Bakan Bayraktar, Colemêrg’de zengin maden yataklarını katma değerli üretimle ekonomiye kazandıracaklarını ve entegre sanayi tesisleri kuracaklarını belirtti. Asıl hedefin Sêrt’te atıl kalan tesise cevher taşımak olduğu anlaşılırken, bölge ise yerle bir olacak
K. Bülent Ongun
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Colemêrg’in (Hakkâri) yalnızca bir maden sahası olmadığını Türkiye’nin stratejik madencilik merkezlerinden biri haline geleceğini açıkladı. Bakan Bayraktar, yer altındaki zengin maden rezervlerinin ham cevher olarak değil, işlenerek yüksek katma değerli ürünlere dönüştürüleceğini belirterek Gabar’daki petrol başarısının ardından Colemêrg’de bir “maden destanı” yazacaklarını söyledi. Bakan Bayraktar, “Türkiye maden zengini bir ülke ve bunun en önemli merkezlerinden biri Hakkâri’dir” ifadeleriyle bölgeye dair hedeflerini ortaya koydu.
Açıklanan hedef yıkım demek
Colemêrg, sermaye tarafından jeolojik yapısı sayesinde en yüksek maden çeşitliliğine sahip illeri arasında gösteriliyor. Bölgede başta çinko, kurşun, bakır, krom ve demir olmak üzere çok sayıda metalik maden yatağı bulunduğu ve kritik mineraller açısından da önemli rezerv potansiyeli taşıdığı iddia ediliyor. Bayraktar’ın hedefi yalnızca cevheri yer altından çıkarmak değil; zenginleştirme tesisleri, metal işleme fabrikaları ve nihai ürün üreten sanayi yatırımlarıyla tüm değer zincirini aynı bölgede kurmak istediğini dillendiriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, kritik ve stratejik madenler için “maden ihtisas şehirleri” ve “maden ihtisas bölgeleri” oluşturmayı hedefliyor. Colemêrg’in bu yeni yapılanmanın öncü merkezlerinden biri olması planlanırken, madencilik faaliyetleri sanayi kümelenmesi modeliyle destekleneceği ifade ediliyor.
‘Destan yazacağız’
Bakan Bayraktar, Gabar’ı örnek verip Colemêrg’de ‘destan yazacağız’ ifadesi bölgenin yerle bir edileceği bir geleceğe işaret ediyor. Siirt Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Doluharman Mahallesi, Halfetten Mevkiindeki Lineer Metal Sanayi ve Ticaret A.Ş. şirketi Katar ortaklığı ile inşa edilirken, yapılan tesisiyle ilgili Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bölgede büyük boyutta zehirli kimyasallarla kirletecek olan tesisi ÇED’den muaf tutmuştu. Türkiye’nin ilk cevherden çinko izabe tesisi olma özelliğini taşıyan 102 milyon dolarlık bu yatırım olduğu açıklanan tesis, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın katıldığı resmi bir törenle açılmış ve 2022 yılında deneme üretimlerine başladığı duyurulmuştu.
Sêrt’te tesis hammadde bekliyor
Ancak tesis hedeflenen seri üretime geçememiş ve atıl durumda kapalı olarak bekliyor. Planlara göre fabrikanın çalışması için Colemêrg ve Şîrnex coğrafyasındaki maden alanlarında düzenli olarak çinko konsantresi akışı sağlanacağı belirtilirken, bölgedeki mevcut maden kapasitesinin yetersiz kalması fabrikayı atıl duruma getirdi. Bakan Bayraktar’ın iş ve zenginlik vaatleriyle süslediği açıklamasının asıl nedeni, Katar ortaklı Lineer Metal şirketinin atıl durumdan kurtulmasını sağlamak olduğu anlaşılabiliyor. Şirketin WEB sitesinde, “Türkiye’nin başlıca oksitli çinko maden bölgelerinden birisi olan Hakkari bölgesi başta olmak üzere, Hakkari’den Malatya’ya kadar Güney Anadolu ve Doğu Anadolu bölgesi maden ocaklarından sağlanacak çinko minerali, zenginleştirme ve işleme amacıyla Siirt’e getirilerek entegre tesiste işlenip çinko külçeye dönüşecektir” ibaresi yer alırken su sorununa da yanıt veriyordu.
