• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Nisan 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hicri İzgören

Sürecin yasal güvence ihtiyacı

16 Nisan 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Hicri İzgören, Yazarlar

Türkiye’deki barış ve çözüm arayışları kritik dönemeçlerin ardından gelinen nokta itibarıyla daha çok somut adım ve yasal güvence ekseninde tartışılıyor. Süreç, büyük bir fırsat yakalamış olsa da bu imkânın kalıcı bir hukuksal zemine oturup oturmayacağı belirsizliğini koruyor. Bu durumların zamana yayılması sürecin akamete uğraması kuşkularını da bünyesinde barındırıyor.

Barış süreçleri, çatışmaların sona erdirilmesi ve şiddetin yeniden alevlenmesini önlemek için atılan kritik ve kapsamlı adımların bütünüdür. Ancak bu süreçler, doğası gereği yüksek riskler ve aşılması zor engeller içerir. Barış sürecinin handikapları, genellikle sürecin kırılganlığını artıran, sürdürülebilirliğini tehlikeye atan ve başarı şansını düşüren temel zorluklardır.

Belki de en temel handikap, çatışmanın birincil tarafları arasındaki derin güven eksikliğidir. Yıllarca hatta on yıllarca süren düşmanlık ve şiddet ortamından sonra, tarafların birbirine samimi bir şekilde taahhütte bulunması ve verilen sözleri tutacağına inanması zordur.

Taraflardan biri, diğerinin anlaşma sonrası vaatlerini yerine getirmeyeceğinden veya elde ettiği gücü yeni bir saldırı için kullanacağından endişe eder. Bu güvensizlik, somut siyasi adımların atılmasını engeller ve süreci bir çıkmaza sokabilir.

Liderlerin ve aktörlerin süreci gerçekten barışa ulaşmak için mi, yoksa zaman kazanmak veya pozisyonunu güçlendirmek için mi kullandığı yönündeki şüpheler, kamuoyunda ve karşı tarafta sürecin samimiyetini sorgulatır.

Barış süreçleri genellikle tekil aktörler arasında yürümez; çok sayıda iç ve dış aktörün, siyasi uzantıların ve çıkar gruplarının dâhil olduğu karmaşık dinamiklere sahiptir.

Anlaşma sağlandıktan sonra bile süreci baltalamak isteyen, barıştan çıkarı olmayan veya şiddete dayalı ideolojilerle hareket eden sabotajcı aktörler ortaya çıkabilir. Bu aktörlerin etkisizleştirilememesi, masayı dağıtabilir ve şiddeti yeniden tırmandırabilir.

Sürecin bir tarafı, kendi tabanını veya silahlı kanadını tam olarak kontrol edemediğinde, süreçte alınan kararlara rağmen sahada şiddet eylemlerinin durmaması büyük bir handikaptır.

Barış süreçleri statik bir ortamda yürümez; bölgesel ve küresel gelişmelerden, hatta iç siyasi takvimden anında etkilenebilir.

Bölgesel gelişmeler: Komşu ülkelerdeki çatışmalar, sınır ötesi gerilimler veya jeopolitik çıkarlar, sürecin ana gündemini değiştirerek veya yeni riskler yaratarak barış masasını devirebilir.

Barış, sadece liderlerin veya müzakerecilerin imzaladığı bir anlaşmadan ibaret değildir; kalıcı olması için toplumsal rızaya dayanmak zorundadır.

Anlaşmaların kamuoyu tarafından yeterince anlaşılmaması, benimsenmemesi veya hakkaniyetli bulunmaması, sürecin başarısızlığına yol açabilir.

Propaganda ve algı yönetimi: Süreç boyunca tarafların eylemlerinin veya taleplerinin toplum nezdinde düşmanlık düzeyinde hedef alınması, tabanlar arasındaki yakınlaşmayı engeller ve siyasal polarizasyonu derinleştirir.

Barış süreçleri, kırılganlıktan kalıcılığa geçişin zorlu bir yolculuğudur. Handikapların üstesinden gelmek için, tarafların sadece şiddeti durdurmaya değil, aynı zamanda çatışmanın sosyal, ekonomik ve psikolojik yönleriyle de ilgilenen kapsamlı bir yaklaşıma sahip olması gerekir. Liderlerin cesareti, ana aktörlerin kararlılığı, dış müdahalelere karşı direnç ve sürekli bir güven inşa etme çabası, bu handikapları aşmanın ve sürdürülebilir bir barışa ulaşmanın anahtarıdır.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

Sonraki Haber

Entegrasyon ve entrikalar

Sonraki Haber

Entegrasyon ve entrikalar

SON HABERLER

Kürt edebiyatçıların yeni adresi: KURDÎWAR

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Barış değil, eko-savaş sürüyor

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Entegrasyon ve entrikalar

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Sürecin yasal güvence ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Halkların demokratik, toplumsal ve ekolojik ittifakı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Nisan 2026

Emniyet: 591 sosyal medya hesabı hakkında işlem başlatıldı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Tuncay Sonel’e Dêrsim’de basın toplantısı için yer verilmedi

Yazar: Yeni Yaşam
15 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır