• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
9 Eylül 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Kadın

YPJ Genel Komutanı Newroz Ehmed: YPJ özgünlüğünü koruyacak

9 Eylül 2026 Çarşamba - 23:00
Kategori: Kadın, Manşet, Ortadoğu, Söyleşi

Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Genel Komutanı Newroz Ehmed ile YPJ’nin yeni dönemdeki rolünü konuştuk:

  • İlk oluşumdan bu yana biz kendimizi sadece savaşan bir güç olarak ele almadık. Hem toplumu hem kadınları tüm saldırı biçimlerine karşı eğitme, örgütleme, bilinç oluşturma ve öncülük etme rolüyle yola çıktık
  • Ordu denilince herkesin kafasında şekillenen bir tanımlama var, elbette bizim talep ettiğimiz de o bilinen tanımlamaya, oluşuma katılmak değil. Kendini savunma temelinde katılmayı öngörüyoruz…
  • Risklerin önünü alabilecek tek şey hükümetin demokratikleşmesidir. Demokratikleşme de herkesin katılımıyla gerçekleşir. Suriyeli halklar için güven ortamını yaratmakla olur. O zaman Suriye de güçlenir…

Nezahat Doğan

Suriye’de değişen dengeler, yürütülen diplomasi ve varılan entegrasyon anlaşmasından sonra gözler sahaya çevrildi.

Suriye’de QSD’nin entegrasyonunun tamamlanması sonrasında en önemli konuların başında ise YPJ’nin statüsü ile ilgili gelişmeler yer alıyor.

YPJ bugün Şam yönetimiyle yürüttüğü müzakerelerde özgünlüğünü koruyan birlikleriyle, halkların ve kadınların güvenliği için “özel görev gücü” olarak yer almak için diplomasi yürütüyor. Bu bir erime değil kadınların özgünlüğü ile savunma güçlerine dahil olması…

YPJ yeni Suriye’de nasıl bir misyon üstlenecek, kadınların öz savunma gücüne nasıl katkı verecek? Nasıl bir yapısal değişimin ve entegrasyonun içinde yer alacak? Kazanımlarının kaybedildiğine yönelik eleştirilere cevabı nedir?  Müzakereler ne aşamada? Şam yönetimiyle gelişmelerin seyri ve olası farklı gelişmelere karşı stratejisi ne olacak?

Bu konuda çok fazla spekülasyonlar, tartışmalar yapılıyor ama gördüğümüz ve anladığımız detaylar farklı.

İşte tüm bu soruları, YPJ ile ilgili gelişmeleri ve Rojava’dan tüm Suriye’ye kadın savunma gücünün geleceğini Şam görüşmelerinde de yer alan Kadın Savunma Birlikleri Genel Komutanı Newroz Ehmed ile konuştuk.

  • Türkiye’den doğru Rojava’ya baktığımızda birçok soru var elbette. Son olarak Şam’daki görüşmeler ve temaslar, basına yansıyan bazı içerik ve başlıklar vardı. Şam’da nasıl bir görüşme gerçekleştirildi? YPJ’nin durumu o toplantıda nasıl ele alındı? Hangi sonuçlar alındı?

Şam ile görüşmeler uzun süredir sürüyordu. Sahada atılan bazı pratik adımlar vardı, son gelişme bunları yeniden ele alıp değerlendirmek için önemliydi. Özellikle YPJ’nin durumu uzun süredir gündemdeydi. Daha önce Savunma Bakanlığı’yla, hükümetten başka yetkililerle de görüşme yapılmıştı fakat net bir cevap vermemişlerdi. Ancak bu son görüşmede YPJ için de net bir cevap aldık. Ordu içerisinde, Savunma Bakanlığı bünyesinde yer alamayacağını, bu yüzden İçişleri Bakanlığı’yla görüşmenin yapılması gerektiğini ilettiler bize.

  • YPJ’ye dair İçişleri Bakanlığı’yla yapılacak görüşmenin içeriğinde ve başlıklarda ne olacak? 

