Kuşların bahar göçü başladı. Ancak beslenme alanları yok olan, kentlerde artan betonlaşma, gece aydınlatmaları ve cam kaplı yüksek binalar göçmen kuşlar için büyük risk oluşturuyor
Duygu Kıt
Bahar göçünün başlamasıyla birlikte milyonlarca kuş Afrika’dan Avrupa’ya uzanan rotada yeniden yola çıktı. Türkiye bu göç hattında kritik bir geçiş noktası olurken, özellikle büyük şehirlerde artan betonlaşma ve plansız yapılaşma kuşlar için ölümcül riskler yaratıyor. Uzmanlara göre cam kaplı yüksek binalar ve yoğun gece aydınlatmaları, göç yolculuğunu tehlikeli hale getiren başlıca unsurlar arasında. Doğa Derneği’nden Şafak Arslan ile mevcut riskleri ve kuş ölümlerini azaltmak için şehirlerde alınabilecek önlemleri konuştuk. Özellikle yaygınlaşan cam cepheler şehirlerde kuşlar için görünmez bir tuzağa dönüşüyor. Şafak Arslan, göç yolculuğunun kuşlar için yalnızca uzun değil aynı zamanda çok sayıda tehditle karşı karşıya kalınan bir mesafe olduğunu işaret etti.
Elektrik direkleri risk
Aslan, “Kuşlar göç yolculuğunda çok uzun mesafeler kat ediyorlar ve bu yolculuk boyunca birçok farklı tehditle karşı karşıya kalıyorlar. Bu nedenle göç sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için bu tehditlerin azaltılması, mümkünse ortadan kaldırılması gerekiyor. Bu tehditler bölgelere göre değişiklik gösterebiliyor. Bunlar arasında elektrik çarpması öne çıkan risklerden biri. Özellikle süzülerek göç eden kuş türleri, konaklamak için indikleri izolasyonsuz elektrik direklerinde elektrik çarpmasına maruz kalabiliyor ve hayatlarını kaybedebiliyorlar. Bunun yanı sıra beslenme ve dinlenme alanlarının yok olması, kuşların alıştıkları durakları bulamaması da önemli bir tehdit. Aslında bunu göç yolculuğundaki duraklama noktalarının kaybı diye özetleyebiliriz” dedi.
Işık kirliliği yönlerini şaşırtıyor
Arslan, özellikle gece göç eden kuşlar için ışık kirliliğinin ciddi bir sorun yarattığını vurgulayarak şunları kaydetti: “Kuş göçü üzerindeki bir diğer önemli risk ışık kirliliği. Gece göç eden birçok kuş yönünü yıldızlara göre belirliyor. Ancak şehirlerdeki güçlü ışık kaynakları bu sistemi bozabiliyor. Bu durum kuşların göç rotasından sapmasına, ışığa yönelmesine ve gökdelenlerin camlarıyla çarpışmasına neden oluyor. Bu da özellikle metropol alanlarda ciddi bir sorun oluşturuyor. Bu nedenle göç dönemlerinde iyi bir planlama yapılması gerekiyor. Şehir yönetimlerinin bu süreçte sorumluluk alması önemli. İstanbul gibi bir metropolün göç rotası üzerinde yer alması, hem bu doğa olayına tanıklık açısından önemli hem de kuşlar için binlerce yıldır kullanılan bir göç dar boğazı olması nedeniyle kritik. Işık kirliliğinin mümkün olduğunca azaltılması, kuşların rotalarından sapmadan göç etmelerini sağlayacaktır. İstanbul bu konuda öncülük edebilecek bir potansiyele sahip.”
‘Ölümleri azaltmak mümkün’
Arslan, sağlıklı bir göç rotası için kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesi gerektiğini belirterek önerilerini şöyle sıraladı: “Göç dönemlerinde gereksiz gece aydınlatmalarının azaltılması, cam cepheli binalarda kuşların fark edebileceği desenli yüzeylerin kullanılması ve göç rotaları üzerindeki yapılaşmanın doğa dikkate alınarak planlanması bu önlemler arasında yer alması önemli. En önemli tehditlerden biri elektrik çarpması. Özellikle orta gerilim hatlarında tüneyen kuşlar, direkler izolesiz olduğunda hayatını kaybediyor. Bu nedenle bu direklerin belirlenip izole edilmesi gerekiyor. Bu konuda yapılan çalışmaların olumlu sonuç verdiğini gördük. Afrika-Avrupa göç yolu üzerindeki kritik noktalarda bu çalışmaların artırılması ve elektrik şirketlerinin bunu öncelikli bir konu haline getirmesi gerekiyor. Göç dönemlerinde gece aydınlatmasının en aza indirilmesi öncelikli olmalı. Lazerle yönlendirme gibi yöntemler ikincil olabilir. Kuşlar doğal rotalarını zaten bulacaktır. Ayrıca konaklama alanlarının korunması, ormanların, sulak alanların ve meraların iyileştirilmesi ve restore edilmesi göçmen kuşlar için büyük önem taşıyor.”








