• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Temmuz 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Faili meçhullerden AHBAP soruşturmasına: Failler korunuyor, söylemler ‘göz boyama’

26 Temmuz 2026 Pazar - 09:23
Kategori: Güncel, Manşet

Faili meçhul dosyalarında korunan Atilla Uğur’un AHBAP soruşturmasında tutuklanan oğlu Oğuzhan Uğur’unda korunabileceğini belirten Eren Keskin, Adalet Bakanı’nın AHBAP soruşturmasını destekleyen ve faili meçhul cinayetlere ilişkin söylemlerinin ‘göz boyama’ olduğunu söyledi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından AHBAP Derneği’ne yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”  suçlamalarıyla aralarında derneğin kurucusu şarkıcı Haluk Levent, emekli albay Atilla Uğur’un yayıncı oğlu Oğuzhan Uğur’un bulunduğu 27 kişi tutuklandı. Ayrıca çok sayıda tanıdık ismin de ifadesine başvuruldu. Mevcut iktidarla ilişkileri bulunan Levent ve Uğur gibi isimlerin önünün açıldığı bilinirken, soruşturmanın neden başlatıldığına ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in zedelenen imajının düzeltilmesi yorumları yapılıyor.

Güncel dosyaları tekrar gündeme getiren Akın Gürlek, 1990’larda aralarında Atilla Uğur’unda bulunduğu çok sayıda askerin Kürdistan’daki faili meçhul cinayetlerine ise hiç değinilmiyor.

1990’lardan bu yana insan hakları mücadelesinde yer alan İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi avukat Eren Keskin, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

Önümüz kapanırken, AHBAP’ın önü açıldı

Türkiye gibi 3’üncü dünya ülkelerinde afetlerde zorlukların daha da arttığını belirten Eren Keskin, 6 Şubat depremlerinde de bu durumun yaşandığını dile getirdi. Sivil toplum örgütü ve derneklerin bu yüzden afet durumlarında ortaya çıktığını söyleyen Eren Keskin, “Bu tür olaylarda sivil toplumun el atması önemlidir. Ancak burada şunu sormalıyız; hangi sivil toplum örgütlerine alan açılıyor, hangileri kısıtlanıyor? Mesela İHD, ÖHD, Hafıza Merkezi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) örgütlerin önü tıkanır ve yaptığımız çalışmalar engelleniyor. Ama bazı kurumların önü açılıyor. Önü açılan kurumlardan biri de AHBAP Derneği idi. Bir dönem herkes çok iyi çalıştığını düşünüyordu. Çünkü devlete güven kalmamıştı. Kızılay’ın çadır sattığı ortaya çıkmıştı. Devletin depremde kurtarma çalışmalarında yetersiz olduğu ortaya çıkmıştı. Bu nedenle de halk neye güveneceğini şaşırdığı bir noktada sarılacak bir şey arıyordu. AHBAP da öyle bir süreçte ortaya çıktı” diye belirtti.

Devlet içindeki yapılanmaların AHBAP işbirliği

AHBAP Derneği’nin denetimsiz bırakılmasının “ilginç” olduğunu dile getiren Eren Keskin, “Ya da denetimsiz bırakılmadı bilerek, bu paranın kontrolsüz harcanması hatta kara para aklamaya kadar gidecek durumların ortaya çıkmasına göz yumuldu. Bu olayda Haluk Levent’in tek başına olduğunu düşünmüyorum. Çünkü hepimiz sivil toplum örgütlerini yönetiyoruz ve bunların nasıl büyük bir denetim altında olduğunu görüyoruz. Buralarda çok derinlemesine incelemeler yapılıyor. Gelen denetçiler, yemek fişlerine kadar inceleme yapıyor. Bu kadar büyük paraların alınıp verildiği hatta nereye verildiği belli olmayan  birtakım kumar alanlarına harcanması vesaire bütün bunların ortaya çıkmaması mümkün değil. Burada ya göz yumulmuş ya da birlikte yapılmıştır. Devletin içindeki birtakım yapılanmaların AHBAP ile işbirliği de olmuş olabilir. Bunların ortaya çıkarılması gerekir” ifadelerini kullandı.