Biz onların da ne düşündüğünü öğrenmek istiyoruz. İçişleri’ne bağlanacaksa asayiş için işleyen prosedür YPJ için de işleyecek. Yani onların uygun göreceği yerlere dahil olabilmeleri yönünde bireysel olarak başvurular olacak. Ancak bizim talebimiz bu yönlü değildi ve kendi taleplerimizi dile getirdik. Orada asayiş güçlerine katılmak gibi bir talebimiz olmadığını ifade ettik. Zaten kadın güçleri var. Talebimiz YPJ olarak özgünlüğümüzü, deneyimlerimizi muhafaza ederek kendi bölgelerimizde konumlanma yönünde. Bu anlamda yapılan görüşmede tartışılan konular olumluydu. Nerede daha iyi konumlanabileceğine dair görüşlerimizi de onlarla paylaştık. Özel birlikler içerisinde yer alınmasını talep ettik. Fakat özel birlikler içerisinde kadın yapısı olmadığını söylediler. Ancak tartışmalarda buna açık olduklarını, bu bölge için böyle bir özgünlük tanıyacaklarını söylediler. Karşılıklı bu yönlü görüş alışverişinde bulunduk. Dolayısıyla bize bu temelde bir cevap vermeleri gerekiyor.

  • Nihai karar henüz verilmedi, görüşmeler ve diyaloglar sürdürülüyor. Ancak basına yansıdığı kadarıyla antiterör gücü olarak konumlanacağı ifade ediliyor. Böyle mi konumlanacak?

Bu güçler de henüz tam biçim almış değil. Onlar da bunu ifade ettiler ve bu yönlü tartışma halinde oduklarını kaydettiler. Antiterör güçlerinde de değişiklikler olacak. İç güvenlik, dolayısıyla İçişleri Bakanlığı bünyesinde bu güçlerin durumunun ne olacağı hala tartışılıyor. Özel operasyon birlikleri gibi bir konumlanma olabilir. Bazı tehlikeli durum ve görevlere bu güçler katılacak.

  • Bu gücün misyonu ne olacak?

Aslında biz de tam bu detaylara girmedik. Çünkü gelecekte sistemde değişiklikler olabilir. Verecekleri cevaba göre bu konuya daha fazla netlik kazandırmamız gerekiyor.

Bir taraftan da Kürt kamuoyunda QSD feshedildi, YPJ de feshedilecek mi, ismi değişecek mi sorusu var. Nasıl bir entegrasyon gerçekleşecek? YPJ kendini nereye konumlandırıyor? Misyonu nedir, ne olacak?

Öncelikle bu gücün geleceğine netlik kazandırmak istiyoruz. Kendi bölgesinde bir savunma gücü olarak kalmasını istiyoruz. İsim olarak YPJ kalıp kalmayacağı tartışılıyor ama isim çok önemli değil. Önemli olan misyonunu ve rolünü koruyabilmesi. Bu güç var olan güce katılıyor, eriyor, bitiyor değil. Bizim için yeni bir süreç ve biz bu kararla yeni bir sürece geçeceğiz. Ancak önemli olan mevcut gücün dahil olabilmesi. Dolayısıyla fesih bir erime değil, entegrasyonu tamamlamak ve ona katılmaktır.

  • YPJ’nin kuruluşu, dayandığı miras nedir?

Öncelikle bölgemize ve halkımıza yönelik tehlikelere karşı, kadın olarak da kendini savunmak için örgütlenme ihtiyacı doğdu. Esas olarak toplumu, kadınları, halkını ve kendini savunma perspektifiyle kuruldu. Bugüne kadar da hep bu çerçevede yaklaştık. Bilindiği gibi ordu birçok amaç için kullanıyor. Şimdi biz orduya katılmak istiyoruz dediğimizde bu bazen çok yanlış anlaşılıyor.

  • Peki, nasıl doğru anlaşılmalı?

İlk oluşumdan bu yana biz kendimizi sadece savaşan bir güç olarak ele almadık. Hem toplumu hem de kadınları tüm saldırı biçimlerine karşı eğitme, örgütleme, bilinç oluşturma ve öncülük etme rolüyle yola çıktık. Bu temelde oluşturuldu. Bundan sonra da gerek ordu içerisinde olsun gerekse de iç güvenlik güçleri içerisinde olsun bu rolünü oynamayı sürdürecek. Çünkü bu güç bir inanç ve irade oluşturdu. Elde ettiği kazanımlar toplumu önemli oranda etkiledi. Bu topluma umut oldu. Yani devletin resmi bir gücüne dönüştükten sonra bir zamanlar umut haline gelen bu güç bitmeyecek. Biz yine de bu halkın ve toplumun evlatlarıyız. Bu halk ve toplum için bizden ne bekleniyorsa onu yapmaya hazırız. Aynı zamanda kadınlar için öz savunmaya dair ne gerekiyorsa yapacağız. Bu yönlü çalışmalarımız devam edecek. Bu entegre olmakla bitecek, sonuçlanacak bir durum değildir. Çünkü bu bir toplumsal ihtiyaç.

  • 6 Ocak saldırılarıyla birlikte katledilen kadın savaşçıların bedenlerine vahşice saldırılar yapıldı. Bu saldırıların dayandığı akıl ve amaç neydi? bugün Suriye’nin değişimi nasıl ele alınmalı?

Geçmiş süreçte yaşananlar çok ağırdı. Gücümüz, halkımız ve tüm Suriye için ağır bir süreçti. Suç durumuna giren uygulamalar, çok vahşice uygulamalardı. Bu suçların hesapsız kalmaması gerektiğini de birçok kez ifade ettik. Bunu sadece bireylere mahsus pratikler olarak tanımlayamayız. Artık Suriye’nin kendisini yeniden ele alması gerekiyor. Biz hep Suriye’nin birliğini, bütünlüğünü savunduk. Aynı topraklarda yaşayan iki gücün birbirine bu şekilde saldırması kabul edilir bir durum değil. Bu yönlü bir değişimin de olması gerekiyor. Entegrasyon sürecinden geçiyorken o anlamıyla yeni bir sayfa da açmamız gerekiyor. Elbette geçmiş pratiklerin etkilerini aşmanın zorlukları olacaktır. Hem bizler açısından hem de hükümet, ordu açısından da durum böyle. Halkımız ve savaşçılarımız açısından da sanki hiçbir şey olmamış gibi yaşamak ve katılmak elbette zor. Bunun için zaman gerekecek. Savaşçılarla konuşurken de bunun zorluklarıyla karşılaşıyoruz; onları gerek ordu gerekse de iç güvenlik güçlerine katılmak için hazırlamak ve dahil etmek zor ve zaman istiyor. Katılmak istemeyen birçok kişi var.

  • Kadın oldukları için mi ikna etmek zor? Bu, Şam’da halen kadını yok sayan bir zihniyetin varlığı ve kadına karşı işlenmiş ağır suçların yarattığı sorundan mı kaynaklanıyor? 

Genelde de sorun var. Birçok QSD savaşçısı da dahil olmayacağını, böyle bir şeye hazır olmadığını söyledi. Ancak kadınlar için daha da zor. Eski pratikler, işlenen suçlar, kadınlara karşı işlenen suçlar var. Devrimin ilk yıllarından günümüze kadar savaşlardan en fazla kadınlar zarar gördü, saldırılara maruz kaldı, çok çirkin uygulamalarla karşı karşıya kaldılar. Bu anlamda kadınlar için daha zor. Bu bir yanı… Bu gücün daha önce uygulamış olduğu bir anlayış var. Bugün değişiyoruz deseler bile, dönüp baktığımızda daha önce üzerinde örgütlendikleri ve hareket ettikleri bir anlayış var. Şimdi hükümet içerisinde görev alanlar bile var. Bir kerede tümden dayandığı anlayış yapılanmasını değiştirmek elbette onlar için de kolay olmayacak. Bunu da göz önünde bulunduruyoruz. Yapabiliriz dediğimizde de birbirimizi olduğumuz gibi de kabul edemeyiz.

  • O kaygılar ve zorlukları gidermek nasıl olacak?

Savaşçılarımızın da hazırlık için zamana ihtiyacı var. Onlar da bu noktada açık olmalılar. Kadınların katılımı Suriye’yi daha da güçlendirecektir. Onlar da bu anlamda açık olmalılar. Onlar için de bu bir ilk deneyim. Evet korkuları olabilir, güven duymuyor olabilirler, çünkü şimdiye kadar kadınların katıldığı herhangi bir askeri yapılanmaları yoktu. Pratikleşince aşabiliriz belki, yine değiştirebiliriz. Onlar için de bunu söylüyoruz. Ancak katıldıktan sonra tüm bunlar aşılır.

  • Dahil olduğunuzda sorunları aşmak, kendi özgünlüğünüz ve statünüz kapsamında öz savunmayı, mücadele hattını oluşturma noktasında nasıl bir stratejiniz var ileriye dair? Şu an asıl belirsizlik nedir?

Öncelikle gücümüzün geleceğinin netleşmesi gerekiyor. Netlik de elbette istediğimiz gibi olmalı. Kendi bölgelerimizde örgütlü bir şekilde kalmasını istiyoruz. Elbette komutanlarıyla birlikte. Yeni sistem üzerine biraz kendimizi de hazırlamamız gerekecek.

  • Nasıl bir hazırlık?

Evet ordu ve savaş tecrübemiz vardı, ama bu da yeni bir tecrübe olacak. Buna göre kendini eğitme, gücünü hazırlama, sistemini buna göre oluşturmak gerekecek. Özde bir değişim olmayacaksa da sonuçta bir değişim gerekecek. Halkımız yeniden kendi gücünün etrafında toplanmalı. Yine topluma karşı görev ve sorumluluklarımız var. Toplumu örgütleme ve bilinçlendirme gerekiyor. Elbette bu yönlü mücadelemizi sürdüreceğiz. Belki de şimdi toplumla daha fazla iletişim halinde olmanın olanakları oluşur. Savaş sürecinin beraberinde getirdiği yoğunluk ve operasyonel durumlardan kaynaklı olarak çok fazla bunu gerçekleştiremiyorduk. Ama şimdi bunun olanakları daha fazla oluşacak. Bunu daha çok da kendi bölgelerimiz için ifade edebiliriz.

  • Suriye geneli açısından nasıl olacak?

Genel Suriye açısından da gelecekte Suriye’nin tüm vilayetleri için kadınların kendi kimliği ve rengiyle daha aktif katılımları gerekecek. Bu yönlü daha fazla adım atacağımızı düşünüyorum. Çünkü Suriye toplumu buna açık. Geçmiş süreçte de diğer bölgelerden, Suriye’nin diğer şehirlerinden kadınlar bize ulaşıp taleplerini dile getiriyordu. Şimdi daha fazla bunun olanağı oluşacak.

  • Özellikle Kürt kamuoyunda hem QSD’nin entegrasyonunu hem de YPJ’nin ne olacağı konusunu bir erime olarak düşünenler var. “Bir kadın ordusu artık olmayacak mı?” sorusu soruluyor. Gelişmelerin nasıl anlaşılması gerekiyor?

Elbette geçmiş süreçlerdeki gibi olmayacak. O bir ilkti. Şimdi kadınlar da askeri güçler içerisine dahil oluyor. Ama YPJ ile yaşadığımız tecrübe gibi değil. Dünyada da bunun örnekleri çok sınırlı. Elbette o dönem gibi olmayacak. Sonuçta hükümet güçlerine dahil olacaksın ve bunun zorlukları olacak. O eski özgünlük olmayacak, ya da eski özgünlüğünü koruyamayacaksın yönünde kaygılar var. İçeride de dışarıda da birçok kişi bunu merak edip soruyor. Kadınların özgünlüğünü kabul etmeyi bir yana bırakalım, hala ordu içerisinde kadınların varlığını kabul etmiyorlar. Önümüzde uzun bir süreç var. Şimdiden kadınların ordu içerisinde yer alması gerektiğinin mücadelesini yürütüyoruz ki diğer tüm parçalarda da kurumsallaşmalar içerisinde olabilsin. Ordu denilince herkesin kafasında şekillenen bir tanımlama var, elbette bizim talep ettiğimiz de o bilinen tanımlamaya, oluşuma katılmak değil. Kendini savunma temelinde katılmayı öngörüyoruz. Bunun mücadelesini veriyoruz. Bu süreç bir ara süreç. Toplantıda tartışırken bunu onlara da söyledik. Bizim de kendi istediklerimizde ısrar etmemiz belki doğru olmaz, ama bu haliyle de olmaz.

  • Özgünlüğünüzü koruyacağınız bir katılım biçimini mi hedefliyorsunuz?

Kendi özgünlüğümüzü korumanın mücadelesini vereceğiz. İç güvenlik güçlerine katılsak da bu mücadeleyi yürüteceğiz. Kadınlar iç güvenlik güçleri içinde de var. YPJ dışında iç güvenlik güçleri içerisinde de binden fazla kadın gücümüz var. Zaten şimdi oraya katılacak YPJ de var. Kalabalık bir kadın sayısı olacak. Elbette özgünlüğünü korumak, katılımın şartları, bir hukuku olmalı. Ya da bir tanıma biçimi olmalı. Özellikle bunun mücadelesini yürütmek istiyoruz. Eskisi gibi katı yaklaşıp kesinlikle olmaz da diyemeyiz. Öyle dersek o zaman uzlaşmak da çözüm bulmak da mümkün olmaz. Bu daha derin sorunları da doğurur. Bunun için biz isim de dahil buna açık olduğumuzu ifade ettik. Bunu söylerken elbette gücümüze, bilincimize, örgütlülüğümüze ve mücadelemize güvenerek bunu söylüyoruz.

