• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
8 Ağustos 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi

8 Ağustos 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Başkan Öcalan’ın kullandığı “tek kişilik satranç” metaforu; hareketin hassasiyetlerini, halkın beklentilerini ve devletin kaygılarını tek başına düşünmek zorunda kalmanın yarattığı zihinsel yükü, Zweig’in Dr. B. karakteriyle kurulan paralelliği anlamlı kılıyor

Tayip Temel

Stefan Zweig’in Satranç adlı uzun öyküsü, yalnızca tek kişilik bir satranç hikâyesi değildir. Aynı zamanda insanın tecrit altında, kısıtlı olanaklarla nasıl direndiğini; muhatapsız kalmanın düşünceyi nasıl keskinleştirdiğini, ama bir noktadan sonra kendine karşı oynanan oyunun nasıl dehşete dönüştüğünü gösteren güçlü bir siyasal ve felsefi metindir.

Kitapta Dr. B., tecride alınmışken eline geçen tek satranç kitabıyla önce varlığını korur. Sonra oyunu kendi zihninde ikiye böler, hem kurucu hem rakip olur. Karşı taraf diye tanımladığı diğer “yanı” adına da hamle yapmak zorunda kalır. Tek kişilik oyun ilerledikçe, oyun kurucusuna dehşet salmaya başlar.

Son heyet görüşmesinde Başkan Abdullah Öcalan’ın “Tek kişilik satranca dönüşüyor durum. Bir süre sonra muhataplar sorumluluk almadığı için diyalog ve müzakere kendi kendine ve kendine karşı oynadığın bir oyuna dönüşünce dehşet hâlini alıyor” sözleri, bu yüzden öylesine söylenmiş cümleler değildir. Bu ifade, uzun yıllara yayılan tecritte siyasal düşüncenin ve müzakere pratiğinin karşı karşıya kaldığı zorluğu ve paradoksu anlatan güçlü bir metafordur.

Siyasi müzakereler doğası gereği diyalog sanatına dayanır. Farklı aktörlerin birbirini duyması, birbirinin hamlelerine cevap vermesi üzerine kurulur. Farklı yaklaşımlar ve düşünceler müzakerenin doğasında vardır. “Müzakere barışı” ya da “uzlaşı” denilen şeyler de, farklılıkların kıyasıya çarpışmasıyla oluşan mutabakatlardır.

Ancak karşılıklı temas kanalları kapandığında müzakere yerini niyet okumalara ve varsayımlara bırakır. Karşı tarafın ne düşündüğünü doğrudan öğrenemeyen siyasal özne, zamanla onu kendi zihninde kurmaya başlar. Günümüzdeki tabloya baktığımızda televizyon kanallarında, gazetelerde ve siyasi kürsülerde Başkan Öcalan’a çoğu zaman böyle bir algıyla yaklaşılıyor. Elli yıllık retorik ve resmi dil, onu kaynağından okumayı ve paradigmasını doğru anlamayı engelliyor. Bu algı kendiliğinden oluşmuş değildir; bilinçli biçimde üretilmiş çarpık bir zihniyetle karşı karşıyayız.

“Tek kişilik satranç” metaforuna dönelim. Başkan Öcalan İmralı’da sınırlı koşullarda, bir yanda kendi hareketinin ve halkının beklentilerini, diğer yanda Türkiye toplumunun taleplerini, devletin kaygılarını ve geleceğin ihtiyaçlarını aynı zihinde temsil etmeye, sorunlara çözüm üretmeye çalışıyor. Müzakere ve siyaset neredeyse, muhatap aktörler arasında oynanan çok taraflı bir süreç olmaktan çıkıp, bütün yükü tek aktörün omzuna binen bir satranç oyununa dönüşmüş durumdadır.

Zweig’in kahramanı Dr. B.’yi hatırlamak tam da bu noktada önem kazanır. Başlangıçta satranç onu ayakta tutar. Düşünmek, analiz etmek, hamle üretmek yok edilmeye çalışılan yaşam umudunu korur. Başkan Öcalan’ın uyarısının kritik eşiği de öyküdekiyle benzerdir. Dr. B. tek kişilik satrancı ilerlettikçe aynı mekanizma tersine döner ve kendisini dehşet düzeyinde bir yükle karşı karşıya bırakır. Sürekli kendi kendine oynamak, kendine karşı hamle yapmak asıl rolünü oynamasını engeller. Rakip artık gerçek değildir; karşılaşma dehşetin alanına dönüşür.

Bu benzetme günümüz siyaseti açısından önemli bir uyarı taşır. Güçlü, cesur ve inisiyatifli muhatapların olmadığı bir masada yanlış anlamalar büyür, önyargılar derinleşir, siyaset giderek gerçek muhataplar yerine zihinde tasarlanan aktörlerle yürütülmeye başlanır. Başkan Öcalan’ın 90’larda başlayan “Bir muhatap arıyorum” ısrarı bugüne geldiğinde epey mesafe almış, kendi muhatabını neredeyse dişiyle tırnağıyla yaratmıştır. Ne var ki irade, inisiyatif ve kararlılık düzeyi hâlâ silik ve zayıf bir muhataplık sorunu yaratmaya devam ediyor.

Felsefi açıdan bakıldığında insanın kendini ancak başka bir bilinç aracılığıyla sınayabileceği gerçeğiyle karşılaşırız. Karşısında gerçek bir “öteki” olmadığında düşünce sürekli kendini üretmeye başlar. Ortak dünyanın kaybolduğu yerde siyaset ve müzakere de zayıflar.

Bugün dünyanın birçok çatışma alanında görülen temel sorunlardan biri budur. Karşılıklı temasın yerini temsil ve varsayım aldığında her aktör diğerini kendi zihninde yeniden üretir. Oysa gerçek barış, zihinde kurulan rakiple değil, gerçek muhatapla konuşularak inşa edilir.

Başkan Öcalan’ın kullandığı “tek kişilik satranç” metaforu; hareketin hassasiyetlerini, halkın beklentilerini ve devletin kaygılarını tek başına düşünmek zorunda kalmanın yarattığı zihinsel yükü, Zweig’in Dr. B. karakteriyle kurulan paralelliği anlamlı kılıyor.

Zweig’in eserinin belki de en önemli mesajı şudur: İnsan zihni olağanüstü bir direniş gücüne sahip olsa da hiçbir zihin sonsuza kadar tek başına siyaset üretemez. Satranç iki kişiyle oynanan bir oyundur. Tek kişilik satranç ise oyunun değil, zorunluluğun adıdır.

Sözü Başkan Öcalan’a bırakmak en doğrusudur: “Dem Parti’nin, halkın ve hareketin itirazları ve talepleri var; devletin itirazları, rahatsızlıkları ve talepleri var. Bazen hareket adına hassasiyetleri gözeten bir adım atıyorum, bazen kendimi karşı tarafın yerine koyarak hassasiyetlerine göre hamle yapıyorum. Tek kişilik satranca dönüşüyor durum. Bir süre sonra kendi kendine ve kendine karşı oynadığın bir oyuna dönüşünce dehşet hâlini alıyor. Bu duruma son vermenin yolu, müzakerenin önünü açan iradeli ve inisiyatifli muhatapların karşıma çıkarılmasıdır. Bu yasa mutlaka bu duruma son verecek niteliğe ve işleve sahip olmalıdır.”

Bu tespit ve benzetme güçlü bir eleştiriyi ifade ediyor. Dostların da, karşıtların da üzerine alması gereken hususlar vardır.

Bir hakikati daha anlıyoruz: Öcalan önderliği herhangi bir tarafın temsilcisi olarak değil, bir devrimci önder olarak halkların ve toplumun tümü adına bütün taraflarla müzakere ediyor.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Siyasetin ince çizgisinde yaşamı özgürleştirmek

Sonraki Haber

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

Sonraki Haber

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

SON HABERLER

Adalet Komisyonu’nda ‘çerçeve yasa’ toplantısı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Ayan: Kadın özgün alt komisyonu kurulmalı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro, görevi devretmeden saraydan ayrıldı

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Türkiye’nin demokratikleşmesinden sadece Kürtler mi sorumlu?

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Bu hayatta seçtiği yegâne şey: Deniz Fırat

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Sessizliğin iki sesi: Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi

Yazar: Yeni Yaşam
8 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır