Partisinin Adana il kongresinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, iktidara ‘Somut adım atın. Bunların başında AYM kararlarının hayata geçirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının hayata geçirilmelidir’ çağrısında bulundu
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Adana İl Örgütü, 5’inci Olağan Kongresi’ni kentte bir salonda gerçekleştirdi. Kongre salonu Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterleri ve DEM Parti bayrakları ile süslendi. Divan seçimi ve saygı duruşuyla başlayan kongrede kitle “Çarxe Şoreşe” Marşı okuyarak sık sık “Biji Serok Apo” ve “Gençlik Apo’nun fedaisidir” sloganı attı. Kongreye DEM Parti Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları’nın yanı sıra Adana Demokratik Kurumlar Platformu ile kentteki siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katılım sağladı.
‘Yeni kongre nöbet değişimidir’
Kongrede ilk olarak söz alan DEM Parti Adana İl Eşbaşkanı Seyfettin Aydemir, yaklaşık iki buçuk yıllık süreçte zorlu dönemlerden geçtiklerini belirterek özeleştiride bulundu. Seyfettin Aydemir, “Yeni kongre süreci bir nöbet değişimi ve bayrak yarışıdır” dedi. Görev süresi boyunca birlikte çalıştığı herkese teşekkür eden Aydemir, yeni yönetime başarılar diledi.
‘Barışı tüm coğrafyamız için örgütlemeliyiz’
Adana’da özgürlük, barış ve demokrasi mücadelesini verenlere teşekkür eden Tülay Hatimoğulları, yeni seçilecek yönetime başarılar dileyerek, “Bizler bugün kongremizi gerçekleştirirken yanı başımızdaki coğrafyada savaş, çatışma ve katliamlar devam ediyor. Ortadoğu kaynayan kazan olma halini sürdürüyor. Bugün ABD ve İsrail’in, İran üzerinde başlattığı savaş şimdilik bir ateşkes süreci yaşanmış olsa da henüz bu ateş tam olarak kesilmiş değil. Bu topraklarda başlamış olan savaşın sadece İran’la sınırlı kalmadığını, bunun Irak’a Lübnan’a ve birçok bölgeye, Körfez ülkelerine yayıldığının farkındayız. Bu savaşta kalıcı bir barış inşa edilemezse, bu coğrafyada dünyayı çok büyük bir savaş tehlikesi bekliyor. Nükleer savaş ve silah tehlikesi bekliyor. Böylesi bir dönemde barışın daha güçlü ses çıkarabilmesi için sadece kendi ülkemizdeki barışı örgütlemek değil, aynı zamanda coğrafyamızın tamamı ve Kürdistan coğrafyasının dört parçasında onurlu bir barışın tesis edilmesi için daha güçlü bir çalışma yürütmemiz gerektiğinin farkındayız” dedi.
‘Rojava tüm bölgeye model oluşturuyor’
“Bugün kapitalist sistemin kendi krizlerini aşmak için savaşlara, çatışmalara başvurduğu aşikar. Halkları, işçileri, emekçileri haklarına el koymaya, her yeri işgal etmeye çalıştıkları aşikar” diyen Tülay Hatimoğulları, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ve bu kadar karanlık bir tabloda halkların verdiği mücadelenin altını özellikle çizmeniz lazım. Bugün Rojava’da uzun zamandan beri devam eden savaş ve çatışmaların sonucunda kadınların büyük bir başarı elde ettiğini, kadın özgürlükçü ve demokratik anlayışın Suriye coğrafyası başta olmak üzere bütün Ortadoğu’ya model olacak bir şekilde kendini tesis ettiğini hep birlikte görebiliyoruz. Rojava’da direnen başta kadınlar olmak üzere bütün halkları bir kez daha selamlıyorum. Orada yitirdiğimiz bütün canları saygıyla ve minnetle anıyorum. Rojava’da kadınların yürüttüğü çalışmanın bütün bölgeye model bir çalışma olduğunu hepimiz bilelim. Oradaki kazanım sadece Suriye ile değil, orada siyasal islam çizgisi, otoriter, erkek egemen rejimler başta olmak üzere onlara karşı özgürlükçü bir anlayışla mücadele yürüten kadınların yazdığı tarih son derece önemli. Ve Rojavalı kadınlar ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganını bir felsefe olarak sadece Ortadoğu coğrafyasına değil, Şili’ye, Latin Amerika’ya yani dünyanın dört bir yanında herkese duyurdu. Biz buradan bir kez daha, ‘kadın yaşam özgürlük, mara haya hirriye, jin jiyan azadî’ diyoruz.
‘Barış stratejik bir öneme sahip’
Bölgede devam eden yoğun savaşın tam ortasında geçtiğimiz sene 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan, Türkiye’nin de temel ihtiyacı olan barış konusunda son derece önemli bir çağrı gerçekleştirdi. Biz Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının tamamen arkasındayız. Bu çağrı başarıya ulaşana dek hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz. Bizim açımızdan barış dönemsel ve taktiksel bir şey olamaz. Bizim açımızdan barış herhangi bir siyasi partinin dar manada gündelik siyasi hesaplarının da malzemesi olamaz. Ve biz barışı her daim savaşın ve çatışmanın en yoğun olduğu dönemlerde dillendirmekten, talep etmekten, barış için demokratik mücadelemizi yürütmekten asla vazgeçmedik. Ve Sayın Öcalan, bu çağrıyla beraber Kürt sorununu isyandan inşa aşamasına taşımak istedi. Bu stratejiye sadece Kürt halkı değil Araplar, Türkler, Ermeniler, ezcümle bu coğrafyada yaşayan bütün farklı halkların ve inançların dört elle sarılması gereken bir stratejidir. Onurlu barış birçok kötülüğün panzehiridir. Bunu asla unutmayalım.
Çukurova coğrafyasında farklı halklar ve inançlar olarak Kürtler, Türkler, Araplar, Romanlar aynı mahallenin çocukları, kapı kapıya komşu olarak büyüdük. Barışın ve kardeşliğin, onurlu barışın ve eşit kardeşliğin ne olduğunu en iyi bilen coğrafyalardan biriyiz. Kilikya toprakları tıpkı Anadolu ve Mezopotamya toprakları gibi barışı ve kardeşliği onurlu direnişin bir tacı olarak görmeye devam edecek. Barışa duyulan ihtiyacın farkında olarak bunun çalışmasını ve mücadelesini en güçlü şekilde yürüteceğiz.”
İmralı’ya selam gönderdi
Demokratik Toplum Süreci’nin önemine değinen Tülay Hatimoğulları, ” Demokrasi bize altın tepsiyle sunulmayacak. Bizler bunun için daha güçlü mücadele etmemiz ve daha güçlü örgütlenmemiz gereken bir dönemdeyiz. Sayın Öcalan’a, İmralı’ya, Çukurova’nın sarı sıcağından binlerce kez selamlarımızı gönderiyoruz. Biz barış derken sanılmasın ki, sadece Kürt sorununun çözümünü ve Kürt halkının tek başına kurtuluşu değil. Sayın Öcalan bu çağrıyı yaparken Türk’ün de kurtuluşunu, Arab’ın da kurtuluşunu, işçinin, emekçinin de kurtuluşunu, kadınların özgürlük mücadelesini ve gençlerin kurtuluşunu içermektedir. Çağrısında ifade ettiği gibi silahların sustuğu, barışın konuşulduğu bir dönemde en çok ihtiyaç duyduğumuz işçi, emekçi ve yoksulların örgütlenmesinin önünün açılmasının altını özellikle çizmiştir. Ülkede yoksulluk diz boyu. 50 milyon insan açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bugün maden işçileri Ankara’nın soğuğunda üstleri çıplak açlık grevlerine devam ediyor. Doruk Maden işçilerine buradan bir kez daha alkış ve zılgıtlarımızla dayanışma duygularımızı gönderelim hep beraber” ifadelerini kullandı.
‘Direnerek, örgütlenerek kazanacağız’
Ülkede derinleşen ekonomik krize ve sorunlara işaret eden Tülay Hatimoğulları, “Biz DEM Parti olarak bu önümüzdeki süreçte bir yandan Kürt halkının, diğer halkların, Alevi yurttaşlarımızın haklarının kazanılması, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için mücadele edeceğiz, ediyoruz. Öte yandan da bu yoksullukla en güçlü mücadeleyi yürütecek bir siyasi partiyiz. Ve bizler şunu biliyoruz ki direne direne kazanırız, örgütlene örgütlene kazanırız, mutlaka başaracağız” diye konuştu.
