Osmanlı’ya karşı mücadelede yaşamını yitiren, ancak tarihsel kayıtlarda yeterince yer almayan Ermeni kadın direnişçiler ‘Armînohî’ ve ‘Maro’, Hesekê’de görsel-işitsel panorama türündeki bir kültürel eserle tanıtılıyor
24 Nisan 1915, Ermeni soykırımının başlangıç günü olarak kabul edilmektedir. Bu soykırım, I. Dünya Savaşı yıllarında (1914-1918) Osmanlı İmparatorluğu tarafından Ermenilere, Süryanilere, Asurilere ve Keldanilere karşı gerçekleştirildi. Bu sürecin hedefi, Ermeni toplumunun kendi topraklarından zorla çıkarılması ve yok edilmesiydi. Çok sayıda ülke ve uluslararası kuruluş bu olayı “soykırım” olarak tanırken, Türkiye bu gerçeği kabul etmiyor ve resmi olarak tanımıyor.
Direnişçi Ermeni kadınların unutulmaması için
Hesekê’deki Ermeni Kültür Merkezi, görsel-işitsel panorama türünde bir sanat eseri hazırladı. Eser; tiyatro, sinema, ses ve dans performanslarını bir araya getiren çok disiplinli bir çalışma niteliği taşıyor.
Armînohî: Osmanlı’ya başkaldıran bir kadın
Eserin adı soykırım döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na karşı direnen ve hayatını kaybeden Ermeni bir kadın devrimci “Armînohî” nin ismini taşıyor.
Çünkü Armînohî, Ermeni halkının davası için büyük emek vermiş, ancak hikayesi yazılı Ermeni tarihinde yeteri kadar yer almamış, bu nedenle günümüze kadar sözlü olarak aktarılmıştır. Ermeni Kültür Merkezi, bu hikayeyi sanat eseriyle yeniden yorumlayarak değerli bir yapım ortaya koymuştur.
Ermeni Kültür Merkezi Tiyatro Grubu üyesi İzdîhar Tahir, bu çalışma hakkında bilgi verdi.
İzdîhar Tahir, hazırladıkları sanat eserinin Ermeni kadın Khanum Ketenciyan’ın (Armînohî) hikayesini anlattığını belirterek, “Armînohî, 1915 yılında Kuzey Kürdistan’ın Riha (Urfa) kentinde Osmanlı askerleri ile girdiği çatışmada yaşamını yitirdi. O, direnişte öncü bir rol üstlenmiştir. Osmanlı’ya karşı mücadele amacıyla kadınlardan oluşan bir birlik kurarak onurları için direnmiştir” dedi.
İzdîhar Tahir ayrıca, sadece Armînohî değil, tarih boyunca benzer şekilde öncü rol üstlenmiş birçok kadının da hikayesinin yazılı tarihe geçmediğini ve bu kişilerin kim olduklarının çoğunlukla bilinmediğini söyledi.
İzdîhar Tahir, sözlerinin devamında, Ermeni kadınlardan Maro’nun da (Maryam Çilingiryan) soykırım döneminde kurulan kadın birliğinde yer aldığını hatırlattı.
Maro’nun kadın birliğinde yer aldığını ifade eden İzdîhar Tahir, “Tarihimiz uzun süre bastırılmış ve ciddi saldırılara maruz kalmıştır. Biz de sanat eserlerimizle bu kadınları görünür kılmaya ve tarihin onları unutmamasını sağlamaya çalışıyoruz” ifadelerinde bulundu.
Maro, Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiği fedai eylem ile biliniyor.
‘Türkiye soykırım gerçeğini kabul etmiyor’
Ermeni soykırımının birçok ülke tarafından tanındığını, ancak Türkiye’nin bu gerçeği hala kabul etmediğini ve sorumluların yargılanmadığını kaydeden İzdîhar Tahir, “Doğrudur, Osmanlılar Ermeni halkının büyük bir bölümünü katletti. Ancak Türkiye bugün kendi tarihsel gerçeğini inkar ediyor. Bu inkar edilse bile, Ermeniler ve onların torunları bu yaşananları unutmadı. Bizim talebimiz adaletin sağlanması ve soykırıma uğrayan halkımızın haklarının iade edilmesidir. Ayrıca temel talebimiz, tüm Ermenilerin topraklarına dönmesidir. Suriye’de yaşıyor olsak da, insanın köklerine, doğduğu ve ait olduğu topraklara dönmesi en doğal haktır” şeklinde konuştu.
İzdîhar Tahir, Suriye’deki Ermenilerin durumuna ve hak ve kültürlerinin tanınmamasına ilişkin olarak, “Geçici yönetimden beklentimiz, Ermenilerin haklarını, tarihini ve dilini tanımasıdır. Çünkü burada tüm halklar birlikte yaşıyoruz ve yönetim tüm toplulukların haklarını güvence altına almalıdır. Halkların birbirine karşı kışkırtılmaması ve tarihin bastırılmaması gerekir” diyerek sözlerini noktaladı.
Kaynak: NûJINHA