  • Sizin görüşmeleriniz hala devam ediyor. Arkaplanda da bir diplomasi yürütülüyor mu?

Hala görüşmeler devam ediyor. Cevap bekliyoruz. Cevap gelirse görüşmeler devam edecek. Ayrıntıda tartışılması gereken birçok konu var. Ana hatlarıyla taleplerimizi dile getirdik. Ancak ayrıntılarda netleştirilmesi ve tartışılması gereken başkaca hususlar da var. Uzun vadede hukuki, siyasal ve toplumsal olarak vermemiz gereken mücadeleler var. Dil, kadınların genel katılımına ilişkin mücadele gereken birçok husus var. Diğer yapılanmalar içerisinde de kadınlar olmalı. Kadınların temsiliyeti ve varlığı için mücadelesini yürütmemiz gereken çokça husus var.

  • En önemli konulardan biri de anadilde eğitim meselesi. Kürt dili Suriye tarihinde ilk kez bir ulusal dil olarak kabul edildi. Ancak Rojava’nın kendi özgün, özerk sisteminde 11 yılı aşkın süredir anadilde verilen eğitim sistemi bugün üç saatle sınırlandırılmış durumda. Buna karşı son derece ciddi eylemler de gelişiyor. Neden bu aşamaya gelindi? Dil konusu neden tıkandı ya da kısıtlandı?

Gerçekten en ciddi sorun şimdi bu. Çünkü çocuklar yıllardır Kürtçe eğitim alıyordu. Arapça da biliyorlardı, okuyorlardı ama eğitim tamamıyla Kürtçe’ydi. Bunun için birçok tartışma yürütüldü. Hiç olmazsa bir ara sürecin olması gerektiği ifade edildi. Şimdi diplomalar kabul edildi. Milli bir dil olarak da kabul edilmiş durumda.

  • O zaman anadilin önündeki engeller ve kaygılar neler?

Anadiliyle öğrenim görmek herkesin hakkı. Bunu yaparken de genel dilleri reddetmiyorsun. Bu yönlü birçok tartışma da yürütüldü. Evet Arapça da bilelim, bir ortak dilimiz de olsun. Ama anadiliyle okumak da topluma bırakılması gereken bir tercih. Alınan karar elbette yeterli değil. Sorunlar da yaratacak. Öğretmenler için de zor olacak. Bunun için yeni eğitim sistemine öğrenciler kendilerini hazırlayabilsin diye bir ara süreç olmasını önerdik. Onların belirlemiş olduğu müfredata göre kitapların çevrilmesi gerekiyor ki bu bile başlı başına bir sorun. Okullar açıldı, ancak kitap çevirilerine yeni başladılar. Bunun için toplum zorlanıyor, öğrencilerin, öğretmenlerin tepkisi gelişiyor. Tabi tüm eksikliklere rağmen ilk kez Kürtçe’ye bir resmiyet veriliyor. Kabul edilen dil olarak görülüyor. Anayasada bunun da statü kazanabilmesi gerekiyor. Yeni anayasa hazırlanırken diğer dillerle birlikte anadilin de öğrenilmesi gerekiyor ve bu toplumların tercihine bırakılmalı. Halk olarak da bunun mücadelesinin güçlü yürütülmesi lazım. Yine parlamentoda bunun mücadelesinin verilmesi gerekiyor.

O zaman Suriye’nin bu yeni entegrasyonuyla birlikte bölgelere baktığımızda nasıl bir tepki, olumlu dönüş, ya da hissiyat söz konusu?

