Bir yılı aşkın tutsaklığın ardından tahliye olan gazeteci Ali Barış Kurt, süreçte basının rolüne dikkat çekerek, ‘Özgür Basın’ın olmadığı koşullarda demokrasi sürecinin işletilemeyeceği gibi yüzleşme de olamaz. Bu nedenle toplumların birleşmesi ve ortak paydanın güçlendirilmesinde Özgür Basın’a çok ciddi görevler düşüyor’ dedi
Yargıtay tarafından Şubat 2025’te “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla hakkında verilen cezanın onanması ardından gazeteci Ali Barış Kurt, tutuklandı. Bir yıl üç ay sonra Maltepe 1 Nolu L Tipi Cezaevi’nden tahliye olan Ali Barış Kurt, cezaevindeki ihlaller, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılara dair değerlendirmelerde bulundu.
Sistemin öteden beri hakikat arayışçılığına yönelik baskıların olduğunu belirten Ali Barış Kurt, “Özgür basın ve muhalif basına geçmişte infaz ve işkencelerle yapılan saldırılar, son yıllarda da baskı, gözaltı, tutuklama gibi uygulamalarla devam etti. Savaş, barış ve çözüm dönemlerinde hakikat arayışçılığının, barış gazeteciliğinin ehemmiyeti büyük. Bu nedenle iktidarlar, sistemler hakikatin ortaya çıkmasıyla ilgili kendilerini çok alıştıramadıkları bir noktada duruyorlar. Özellikle böyle çözüm süreçlerinde en çok hakikat arayışçılığına başvurulması gerekiyor. Dolayısıyla özgür basın bunu yapıyor, bunu yapmaya devam edecek. Ama demokrasi söylemleriyle paralel bir şekilde baskıların da devam etmesi hem adaleti olan hem süreci sahiplenmek isteyenlere yönelik de belli çekinceler yaratmaya başlıyor. Dolayısıyla tıpkı savaş dönemlerinde olduğu gibi böyle dönemlerde de hakikatin gizlenmesi iktidarın işine geldiği bir aparata başvurmasını gerektiriyor. Ama özgür basın cinayetlerden, infazlardan, katliamlardan, gazete binalarının bombalanmasından, sokak ortasındaki infazlardan bugüne kadar geri adım atmadığı gibi giderek güçlendi. Bugün de güçlü bir şekilde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni, barış gazeteciliğiyle birlikte ele alarak faaliyetlerini yürütüyor. Bu da gözaltı, baskı, cezaevi süreçlerinin hiçbir karşılığının olmadığını bize gösteriyor. Bundan sonraki süreçte de bu saldırıların, iktidarın lehine sonuç vereceğini düşünmüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Böyle süreçlerde özgür basına da daha çok sahip çıkılması gerekiyor’
Özgür basının olmadığı koşulda demokrasi sürecinin de işletilemeyeceğini ve yüzleşmenin olamayacağını vurgulayan Ali Barış Kurt, “Halkların, toplumların birleşmesinde ve ortak paydanın güçlendirilmesinde özgür basına çok ciddi görevler düşüyor. Bu nedenle böyle süreçlerde özgür basına da daha çok sahip çıkılması gerekiyor. Bu vesileyle herkesi, özgür basınla dayanışmaya ve güçlendirmeye çağırıyoruz” diye belirtti.
‘Hasta tutuklarla ilgili hastane sevklerinde ciddi sorunlar var’
Maltepe Cezaevi’nde kendisiyle birlikte tutulan 30 yıllık ve hasta tutsaklar olduğunu belirten Ali Barış Kurt, hala kurul kararlarıyla tutsakların tahliyelerinin ertelendiğini ancak büyük mücadeleyle kısmi tahliyelerin olduğunu söyleyerek hala hasta tutsakların tutulmaya devam ettiklerini vurguladı.
Tutuklu gazeteciler ve hasta tutsakların bir an önce tahliyesinin gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizen Ali Barış Kurt, “İnfaz yakmaları ve hasta tutuklarla ilgili hastane sevklerinde ciddi sorunlar var. Kelepçeli muayene dayatması hala devam ediyor. 3 yıl boyunca sevk bekleyen hasta tutsak arkadaşlarımız var ama hastanelere götürülmüyorlar. Demokrasi ve adaletin bu kadar konuşulduğu bir dönemde bunların artık geride kalması gerekiyor. Bunun için de mücadelenin büyütülmesi gerekiyor” diye konuştu.
Adli Tıp Kurumu’nun(ATK), 82 yaşında Ali Rıza Yurttaş’a birçok hastalığına ve tek başına hayatını idame ettirememesine rağmen “cezaevinde kalabilir” raporu verdiğini dile getiren Ali Barış Kurt, hasta tutsaklara ilişkin asker tarafından kelepçeli muayene dayatılması, uzun saatler hücrede tutulma, uzun saatler aracında kelepçeli bir şekilde bekletilme gibi hak ihlalleri yaşandığını söyledi. Sağlık emekçileri ve hekimleri de duyarlı davranmaya çağıran Ali Barış Kurt, “Pek çok hekimin duyarlı olduğuna inanıyoruz ama askerler kelepçeleri açmadığında hekimleri manipüle ederek kendi suçlarına ve hak ihlallerine ortak ediyorlar” dedi.
‘Özgür Basın’a ciddi görevler düşüyor’
Süreçte basının rolüne işaret eden Ali Barış Kurt, “Savaş dönemlerinde olduğu gibi böyle dönemlerde de hakikatin gizlenmesi iktidarın işine geldiği bir aparata başvurmasını gerektiriyor. Ama özgür basının olmadığı koşullarda demokrasi sürecinin işletilemeyeceği gibi yüzleşme de olamaz. Bu nedenle toplumların birleşmesi ve ortak paydanın güçlendirilmesinde özgür basına çok ciddi görevler düşüyor” dedi.
Ali Barış Kurt sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu dönemlerde yine özgür basının ihtiyaç ve rolünü de görebiliyoruz. Daha çözüm odaklı, yapıcı ve yaratıcı sadece sorundan değil aynı zamanda çözümden de yola çıkan bir yaklaşımın daha değerli olduğunu düşünüyorum. Çünkü böyle dönemler hakikatin en çabuk engellenmeye, en çabuk çarpıtılmaya da müsait olduğu dönemler oluyor. Dolayısıyla özgür basın ilkeli ve gerçeklerden taviz vermeyen duruşunu bugün de daha güçlü bir şekilde sürdürecektir.”
Kaynak: MA