Süleyman Soylu’nun ismi

Haluk Levent bunları tek başına yapmış olamayacağını dile getiren Eren Keskin, “Levent sorgusunda da polis sorgusunun yarım kalması, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu isminin ifadelerden çıkarılması bunlar örneğin ilginç şeyler. Hatta savunma sanayisindeki isimlerinde bağlantı iddiaları var. O yüzden bu olayda bir gariplik var, bu olayın bir tarafında devletin bir kanadı var. Gerçek bir yargılama olursa delillerin karartılması söz konusu olmazsa bu olay ortaya çıkar. Ya da birçok olay gibi bu suçta bir kişinin üzerine yıkılır. Haluk Levent tek suçlu ilan edilir ve olay kapatılır” dedi.

Devlet sorumsuzluğu

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in AHBAP Derneği’ne yönelik soruşturmaların devam edeceğine dair sözlerini anımsatan Eren Keskin, “Akın Gürlek’e yönelik sanki süper insan yetkileri varmış gibi davranılıyor. Bence tersine bir anti kahraman kendisi. Çünkü Gürlek’in Gezi davasında, uygulanmayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarında imzası var. Gürlek, Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmelerin ihlal eden kararlar veren bir bakandır. Her şeyden önce kendi iç hukukuna uyması gerekirken, bunları yapmadı. Örneğin Gülistan Doku davasında zaten konuşan bir kişi çıkmıştı. Bir kişi konuşmaya başladığı için olay yavaş yavaş çözülmeye başlandı. Kaldı ki deliller toplanmadıysa bu yine Türk yargısının kendi suçudur. Bu kadar yıl geçmiş ve bu kadar delil varken, delillerin üstü kapatılmışsa devletin valisi bizzat suçun baş sorumlusuysa burada devletin büyük sorumluluğu var. Buna rağmen henüz Gülistan Doku’nun dosyasında çözülmüş değil. Gürlek, birçok faili meçhul davaya da el atacağını söyledi. Ama bunlar nedense büyük insan hakları ihlali oluşturtan davalar olmadı.  Zaten ‘Zaman aşımı varsa bir şey yapamayız’ diyor. Şimdi de Muhsin Yazıcıoğlu’nun dosyası gündemde. Burada da büyük bir devlet sorumsuzluğu var. Böyle bir olay gerçekten varsa bir gün de bu deliller ortaya çıkmaz, demek ki bu delilleri biliyordunuz, delillerin üstünü kapatıyordunuz. Bu kadar yıl geçtikten sonra yeniden insanları gözaltına alınması ilginç. Ya da kullanışlı olan ‘FETÖ’ diye bir şey var ellerinde. Her şeyi ‘FETÖ’ye yıkarak, biz olayları çözüyoruz mantığı içindeler” ifadelerini kullandı.

‘Faili meçhul cinayetler çözülüyor’ söylemi bir aldatmaca

Hiç çözülmeyen 1990’lı yıllardan beri devam eden davalara değinilmediğini söyleyen Eren Keskin, “Mesela Kızıltepe JİTEM Davası, Dargeçit Davası yine gözaltına kaybettirilenler, faili meçhuller çok sayıda olay var. Mademki ‘Israrsınız, hepsini ortaya çıkaracağız’ diyorsunuz. Seyit Rıza ve Şeyh Sait’in mezarlarıyla başlayın. Bunlar devletin kayıtlarında var. Kürt halkını bu kadar yıldır mezarsız bırakan bir devlet anlayışı, devlet aklı var. 1915’ten, 1938’den ya da 1990’lardan başlasınlar. 1990’lı yılların başında işlenen ilk faili meçhul olan ve JİTEM tarafından katledilen insan hakları savunucusu Vedat Aydın’ın katilini ortaya çıkarsınlar. Yapabiliyorlar mı, yapmayacaklar. Bunlar birer göz boyamadır, halkı bir süre oyalamadır. Tabi ki Gülistan Doku’nun katilleri çıksın, Muhsin Yazıcıoğlu’nun da katillerini çıkarsınlar hiçbir faili meçhul kalmasın. Ama faili meçhul cinayetler çözülüyor söylemi bir aldatmaca” dedi.