Birçok yönüyle ele alabiliriz. Bölgenin durumu gerçekten ciddi kaygılara yol açıyor. Şimdi devam eden bir anlaşma var. Bu anlaşmanın bu haliyle bile yürümesini istemeyen birçok kesim var. Daha fazla çelişki, çatışma ve savaşın olmasını isteyen taraflar da var. Destek sunup yürümesini isteyen taraflar da var. Ancak bunu söyleyenler de bir hükümet olmuşmuş siz buna katılmaya mecbursunuz diyorlar. Bu da zor. Halkımız bu savaş sürecinde çok ağır bedeller ödedi, çok acı çekti. İlk andan şimdiye kadar da biz sadece savaşalım diye savaşmadık. Kendimizi savunmak için savaştık. Halkımız çok ağır bedeller ödedi. Şehit ve bedel ödemeyen aile yok neredeyse. Bu çok ağır bir bedeldi. Elbette halkımız savaşın devam etmesini istemiyor. Ama şimdiye kadar yürütülen savaş da varlığını koruma savaşıydı. Kendini savunmanın savaşıydı. Bugün bunun da önü alınmış oldu. Yetersiz de olsa bir şekilde varlığını kabul ettirebildin. Tabi tam istediğimiz gibi değil. Burada oluşturduğumuz model gerçekten tüm Suriye’ye de uyarlanabilirdi. Daha aktif bir şekilde de içinde yer alabilirdik. Öyle bir kabiliyete de sahiptik.

  • Bu neden olmadı? Yeni inşa artık demokratik siyaset üzerinden mi yürütülmeli? Siz bu yola mı girdiniz?

Sonuçta uluslararası güçlerin siyaseti nedeniyle böyle bir değişim oldu. Bugün bu hükümet oluştu. Artık tamam, her şey bitti de diyemeyiz. En azından ödenen bedellerin bir şekilde karşılığı olacak. Uğruna kan döktüğümüz şeyleri koruyabilmemiz gerekiyor. Evet, birçok şey istediğimiz gibi değil, memnuniyet duymadığımız birçok husus da var. Biz de elbette daha farklı olmasını bekliyorduk. Ama bugün açığa çıkan sonucu da daha fazla güçlendirebiliriz. Arkamıza değil, önümüze daha güçlü bakarak, oluşan imkanları siyaset kanalları üzerinden yürütülecek mücadeleyle bu sonucu bir kazanıma dönüştürebilelim.

  • Şu an var olan kazanımları koruma mücadelesi mi? Artık silah değil ortak yaşam ve halkları koruma stratejisi mi? Bu neden olumsuz değerlendiriliyor?

Evet elde ettiğimiz kazanımları hukuki ve diğer alanlarda kalıcılaştırmak için çalışıyoruz ve bu da önemli. Bazıları bunu olumlu değerlendirirken bazıları da bilinçli bir şekilde olumsuz göstermeye çalışıyorlar. Bunu yapanlar da maalesef hiçbir bedel ödemeyenler. Bırak bedel ödemeyi bunun için hiç mücadele bile etmemişler. Sadece sözlü bir şekilde bir ifade ediş biçimleri olmuş, bunu da hep karşıtlık temelinde yapmışlar. Bunlar önemli bir kesimi de etkilemeye çalışıyor.

  • Suriye yeni bir sisteme ve değişime doğru yol alıyor olsa da Ortadoğu kaynayan kazan. Uluslararası güçlere, bölgesel dengelere baktığımızda ve cihadist grupları da düşündüğümüzde ne tür riskler ve o risklerin bertaraf edilmesi için önünüzde nasıl bir strateji var?

Genel Suriye olarak da önümüzde bir süreç var. Suriye üzerindeki yaptırımlar kaldırıldı. Bu bir fırsat. Tüm bu risklerin önünü alabilecek tek şey bu hükümetin demokratikleşmesidir. Demokratikleşme de herkesin katılımıyla gerçekleşir. Suriyeli halklar için güven ortamını yaratmakla olur. O zaman gerçekten Suriye de güçlenir, birleşir ve gücünün hepsi bir yerde toplanabilir. Şimdi hala bu düzeye gelebilmiş değil. Evet, şimdi bizim bölge için devam eden bir süreç var. Hala yapılmayan birçok şey de var. Hükümetin söz verip de hala atması gereken adımları var. İç cepheyi güçlendirmek gerekiyor öncelikle. Yapılabilecek en doğru siyaset her şeyden önce bu. Bu yapıldıktan sonra herkes bunu koruyabilmek için tüm gücünü ortaya koyup her şeyi yapar. DAİŞ tehlikesi, cihatçı gruplar ve birey olarak zarar vermek isteyenler de var. Savaş ve ölümden beslenmeye devam etmek isteyenler de var. Bunların tümünün önü alınır o zaman. Eksiden de hep bunu söyledik ve savunduk. Şimdi de aynı şeyleri söylüyor ve savunuyoruz.

  • IŞİD’e karşı halkı korudunuz ve savaştınız. Bugün hala IŞİD tehlikesi önümüzde durmuyor mu?

Doğrudur, var. Hükümetten memnun değiller, bizden memnun değiller. Hala düşüncelerini savunuyorlar. Suriye’nin bugün içinde bulunduğu durum maalesef birçok kişiye de kendilerini olduğu gibi sürdürmeye de imkân veriyor. Gördüğümüz kadarıyla hala kontrol altına alınmayan gruplar var. Serêkaniyê’de çıkan duruma da genel duruma da bakınca bu sonuca varıyoruz. Yani münferit de olsa, sonuçta hala genel bir kontrolün sağlandığı söylenemez. Elbette uluslararası ve bölgesel siyasetin de etkisi var. İsrail, Türkiye, İran, Lübnan, Irak’ın durumu, etrafımızda olup bitenler bizi de, bölgeyi de etkiliyor. Bunlar birbirinden kopuk değil. En akıllıca siyaset kendi toplumunun iradesi ve görüşleri temelinde siyaset yürütmek.

  • Süreçteki yavaşlama veya hızlanma bunlara bağlı olarak mı gelişiyor?

Etkiliyor, çok etkiliyor elbette. Onlar üzerinde de baskı var. Tüm taraflar Suriye’de etkili olmaya çalışıyorlar. Suriye tüm bu olup bitenler içerisinde bağımsız bir hükümet olduğunu göstermeye çalışıyor. Bu süreçlerin hepsi zorlu, öyle kolay değil. Durum böyle olunca bizim bölgelerimizi de etkiliyor. Dış güçler de iç çelişkiler üzerinden siyaset yapıyor. Mesela geçmiş süreçte hep aşiretler dış güçler tarafından tahrik edildi. Sorunu Kürt-Arap sorununa, bileşenler sorununa dönüştürmeye çalışıyorlar. Birçok husus var, bu durumdan kopuk değil. Dolayısıyla bunları da bilerek daha güçlü ve etkili bir siyaset nasıl yürütebileceğimizi hesaplamamız gerekiyor. Elbette özellikle kadınlar olarak bunda bizim de rolümüz önemli.

  • Türkiye’de de Kürt sorununun çözümü konusunda eşzamanlı yürüyen bir süreç var. Bundan sonra iki  taraftaki mücadele hattı da demokratik siyaset ekseninde mi yürütülecek?

Doğru, birbiriyle bağlantılı. Kuzey’deki sürecin buraya etkisi de oluyor. Zaten geçmiş süreçte de öyleydi. Savaş şiddetlenince de birbirini etkiliyordu. Barış ve diyalog süreci olunca da birbirini etkiliyor. Birbiriyle çok bağlantılı. Burada yürüttüğümüz süreç de oradan çok bağımsız değil. Demokratik siyaset en doğru çözüm yolu. O kadar savaş, çatışma ve birbirini öldürmenin olduğu bir ortamda senin de demokratik siyaset yürütmen hem birçok kişi tarafından anlaşılmıyor, ya da farklı yorumlanıyor. Bu da çetin bir mücadele ve kendine güven gerektiriyor. Kendine güvenmek ise gücünü örgütlemekten geçer. Elbette orada da sürecin bir sonuca doğru gitmesini bekliyoruz. Çünkü burası üzerinde de olumlu yönde etkisi olacaktır.

  • Türkiye’nin buradaki rolü nedir?

Şimdiye kadar Türkler Kürtlerin varlığını kabul etmekten korkuyordu. Şimdi Kuzey’de yürüyen süreçle birlikte Türkiye Kürtlerin varlığını artık kabul edecek aşamaya geldiyse -daha önce sözde söylüyordu, ama pratik farklıydı- Kürtlerin varlığını kabul ediyorsa, bu Türkiye’yi zayıflatmaz, ona karşı bir tehlike de oluşturmaz. İran için de öyle, Irak’ta da henüz sorun tam olarak çözülebilmiş değil. Çünkü her gün farklı bir şekilde gündeme giriyor.

  • Bir de İsrail faktörü var…

Evet o da var. Kendisine göre soruna biçim vermeye çalışan uluslararası siyaset var. Tüm bunlar yerine sorunu birlikte çözmek en doğrusu. Bildiğiniz gibi daha önce gelişen saldırılar, Türklerin teknikliği ve askerlerinin desteğiyle gelişti. Serêkaniyê, Efrîn, Girê Spî de öyle. Şimdi kısmi de olsa bir diyalog var. Geçmişte de vardı kısmen. Kürtler hiçbir zaman onlar için bir tehlike unsuru değil. Daha da olumlu bir rol oynayabilirler. Buradaki Kürtler Kuzey’deki Kürtlerin sürecini de destekliyor. Yürüyen bir süreç var, böyle devam ederse o sürekli düşman ve negatif gören bakış açısında da bir değişim olur. Bu tüm Kürtler için de olumlu bir etki yaratır.

  • Diplomatik görüşmelerin sürdüğü ve önümüzdeki dönemde karşılıklı mutabakat çerçevesinde bir sonuca ulaşacağı yönünde izlenim alıyoruz. Öyle midir?

Bizim de umudumuz ve çalışmalarımız o yönlü. Biz de bu konuda adım atılacağına inanıyoruz. Çözüme kavuşan birçok konu var, ancak henüz çözülmeyen konular var. Daha iyi tanıma ve anlamak için de ısrar, diyalog gerekir. Böylesi süreçler elbette kolay değil. Evet savaş sürecinde ağır bedeller ödediğimizi söyledik. Ancak demokratik siyaset yürütmek de öyle kolay değil. Bunun da zorlukları olacaktır. Bu da hazır olmamız gerekiyor. Bizim için de toplumumuz için de savaşçılarımız için de kolay olmayacak. Bu çerçevede kendini hazırlamak ve mücadele yöntemlerini zengin kılmak da gerekecek. YPJ konusu da öyle. Bir uzlaşmaya varsak bile, her şey bitmiyor. Elbette mücadelemiz tüm kadınların, bileşenlerin katılımını sağlayana ve demokratik siyaseti geliştirene kadar sürecek. Savaşsız, huzur dolu ve demokratik bir ülkeyi inşa edebilirsek o zaman şehitlerimize ve halkımıza karşı verdiğimiz sözü de yerine getirmiş oluruz.

  • Görüşmeler devam ediyor. Anlaşamazsanız ve katılımınız sağlanmazsa daha sonraki adımınız ne olacak?

Bir uzlaşmaya varabileceğimizi umut ediyorum. Aynı zamanda ordu içerisinde yer almaya dönük mücadelemiz de devam edecek bir yandan. Eğer istediğimiz şekilde kabul edilmezse, elbette bizim için de zor olacak. Çünkü neden böyle katılmak istediğimizin nedenlerini çok açık ve net bir şekilde dile getirdik. Bu gücün durumu, şimdiye kadar var olan tecrübe ve deneyim, şimdiye kadar görülen eğitimler, tüm bunları dile getirdik. Dolayısıyla bu bizim için mücadele konusu. Daha önce de nasıl mücadele ettiysek bundan sonra da bu mücadelemizi sürdürürüz. Çünkü halkımızın da YPJ’nin statüsünün sağlanması konusunda talepleri var. Hem kadınlar cephesinden hem genel toplum nezdinde hem içeride hem de dışarıda destek görüyor YPJ. Bunun için de elbette sonuca ulaşmadan mücadelemizi sonlandırmayacağız. Farklı yol ve yöntemlerle mücadelemizi sürdüreceğiz.

  • Bu güç ve destek de ayrı bir sorumluluk yüklüyor sanırım.

Doğru. Bu sorumluluk YPJ’nin şimdiye kadar oynadığı rol ve üstlendiği misyondan kaynaklanıyor. Bu toplum için şimdiye kadar yaptıkları ve bundan sonra da yapması gerekenler var. Yani mesele kendimize, ya da bu arkadaşlarımıza bir yer bulup resmileştirmekte değil.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

Sonraki Haber

Colemêrg’de çok boyutlu maden saldırısı

Sonraki Haber

Colemêrg’de çok boyutlu maden saldırısı

SON HABERLER

Trump: İran ile savaş seçimden sonra bitecek

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

UBER ekonomisi

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

Rêya Hêq, Rıza toplumu ve ideolojik kuşatma 

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

Colemêrg’de çok boyutlu maden saldırısı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

YPJ Genel Komutanı Newroz Ehmed: YPJ özgünlüğünü koruyacak

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

Almanya: Ulusalcılığın faşizmle imtihanı

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

Bu entegrasyon başka bir entegrasyon

Yazar: Yeni Yaşam
9 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır