Gimgim ve Kanîreş’te yapılmak istenen JES projesine karşı alanlara çıkan halk, Mayıs ayında bölgeye sondaj vurmaya hazırlanan şirkete, ‘Halkın direnişi ile karşılaşacaklar’ mesajı verdi
Mûş (Muş), Çewlîg (Bingöl), Varto (Gimgim) ve Kanîreş’te (Karlıova) yapılmak istenen Jeotermal Enerji Santrali (JES) projesine karşı çıkan yurttaşlar, ilçelerde düzenledikleri ve binlerin katıldığı mitingde taleplerini haykırdı. Onlarca köyü ve binlerce insanı etkileyecek bu projeye karşı, mayıs ayında şirketin karşısında duracaklarını ve nöbet eylemi başlatacaklarını belirten yurttaşlar, “Temiz hava ve suyumuz için” diyerek mücadelelerindeki kararlılığa dikkat çekti.
Türkiye ve Kürdistan’ın farklı kentlerinden mitinge katılan yurttaşlar, JES’in zararlarına dikkat çekerek mücadele edeceklerini vurguladı.
‘Mayıs ayında yerimizde oturmayacağız’
Yurttaşlardan Serhat Aydın, projeye tepki göstererek şunları söyledi:
“Bu projelerin bize bir faydası yok, tam tersine çok fazla zararları var. Kimsenin doğamıza ve yaşamımıza dokunmasına istemiyoruz. Buradaki insanlar tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlıyor. Bu projeyle beraber bu geçim kaynağımız da yok edilecek. Bu nedenle topraklarımızı yok etmek isteyen bu projeye karşıyız ve buna müsaade etmeyeceğiz. Özellikle bu bölgelerin seçilmesi tesadüf değil; insanları bu şekilde göçe zorlamak istiyorlar. Burası bir de deprem bölgesi, bu deprem riskine dair bir önlem almıyorlar ama depremi daha da tetikleyen bu çalışmalara onay veriyorlar. Bu projeye karşı tepkimizi ortaya koyacağız. Mayıs ayında gelecek olan şirket, bizim mücadelemizle karşılaşacak.”
‘JES değil, istihdam alanları açsınlar’
Elif Ünfal ise JES projelerine karşı olduklarını söyleyerek şöyle konuştu:
“JES’in bu topraklara hiçbir faydası yok. Havamızı, suyumuzu kirlettiğini ve meralarımızı yok ettiğini biliyoruz. İşte bu yüzden biz bu projeyi topraklarımızda istemiyoruz. Bugün Türkiye’nin her yeri maden alanlarına açıldı. Her yer talana açıldı; toprağa ve suya düşmanlar. Kapitalizmin tek derdi cebini doldurmak, amaç burada tamamen rant ve kâr elde etmek. Bu projeler geldikten sonra tarım ve hayvancılık yapılması çok zor. Bu ülkede mahkeme kararları olmasına rağmen çalışmalar devam ediyor. Burada asıl olan bizim mücadelemiz; Varto’da nöbete başlayacağız. Bu noktada çalışmaya ve direnmeye devam edeceğiz. Topraklarımızı savunmaya devam edeceğiz ve inanıyoruz ki mutlaka kazanacağız. Bu işgalcileri yurdumuzun her tarafından kovacağız.”

‘Kanser olmak istemiyoruz’
İstanbul’dan mitinge katılan Zarif Selçuk da projeye tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Bu sistem hepimize zarar verecek. Bu proje ile doğam yaşam alanları yok edilecek. Zaten ülkede tarım alanı kalmadı, her yeri sattılar. Ekosistemin düzenini bozdular. Şu anda özellikle bölgeye doğru bir talan genişlemesi var. Bugün Varto, yarın Erzurum’da olacak. Bugün burayı hedef almaları normal değil. Halk burada proje değil, fabrika ve iş istiyor. Biz burada ölmek istemiyoruz. JES eşittir kanser ve hastalık. Karadeniz bölgesinde insanlar bu proje nedeniyle yaşamlarını yitiriyor. Kirli ellerini buradan çeksinler. Bu kirli elleri insanlar hissettiği için burada toplandılar.

Bütün dünya çapında bu proje istenmiyor. Bu talana karşı halkın bilinci ve duyarlılığı da çok önemli; halk kendi yaşamının ve aldığı temiz nefesin farkında. Biz kirli hava istemiyoruz. Buraya bakıp insanların ne istediğini herkes görebilir. 7’den 70’e herkes bugün alandaysa, bu şirket de neyle karşılaşacağını iyi bilmeli. Biz değerlerimizi kaybetmek istemiyoruz.”
‘Proje olası depremi şiddetlendirir’
Mürsel Beg ise projenin çevresel risklerine dikkat çekerek şöyle konuştu:
“JES ya da buna benzer yatırım adı altında yapılan çalışmanın bir faydası yok. Faydası varsa da bu toprakların sahibi olan insanlara yok; sadece sermayeye ve şirkete faydası var. Bu toprakların asıl sahibi olan ve bu toprakları var eden insanlara zararlarını saymakla bitiremeyiz. Burası deprem bölgesi, burada doğal dengeye müdahale edilemez. Havaya, suya ya da rüzgara müdahale, olası bir depremin şiddetinin artmasına neden olacaktır. Bu da burada yaşayan her canlının buradan uzaklaşması demektir. Zaten toprağımız yıllarca göçle mücadele etti, bu projeyle de bölge insansızlaştırılacak. Kimse bu ekolojik yapıya müdahale edemez. Burada endemik yüzlerce bitki var. Kimsenin havayı ve suyu kirletmeye hakkı yok. Bu evrenin bir parçası olarak doğaya ve doğal yaşamdaki canlılara müdahale istemiyoruz. Burası düşündükleri gibi onlara kalmayacak.”
‘Temiz hava ve doğayla yaşamak istiyoruz’
Fatma Çelik de doğayla iç içe yaşamlarının tehdit altında olduğuna işaret ederek şunları söyledi:
“Kendi topraklarımızda doğayla iç içe yaşıyoruz. Kendi olanaklarımızla büyüdük. Birçok baskıya rağmen çocukluğumuzda özgür büyüdük. Annelerimiz ve babalarımız burada yaşıyor. JES toprağımıza ve endemik bitkilere zarar verecek. Toprakla ve doğayla bütünlüklü yapılmayan hiçbir çalışma insana yararlı olamaz. Hiçbir şirket Kürdistan topraklarında insanların faydasına bir proje yürütmedi. Bunun birçok yerde örnekleri var. Bugün JES yapılan yerlerde kanser hastalıklarının arttığını biliyoruz.
Biz temiz doğa ve havayla yaşamak istiyoruz. Ne ben ne annem ne babam ne de çocuğum bu JES’i istemiyoruz. Bu tehdide karşı mücadele edeceğiz. Bu durum kültürel olarak da bizi göçe zorluyor. Bugünden sonra da Vartolu kadınlar olarak biz buna izin vermeyeceğiz.”
Kaynak: ANF