AHBAP’tan Atilla Uğur’a

AHBAP Derneği soruşturması kapsamında tutuklanan Oğuzhan Uğur’un da iktidar tarafından korunacağını çünkü ismi faili meçhul cinayetlerde sıkça anılan babası emekli Jandarma Kurmay Albay Ahmet Atilla Uğur’un da korunduğunun altını çizen Eren Keskin, şöyle konuştu: “O dönem insan hakları savunucusu olarak görev alan tüm insanlar Atilla Uğur’u, Musa Çitil’i, Levent Ersöz’ü tanırlar. Biz bunlarla yüz yüze de geldik. İşledikleri cinayetlerin, gözaltında kaybettikleri insanların her olaydan sonra bölgeye gidip raporlar hazırladık. Açılan az sayıda davada olsa onları takip ettik. Cezasızlığa isyan ettik. Atilla Uğur en çok Kızıltepe JİTEM davasıyla bilinir. Mardin Kızıltepe’de görev yaptığı sırada, ‘Ben Mardin’in Allah’ıyım’ derdi. Levent Ersöz de Şırnak’ta komutandı. O da ‘Burası Şırnak cumhuriyeti, buranın başkanı benim’ derdi. Hepsi kendilerine bu türden isimler takmıştı ve hepsi de güçlüydüler. Kızıltepe’de 22 insan katledildi, kayıp oldu. Biz bunları takip ettik. Hatta 1994’te bir albay Rıdvan Özden öldürüldü ve bu albayın orada daha ‘barışçıl’ bir yaklaşıma sahipti. Eşi Tomris Özden yıllarca barış mücadelesinde de yer aldı. Albay Rıdvan’ın öldürülmesinde de Atilla Uğur’un adı geçti. Atilla Uğur birçok insanı gözaltına alıp işkence eden birisidir. Biz bunları yerinde görüp tespit ettik. Ama mahkemelerde bunlar sonuçlandırılmadı. Sonrasında Ergenekon davasında yargılandı. Orada yargılananlar çok büyük bölümü suçluydu. Atilla Uğur, Levent Ersöz, Musa Çitil, Veli Küçük bunlar hep aynı ekip. Bunlar ağır şiddeti kullanan ekiptiler. Ergenekon sanık olarak yargılandılar ancak daha sonra AKP’nin iktidar ortaklarının değişmesi ve derin güçle Vatan Partisi’nde, Zafer Partisi’nde ya da devletin birtakım askeri gücüyle bugün şekillenen o derin yapıyla uzlaşmaya gittikten sonra dava kapatıldı. Ergenekon’da haksızlığa da uğramış kişiler bulunuyor olabilir. Ama büyük bölümü suç işleyenlerdi. Atilla Uğur da yaptıkları nedeniyle insan hakları savunucuları tarafından çok iyi tanınır.”

Oğuzhan Uğur’un babası korunaklıdır

Eren Keskin, sözlerini şöyle tamamladı: “Atilla Uğur’un oğlu olduğu için Oğuzhan Uğur tutuklansın diyecek biri değilim. Bir ceza alacak durumu varsa alsın. Biz babası böyle yaptı diye oğlu tutuklansın diyecek insanlar değiliz. Ama Oğuzhan Uğur’unda AHBAP ile olan ilişkileri bilinen bir şey. Bu kadar zenginlik, şaşalı hayat kolay değil. Ben Oğuzhan Uğur’un uzun süre cezaevinde kalacağını düşünmüyorum. Babasının ve kendisinin iktidarla olan ilişkileri nedeniyle bir süre sonra serbest kalabilir. Oğuzhan ile Haluk Levent’in durumu aynı değil. Levent kolay harcanabilir ama Oğuzhan Uğur öyle değil. Çünkü Oğuzhan Uğur’un babası korunaklıdır.”

Haber: Ömer İbrahimoğlu / MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Sonraki Haber

Bağımlılığa karşı çözüm yolu: Yalnızca tıbbi değil, toplumsal mücadele de gerekli

Sonraki Haber

Bağımlılığa karşı çözüm yolu: Yalnızca tıbbi değil, toplumsal mücadele de gerekli

SON HABERLER

Gülistan Doku dosyası: Tutuklanan Aca’ya ‘hastane veri sızıntısı’ soruldu

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Mustafa Karasu: Taslağı gördükten sonra tutumumuzu ortaya koyarız

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Bağımlılığa karşı çözüm yolu: Yalnızca tıbbi değil, toplumsal mücadele de gerekli

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Faili meçhullerden AHBAP soruşturmasına: Failler korunuyor, söylemler ‘göz boyama’

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Gruinard ve savaş günahları

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

İnançla, umutla ve kararlılıkla

Yazar: Yeni Yaşam
26 Temmuz 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır