldaşlarımla tanıştığım ve bugün onlarla bu meydanda yeniden buluştuğum kavgamızın şehri; hoş geldiniz analar, babalar, kız kardeşlerim, yoldaşlarım hoş geldiniz.
Diğer halklardan değerli dostlarım, yoldaşlarım, mücadele arkadaşlarım ve Önder Apo’nun değerli takipçileri hepiniz hoş geldiniz. Sizleri Önder Apo adına, hapislerde direnen yoldaşlarım adına sevgiyle selamlıyor ve Newroz bayramınızı kutluyorum. Newroz’unuz kutlu olsun.
‘100 yıllık statüko yerle yeksan olmak üzere’
Değerli halklarımız; Ortadoğu yangın yeri. Her gün bu yangının daha da büyüdüğüne, yeni coğrafyalara sıçradığına tanıklık ediyoruz. Gözümüzü kapatamayız. Bizi ilgilendirmiyor diyemeyiz. Hayır, bu yangın tam da bizleri ilgilendiriyor, çok yakından ilgilendiriyor. 100 yıllık statüko yerle yeksan olmak üzere. Peki, ne yapacağız? Hiç bir şey olmamış gibi izlemeye devam edip, bu yangın kapımıza dayanana kadar görmezden mi geleceğiz? Kendi iç sorunlarını çözememiş, kendi içinde bolca ötekiler yaratmış ülkeler bu süreçleri çok daha derinden hissediyor, yaşıyor.
Görüyoruz; işte Irak, işte Suriye, işte İran! Tek başına dış müdahaleleri eleştirerek sorunlara çare üretemeyiz. Kendi içinde ki yangını söndüremeyenler dış müdahalelerin etkisiyle kendi yangınlarının harlandığına tanıklık ettiler.
‘Önder Apo çözüm iradesi ortaya koydu’
Bazen şartlar, koşullar bu ülkelerin kendi iç sorunlarını görünmez kılmasını sağlayabilir. Ama bu ilanihaye sürdürülemez. Bir yerde çözülmemiş bir sorun varsa o zamanın bir kesitinde ve bir şekilde mutlaka patlak verecektir. Komşularda yaşananlara baktığımızda bunu göremiyor muyuz? Daha ne kadar üç maymunu oynayacağız? Palyatif ve günü kurtaran politikalarla varılabilecek güvenli bir gelecek yoktur.
Önder Apo tam da böylesi büyük bir yangının ortasında sadece Kürt halkı adına değil, Ortadoğu halkları adına büyük bir sorumluluk alarak barış ve demokratik çözüm iradesini ortaya koydu. Halklarımızı birbirine kırdırtacak olan ve önümüzdeki 100 yılı büyük boğazlaşmaya döndürmeyi amaçlayan savaş konseptine karşı halkların barışını ve gerçek baharını amaçlayan çözüm perspektifini geliştirdi. Bu çok büyük bir cesaret isterdi. Ancak en amansız ve eşitsiz şartlarda onur ve varlık savaşına cesaret edenler böylesi bir barışan cesaret edebilirdi. Barış elini uzatanlara, o eli tutma iradesini gösterenlere selam olsun.
‘Artık bu kısır döngü sona ermelidir’
Buradan halklar adına sonsuz şükranlarımızı iletiyoruz. Artık bu kısır döngü sona ermelidir. Böylesi tarihi dönemlerde zaman hem kırılgandır hem de çok kritiktir. Yapılması gerekenlerin etrafında dolanıp hiçbir şey yapmamak çare üretmez. Aksine kaygıları çoğaltır, sorunları derinleştirir. Gittiğimiz her yerde bize soruyorlar; devlet niye adım atmıyor? Bizde bize iletilen bu soru ve kaygıları bu meydandan muhataplarına iletiyoruz. Daha ne bekliyorsunuz, ne zaman harekete geçeceksiniz? Bu halkın haklı kaygılarını nereye kadar görmezden geleceksiniz?
‘Artık barışın, huzurun, demokrasinin kokusunu duymak istiyoruz’
Biliyoruz, devletin mutfağında her daim bir şeyler pişer, o mutfak boş kalmaz. Pişen her ne ise halklar bunun kokusunu duyar, hisseder. Barış ve demokrasi pişerse bu da hissedilir. Savaş ve oyalama pişiriliyorsa halkın engin öngörü ve sağduyusu bunu görüp hissetmekte de zorlanmaz. Bizler artık barışın, huzurun, demokrasinin kokusunu duymak istiyoruz. Bu konuda cesaret ve sahicilik istiyoruz. Oyalamaya, top çevirmeye artık bir son verelim.
‘İlk samimiyet sınavının İmralı’da gerçekleşmesi gerektiğini hatırlatıyoruz’
Tartışmasız bir şekilde ilk samimiyet sınavının İmralı’da gerçekleşmesi gerektiğini bir daha hatırlatıyoruz. Bir halkın önderine yaklaşım en büyük samimiyet sınavıdır. Artık İmralı’nın kapıları açılmalıdır. Önder Apo’nun statüsü, özgür bir insan ve baş müzakereci olarak netleştirilmelidir. Ortadoğu’da ki bu büyük yangından etkilenmemek ve bu yangını söndürmek için yapılması gereken en rasyonel adım budur. Ne kadar görmezden gelinse de perde arkasında herkes hakikatin farkındadır.
‘PJAK’ı davet etmeyi düşünüyor musunuz?’
Önder Apo artık statüsüz olmayacağı kesinleşmiş, 60 milyonluk nüfusa sahip Kürt halkının tartışmasız önderidir. Her parçadaki Kürt’ü tehdit görmekten vazgeçin. Onlar dostluk ve kardeşlik elinizi uzatın. Rojava liderliği başka başkentlere gidebildiği, rahatlıkla Ankara’ya Amed’e ve İmralı’ya gelebilmelidir. Bu Türkiye’nin geleceği için bir tehdit değil, aksine bir sigortadır. Öngörülü ve cesur liderlik bunu gerektirir. İşte şimdi de Rojhilat ve orada ki Kürtlerin statüsü konuşuluyor. Herkes bir şeyler söylüyor. Peki, biz buradan 25- 30 milyonluk Kürt nüfusunu kendi içinde barındıran Türk devlet yetkililerine soruyoruz; Kürt kazanımları nerede olursa olsun tehdit gören klasik politikanın dışında bir söyleminiz var mı? Mesela bütün dünyanın konuşmaya başladığı doğu Kürdistan’ın en güçlü siyasal ve askeri yapılanması olan PJAK liderliğini şimdiden Ankara’ya, Amed’e, İmralı’ya davet etmeyi düşünüyor musunuz?
‘Gerçek bahara dönüştürelim’
Bu konuda Batılı başkentler kadar en azından rasyonel bir politika üretmeye hazır mısınız? Rasyonalitenin dışında son yüz yılı sorunlu olsa da bin yıllık kardeşlik hukuku bunu gerektirmez mi? Artık bütüncül bir Kürt politikası oluşturmanın zamanı gelmedi mi? Örtük ve çözümsüzlüğü davam ettiren politikaya hızla son vermenin zamanıdır. Milliyetçi kuşatmalarla halkaları birbirine kırdırtacak yangına kimse odun taşımamalıdır. Barış döneminin zihniyetini hep birlikte yaratalım. Bunun üslubunu geliştirelim. İncitici, tahrik edici, yok sayıcı dilden uzaklaşalım. Bu baharı halklarımızın gerçek manada birbirinin öz varlığına saygı duyarak buluştuğu gerçek bir bahara dönüştürelim.
Artık barış zamanı. Savaşırken cesur olduğumuz kadar barışırken de cesur olma zamanı. Bu meydan geri döndürülemez bir şekilde varlığına sahiplenmiş onurluca ve özgürce yaşamaya kararlı Kürt halk iradesini yansıtan en güzel, en kalabalık meydanlardan biri. Kürdistan’ın dört bir yanı böyle bir iradeyi en güçlü şekilde haykırdı, haykırıyor. Kürtlük varlığıyla ve anayurduyla artık kesinleşmiş bir hakikattir, geri döndürülemez. Kürtler artık serbilinttır. Her yerde serbilinttır. Kendi anayurtlarında da metropollerde de diasporada da! Ve artık kader tayin edici, politik bir güçtür.
Türkiye’de de Ortadoğu’da da söz kurmak isteyenler bu hakikati görmezden gelemezler. Yaşananlar ve yaşanacak olanlar bunun en büyük ispatıdır. Kürt halkını bu düzeye getiren Önder Apo’ya, şehitlerimize ve Önder Apo’nun değerli öğrencilerine, dostlarına ve fedakar halkımıza bu vesileyle minnetlerimizi sunuyoruz.
Ortadoğu karanlığında bir güneş gibi açtınız. Ortadoğu rönesansı kesinlikle Kürdistan’dan yükselecektir. Kadın özgürlüğüyle, ‘jin jiyan azadî’ felsefesiyle, halkların özvarlığına duyulan derin saygıyla bütün kirli hesapları alt üst edecek kapasiteye sahiptir.
‘Mutlaka başaracağız’
Ortadoğu’nun tüm inanç ve halk topluluklarına sesleniyoruz, bu eli tutun. Bu fikir etrafında bir araya gelin. Hep birlikte gerçek manada ’biz’ olabiliriz. Bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yaşamayı başarabiliriz.
Bu duygularla hepinizin, tüm halklarımızın Newroz bayramın kutluyoruz. Newroz en çok size yakışıyor. Newroz en çok direnenlere ve mücadele edenlere yakışıyor. Siz çok yaşayın, özgür yaşayın, kardeşçe yaşayın. Newroz’unuz kutlu olsun. Başaracağız, hep birlikte başaracağız.”
Kaynak: MA









