Hollanda’da iltica başvurusu reddedilen Barış Helvacı, Türkiye’ye geri gönderilme riski nedeniyle kaldığı kampta süresiz ölüm orucuna başladığını duyurdu. Helvacı, başvurusunun 915 gün sonra sonuçlandığını ve kararın yaşam hakkını tehdit ettiğini belirtti
Hollanda’da iltica talebinde bulunan ve bu talebi reddedilen Barış Helvacı adlı genç ölüm orucuna başladığını duyurdu. Türkiye’de hakkında açılan davalar nedeniyle 2 buçuk yıl önce Hollanda’ya giden Helvacı, burada iltica talebinde bulunduğunu söyledi. Başvurusunun 915 gün sonra sonuçlandığını ve talebinin reddedildiğini kaydeden Helvacı, Türkiye’ye geri gönderilmek istenmesine karşın bulunduğu kampta ölüm orucuna başladığını söyledi.
Sesini duyurmak için dün itibariyle ölüm orucuna başladığını dile getiren Helvacı, “Hollanda topraklarında geçirdiğim 915 günlük bekleyiş, benim için sıradan bir dosya numarası değildir; bir insanın, bir devrimcinin yaşam hakkının nasıl görünmez kılındığının somut bir örneğidir” dedi.
‘Süresiz bir ölüm orucuna başlıyorum’
Türkiye’deki duruma rağmen hakkındaki “risk değerlendirmesinin” teknik bir prosedüre indirgendiğini vurgulayan Helvacı, “Benim için ‘geri dön’ demek, sadece coğrafi bir yere dönmek anlamına gelmez. Bir devrimciye ‘sus’, ‘yok ol’, ‘boyun eğ’ demektir. Bunu kabul etmiyorum. Burada yaşadığım belirsizlik, susturulma ve görmezden gelinme, insan ruhunu kemiren bir karanlığa dönüşmüştür. Bu karanlık sadece bürokratik yavaşlığın sonucu değildir; bir insanın varlığının, iradesinin ve onurunun yok sayılmasıdır. Bu sessizliğe kendi bedenimle cevap vereceğim. Benim için ölüm orucu umutsuzluk değil, tarihin bize bıraktığı en ağır ve aynı zamanda en onurlu direniş biçimidir. Bazen bir devrimci, kelimeler yetersiz kaldığında bedenini bir sese dönüştürür. Bu nedenle 4 Haziran 2026 itibarıyla süresiz bir ölüm orucuna başladığımı ilan ediyorum. Taleplerim dışında hiçbir şekilde geri adım atmayacağımı ve hiçbir tıbbi müdahaleyi kabul etmeyeceğimi açıkça belirtiyorum” ifadelerini kullandı.
Helvacı, siyasi gerçeklik ışığında dosyasının adil ve tarafsız bir şekilde değerlendirilmesi, belirsizlik adı altında sürdürülen psikolojik baskının sona ermesi ve yaşam hakkımın güvence altına alınması taleplerinde bulundu.
Kaynak: MA