Hapis cezalarına tepki
Adana’da 10 Eki Gar Katliamına dair 6 Ekim 2015’te yapılan eyleme katılanlara verilen hapis cezalarına tepki gösteren Tülay Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti: “Bizler barış mücadelesinin demokrasi mücadelesinden asla ayrılmaz olduğunu düşünüyoruz. Bunlar bir ikilidir. Zaten demokrasinin olmadığı bir yerde kalıcı ve onurlu bir barıştan da bahsetmek mümkün değil. Bakın muhalefete yönelik baskılar gittikçe artıyor. Bugün Adana’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Zeydan Karalar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutuklandılar. Şimdi Zeydan Karalar ve Kadir Aydar serbest kendilerine buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz ve sevgili Oya Tekin’in de bir an önce aramızda olmasını istiyoruz. Muhalefete, seçilmişlere, yargı yoluyla gerçekleştirilen baskıları asla kabul etmedik, etmiyoruz. Bileşenimiz olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden yüzün üzerinde yoldaşımız tutuklandı. Buradan ESP’li yoldaşlarımızla bir kez daha dayanışmamızı bildiriyoruz ve cezaevindeki bütün siyasi mahkûmların bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
‘AYM kararları uygulanmalı’
Biz bu süreçte somut adım atılmasını her fırsatta ifade ettik. Atılması gereken somut adımlar beklenen çerçeve yasadır. PKK’yi içerecek olan bir çerçeve yasanın çıkmasını bütün toplum bekliyor. Sadece Kürt halkı değil. İnanın bütün Türkiye bekliyor. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu sürecin ilerletilmesi için, barışın bu topraklarda gerçek anlamda kalıcılaşması için atılacak bütün somut adımları toplumun tamamı bekliyor. Bu yasa hala taslağı çıkarılmış değil ve biz bu taslak varsa da görmüş değiliz. Burada bir kez daha şu çağrımızı yöneltiyoruz iktidara. Somut adım atın. Bunların başında AYM kararlarının hayata geçirilmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarının hayata geçirilmesidir. Bugün AYM ve AYM kararı çerçevesinde sevgili Can Atalay, Gezi Mahpusları, sevgili Osman Kavala, Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman bir an önce serbest bırakılmalı. Ve yine AİHM kararı çerçevesinde sevgili Selahattin Demirtaş, sevgili Tigen Yüksekdağ ve bütün Kobani tutsakları bir an önce serbest bırakılmalıdır. Bu süreci ilerletecek önemli adımlardan birisidir.
Kayyım yasası lağvedilmeli
Şu unutulmamalı demokrasi talebi barışı tökezletmez, köstek olmaz ve destekler. Ve yine atılması gereken mühim adımlardan biri kayyım yasasının lağvedilmesi. Kayyım atanmış belediyelerimize, belediye eşbaşkanlarımızın görevlerine iade edilmesi. Cumhuriyet Halk Partisi belediyelerine kayyım atanmışların yine aynı şekilde görevlerine iadesi olmalı. Bu demokrasinin asgari şartıdır. Bu yurttaşın seçme ve seçilme hakkına sahip çıkmanın koşuludur. Bütün bu adımların atılması, demokrasi, barış mücadelesi için, özgürlüklerimiz için ve adalet için çok güçlü bir örgütlenmeye ihtiyacımız var. Nasılsa bir süreç akıyor. Bu süreç aksın gitsin diye hiçbirimiz düşünmemeliyiz. Ve buradan gençlere seslenmek istiyorum. Sevgili gençler, önünde durduğumuz pankart sosyalist yaşamda ısrar. Gençler sosyalist yaşamda ısrar ediyor diyorsunuz. Bu Sayın Öcalan’ın ısrarla altını çizdiği nokta. Bu mücadelenin lokomotif gücü olan siz sevgili gençler, bu mücadeleyi örgütleyecek, sırtlayacak olanlarsınız. Ve özlediğimiz sosyalist yaşam sizin omuzlarınızda yükselecek. Gençlik gelecek, gelecek bizlerin siz sevgili gençlerle birlikte hep beraber bu coğrafyayı kazanacağız.
Kadınlara mesaj
Sevgili kadınlara bir mesajım var. Sevgili kadınlar, bu mücadeleyi her daim bizler sırtlandık. Mücadelenin kesintiye uğradığı dönemlerde kadın hareketi asla durmadı. Hep alanlardaydık, meydanlardaydık. Kadınlar hep mücadelenin tam kalbindeydi. Böyle olmaya devam ediyoruz. Rojava’da, Türkiye’de başta Kürt kadınları olmak üzere Türkiye kadın hareketi çok güçlü bir mücadeleyi örgütledi. Şimdi de barış ve demokratik toplumun en temel inşacıları biz kadınlar olmaya devam devam edeceğiz.”
Tülay Hatimoğulları’nın konuşması ardından faaliyet ve mali raporlar okundu. Tek liste ile gidilen seçimde DEM Parti Adana İl Eşbaşkanlığı’na Helin Kaya ve Yakup Ataş seçildi.
ADANA