Sular tükenip zehirlenecek
Tesisin su ihtiyacı için oluşturulacağı belirtilen 300 bin metrekarelik göletin, bölgenin ekolojisine önemli katkı sağlayacağı ve güzellik katacağı yalan iddialarının ardında saklanan gerçek ise bölgedeki su kaynaklarının bu fabrikaya bağlanarak, zenginleştirme tesisinin her aşamasında yoğun kullanımı ve ortaya çıkan zehirli atık suları ile bölgenin uğrayacağı yıkımı maskeleme amacı taşıyordu. Diğer yandan işletmede, çinko ve bakır dışında; kurşun, Kadmiyum, Nikel ve Kobalt vb. gibi değerli metallerden oluşan 5.000 ton/yıl konsantre bazında yan ürünler de üretileceği belirtilmekte.
DAKA ve Siyanür
Doğu Anadolu Kalkınm Ajansı’nın (DAKA) Colemêrg’de maden zenginleştirilmesine yönelik hazırladığı fizibilite raporu dikkat çekicidir. Bu tesislerle ilgili üretim süreci şöyle aktarılmaktadır, “Sfalerit genel olarak, ksantat tip bir kolektörle yüzmez (çinko ksantatın çözünürlüğü oldukça yüksektir), fakat pülpte bulunan Pb2+ ve Cu2+ iyonları çinkoyu aktifleştirerek yüzmesini sağlayabilir. Bunu önlemek için çinko minerallerini bastırmak amacıyla siyanürler (NaCN veya KCN) ve ZnSO4 kullanılmaktadır” (Uysal, 2011). Siirt’te inşası biten tesiste sülfürik asit ve siyanür gibi ağır metaller içeren kimyasallar kullanılacağını belirtmek gerekir. Siyanür ve sülfürik asit Siirt’te yaşamı zehirlerken, maden sahaları ise Sêrt, Şîrnex ve Colemêrg’in o güzelim doğasını yerle bir edecek. Bölge halkının en büyük sorunlarından biri olan işsizlik ve yoksulluğun üzerine inşa edilmeye çalışılan yıkıp projesinin bölge halkına hiçbir yararı olmayacak.
Colemêrg’den Şîrnex’e
Colemêrg’de maden sahalarının genişletileceği ortaya çıkarken, Colemêrg’den Şîrenx’e kadar 100 km uzunluğunda dağlar; çinko, bakır, kurşun ve diğer minareler için maden sahaları olarak işaretlendi. Bölgede çıkarılması hedeflenen madenler için Sêrt’e açılan ancak atıl bekleyen flotasyan ve İzabe süreçleri, hem havayı hem de suları kirletip zehirleme özelliğine sahip. Bu tesislerde oluşan sülfürik asit bölgede atmosfere nüfuz edip ciddi boyutlarda asit yağmuru üretir. İşlem sonrası ortaya çıkan tehlikeli atık sahaları her koşulda yeraltı suyuna sızar. Hem bu tesiste hem de büyüyecek olan madenlerde ortaya çıkan ve çinko vd. madenleri içeren tozlar soluduğumuz havayla akciğerlerimize kadar ulaşır. Yapılan işlemle birlikte bacalardan salınabilen ve çevredeki ortamları kirletebilen kurşun ve arsenik gibi ağır metaller serbest kalır.
Peru’da izabe tesisi ve yıkım!
Peru’da And bölgesi kasabalarından biri olan La Oroya köylüleri, Lima’daki hükümeti, ABD’li grup Renco’nun sahibi olduğu Doe Run Peru şirketi büyük yıkımlara neden olmuştu. Lima’nın yaklaşık 185 kilometre doğusunda 30.000 nüfuslu bir kasaba La Oroya’nın, bölgedeki kurşun, çinko, altın ve bakır gibi madenleri işleyen izabe tesisleri nedeniyle dünyanın en kirli şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Köylüler, kasabayı çevreleyen tepelerde bitkiler büyüyemediği için zamanla çıplak hale geldiğine tanık olduklarını belirtiyorlar. Köylüler, izabe tesislerinden kaynaklanan kirlilikten kaynaklanan kanser tümörleri, kas sorunları ve kısırlıktan kaynaklı hastalıklar nedeniyle bazıları yaşama tutunamazken diğerleri ise yaşamaya çabalıyorlar. (France 24-12 Ekim 2022)









