İsrail-ABD’nin İran’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklama yapan İklim Adaleti Koalisyonu, saldırıların durması ve uluslararası kurumların savaşa müdahale etmesi gerektiğini vurguladı
İklim Adaleti Koalisyonu, ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair yazılı açıklama gerçekleştirdi. İsrail-ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını en güçlü biçimde kınandığı belirtilen açıklamada, saldırıların yalnızca bir ülkenin egemenliğine değil, Ortadoğu’yu, hatta insanlığı, doğayı ve tüm türlerin ailesinin ortak geleceğini tehdit eden “tehlikeli bir savaş zincirinin halkası” olduğu kaydedildi. Savaşın petrol, doğalgaz, enerji koridorları ve stratejik ticari geçiş yollarından kaynaklandığı vurgulanan açıklamada, savaşın bedelini halkların ve doğanın ödediği belirtildi.
Yaşam hakkı ihlal ediliyor
Açıklamada, “Modern savaşlar yalnızca cephe hattında değil; toprağın altında, suyun derinliğinde, havanın içinde sürer. Ağır silahlar, füze sistemleri, hava bombardımanları ve askeri tesislerin hedef alınması: Petrol rafinerilerinde ve boru hatlarında büyük yangınlara ve toksik sızıntılara yol açar. Yeraltı sularını kirletir, tarım alanlarını zehirler, gıda güvenliğini tehdit eder. Kimyasal ve nükleer riskleri büyüterek kuşaklar boyu sürecek sağlık krizlerine zemin hazırlar. Atmosfere salınan yoğun karbon ve zehirli gazlarla iklim krizini hızlandırır. Yarattığı ekolojik yıkımla savaş coğrafyasında ve ötesinde yaşayan tüm canlıların yaşam hakkını canice ihlal eder” denildi.
Savaş iklim krizi derinleştiriyor
Militarizmin iklim krizinin görünmeyen ama en güçlü “hızlandırıcılarından” biri olduğunun altı çizilen açıklamada, “Ortadoğu, zaten su kıtlığı, çölleşme ve aşırı sıcaklık artışıyla mücadele eden kırılgan bir coğrafyadır. Bu coğrafyada yürütülecek her geniş çaplı askeri operasyon; yalnızca bugünü değil, geleceği de yakacaktır. Savaş, göçü büyütür. Savaş insanlığa karşı işlenen suçtur. Savaş, yoksulluğu derinleştirir. Savaş, otoriterliği besler. Savaş, ekolojik yıkımı kalıcılaştırır. Savaş militarizm, ırkçılık ve şovenizmi besler” ifadeleri kullanıldı.
Ortadoğu bir savaş sahası değil
Sağlık, eğitim ve adil dönüşüm için ayrılması gereken kaynakların savaş ekonomisine ayrıldığı belirtilen açıklamada, savaş ekonomisine ayrılan bütçelerin kuruyan nehirleri geri getirmeyeceği, yanan ormanları onarmayacağı belirtildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) “barış ve güvenliği koruma” sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiği belirtilen açıklamada, ateşkesin sağlanması ve “acilen” diplomatik kanalların işletilmesi gerektiği ifade edildi. Açıklamada devamla şunlar kaydedildi: “Bölgesel gerilimi artıracak her türlü askeri yığınak ve tehdit dili terk edilmelidir. Nükleer ve kimyasal riskleri büyütecek adımlara karşı uluslararası denetim mekanizmaları devreye sokulmalıdır. Sessizlik suça ortak olmaktır. Savaşı izlemek, savaşı onaylamaktır. Uluslararası hukuk yalnızca kâğıt üzerinde değil, pratikte de işletilmelidir. Aksi halde dünya, hukukun değil güç siyasetinin hüküm sürdüğü bir karanlığa sürüklenecektir. Bizim tarafımız açık şunu net biçimde ifade ediyoruz: İran’a yönelik saldırılar derhal durdurulmalıdır. Bölgeyi ateşe atan kaynak ve tahakküm savaşlarına son verilmelidir. Sınırsız ekonomik büyüme hedefli, Fosil yakıt bağımlılığına dayalı savaş düzeni terk edilmeli, adil ve barışçıl bir ekonomik enerji dönüşümü başlatılmalıdır. İçinde bulunduğumuz çoklu kriz çağında ihtiyacımız olan şey daha fazla silah değil; daha fazla yaşamdır. Bizler emperyal rekabetin, silahlanma yarışının ve kaynak yağmasının değil, halkların kendi kaderini tayin hakkının, barışın ve iklim adaletinin tarafındayız. Ortadoğu bir savaş sahası değil, halkların ortak evidir. Bu evi yakmanıza izin vermeyeceğiz.”
Kaynak: MA









