• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Ali Sinemilli

AKP başa mı sarıyor?

15 Nisan 2026 Çarşamba - 00:00
Kategori: Ali Sinemilli, Manşet, Yazarlar

Türkiye yeni bir yol ayrımındadır. Ya çözümsüzlükte ısrarla krizler derinleşecek, kutuplaşma büyüyecek, toplumsal çürüme artacaktır ya da Halkların huzuru ve refahının yolunu açacak demokratik çözüm, toplumsal uzlaşı ve barış temelinde yeni bir gelecek inşa edilecektir

Ali Sinemilli

AKP’nin bir özel savaş partisi olduğu, böylesi bir savaşı yürütmekte oldukça maharetli davrandığı her geçen gün daha fazla netlik kazanıyor. Malum devam eden ‘Barış ve Demokratik Toplum’ süreci ile ilgili AKP üzerinde ciddi bir kamuoyu baskısı var. Başta Kürtler olmak üzere demokratik kamuoyu artık yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini dile getiriyor, sürecin sekteye uğramaması için yasal adımların atılması gerektiğini belirtiyor.

Özellikle son dönemlerde AKP üzerinde böyle bir toplumsal baskının geliştiğini söylemek mümkün. Kürt tarafı hazır, iktidar ortağı MHP hazır, Ana muhalefet partilerinden CHP hazır, AKP de hazır olursa sürecin önünde kimse duramaz deniliyor.

İşin gerçeği adım atmak için koşullar her zamankinden daha fazla müsait. Fakat buna rağmen AKP adım atmıyor ve atmamasının gerekçelerini oluşturmak için de türlü yol ve yöntemlere başvurmaktan geri durmuyor.

İşte! Son birkaç haftadır AKP güdümündeki Basın tekrardan silahların bırakılmadığı biçiminde bir algı oluşturmaya çalışıyor. Güya, PKK silah bırakmadığı için yasal adımlar atılmıyor, süreçte yeni bir evreye geçilemiyormuş. Halbuki, aynı AKP Basını geçtiğimiz yaz ve sonbahar aylarını PKK’nin silah bıraktığı, iktidarın politikalarının başarılı olduğu biçiminde yaygın bir propagandayla geçirdi. O dönemki yayınlara bakılsa, AKP’nin büyük bir zafer kazandığı, elli yıllık sorunu ortadan kaldırdığı vb. biçimde yoğunca haber, konuşma görmek mümkündür.

Peki aynı AKP şimdi ne diyor? Mesela, o günlerin zafer naraları atan AKP sözcüsü Ömer Çelik şimdi hangi cümleleri kullanıyor: PKK silah bırakmadığı için adım atılmıyor! Benzer cümleleri Numan Kurtulmuş da kuruyor. Açık ki, bu dezenformasyon çabalarının çok yönlü nedenleri var ama özünde çözüm iradesinin olmaması, çözüm perspektifinden yoksunluk var. Sorunun çözümüne dair köklü bir yaklaşım gelişmediği için kah konjonktüre bakılıp süreç ağırdan alınıyor kah karşı taraf üzerine düşenleri yapmadı denilerek mevcut pozisyon korunmaya çalışılıyor.

Bu anlamıyla, yaşadıklarımız eskinin bir nevi tekrarı. Toplumsal baskı artınca, adım atma sırası iktidar-devlette çağrıları çoğalınca bundan kurtulmanın yolu olarak topu karşıdakine atma ucuzluğuna başvuruluyor. Bundandır ki, bir yandan AKP sözcüleri diğer yandan bağlı medya organları hep bir ağızdan bir değil on haberle gündemi değiştirmeye çalışıyor. AKP üzerindeki toplumsal baskının yönünü PKK’ye çevirmek istiyorlar. Böyle yaparsak bir süre daha kazanırız diyorlar.

Şüphesiz, yansıyan panik havası, eli ayağına dolanan görüntü bir buçuk yılı bulan süreçte izlenen politika ile doğrudan bağlantılı. AKP bu süre zarfında hep ‘adım atacak gibi’ duran taraf oldu. Bugün, olmadı yarın, diğer gün diye diye bugünlere kadar gelindi. Bu biçimde- eğer danışıklı denilse, ki danışıklı olma ihtimali yüksektir- MHP dahil herkesi oyalayan bir AKP söz konusudur. Nihayetinde olan da bellidir. Bir buçuk yılda hiçbir adım atmayan bir AKP gerçekliği.

Belki bazıları nasıl olur, atılan adımlar var, diyebilir. ‘İmralı’ya gidildi, Önder Apo muhatap alındı’ vb. denilebilir. Elbette bunlar doğrudur. Fakat sürecin bu aşamaya gelmesinde İktidar-devletten ziyade Önder Apo’nun çözümleyici yaklaşımının belirleyici olduğu aşikardır. Önder Apo çabalamasa, ön açıcı olmasa, sürecin durakladığı anlarda pozitif önerileriyle yol temizliği yapmasa bu noktada olamayacağımız gün gibi ortadadır.

Dolayısıyla devam eden süreç ve gelinen aşamayı AKP yönetiminin hanesine artı olarak kaydetmek gerçekçi olmayacaktır. AKP bu yola çokça değerlendirildiği üzere mecburen giren taraftır. Mecburiyetlerle yürüdüğü bu yolda hep bir ‘umut’ geri dönmenin, eskiyi uygulamanın arayışı içindedir. Özü itibariyle ilk gün hangi noktadaysa, bugün de o noktadadır. Sürecin başında nerede duruyorduysa bugün de oradadır.  Zihniyeti budur, emeli de bu biçimde olmaktadır.

O halde, AKP’nin yürüttüğü özel savaş propagandasına karşı uyanık olmak, gündemleştirdiği konuların arka planına bakmak oldukça önemlidir. AKP çözüm istese hiçbir engelle karşılaşmadan atacağı o kadar çok adım var ki, saymakla bitmez. Böyle değil de hep gerekçelerden bahsediliyor, her daim olmazın teorisi yapılıyorsa bunun nedeni bellidir. Çözüm istememedir.

Dikkat çekmekte yarar var. Bu sürecin başından bu yana içerisinde olan DEM Parti’nin beş günlük geniş katılımlı toplantılarından sonra yaptığı açıklama ortadadır. Ne diyor DEM Parti: Türkiye yeni bir yol ayrımındadır. Ya çözümsüzlükte ısrarla krizler derinleşecek, kutuplaşma büyüyecek, toplumsal çürüme artacaktır ya da Halkların huzuru ve refahının yolunu açacak demokratik çözüm, toplumsal uzlaşı ve barış temelinde yeni bir gelecek inşa edilecektir.

AKP’nin bu iki yoldan hangisini tercih ettiği bellidir. Demokrasi güçlerine düşen AKP’nin çözümden yana eğilim göstermesini sağlamak, AKP’yi buna mecbur kılmaktır. Aksi teferruatlı anlatımlara gerek duymayacak kadar görülmüş, anlaşılmıştır.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Komisyon raporunda negatif barış riski : 6. ve 7. bölümler üzerine

Sonraki Haber

‘Cam kuleler ve ışık kirliliği ölüm tuzağı’

Sonraki Haber

‘Cam kuleler ve ışık kirliliği ölüm tuzağı’

SON HABERLER

Simge Yardımcı: Okullardaki saldırılar münferit değil, sorumlular hesap versin

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Suriye üzerinden Irak petrolü ihracatı başladı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Nergis Muhammedi’nin sağlık durumunun kritikleştiği duyuruldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Mereş saldırısını gerçekleştiren çocuğun polis başmüfetişi olan babası tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Okullarda artan şiddet: Bütüncül yaklaşımla çözülebilir

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

DEM Parti saldırılara dair heyet görevlendirdi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

ABD, askeri saldırı hazırlığını hızlandırdı, Küba’dan ‘Kendimizi savunuruz’ mesajı geldi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır