Görünen o ki ‘sahada kaybettik, bunu kabul ediyoruz’ ama masada sizi yeneriz demek istiyorlar. Osmanlı’nın torunları olduklarını sık sık vurgulamaları da buradan ileri geliyor. Ama bizim de, yarım asırlık aktif en az yüz yıllık bir direniş ve mücadele deneyimimiz var. Bu halkın en değerli evlatlarının yarattığı ve bizleri her daim ayakta tutacak tarihi değerler var
Ali Sinemilli
Çerçeve yasa tüm eksiklikleri – yetersizlikleri ile Meclis’ten geçti. Hem de TBMM tarihinin en yüksek katılımlı oyuyla. Böylece, AKP’nin sürekli dillendirdiği ‘adım atmak için yeterli toplumsal mutabakat yok, halk desteği zayıf’ gibi argümanlar da tümüyle boşa düştü. Meclis’te bulunan partilerin -hayır oyu kullanmaları için görev verilen küçük bir azınlık dışında- hemen hepsi çıkarılan yasaya desteğini sundu. Sürecin devamından yana irade beyan etti.
Öyle ki, yasanın Meclis’ten geçmesinin ardından artık eski negatif tartışmalar yapılamaz oldu. Hemen herkes bu yasa nasıl uygulanacak, ne tür sonuçlar doğuracak diye yorum, değerlendirme yapmaya başladı. Ki, olması gereken de buydu.
Yasa ile, tam da, Önder Apo’nun ifadesiyle bir başlangıcın yapıldığı kesin. Bu başlangıcın devamı nasıl gelir, beklendiği gibi pozitif bir seyir mi izler süreç, yoksa aksi yönde mi gelişmeler olur bunu zaman ve mücadele gösterecek. Fakat iktidarın kimi söylem ve eylemlerinin sorunlu olduğu, böyle devam etmesi durumunda daha büyük sorunlara neden olacağı açık.
Mesela; hâlâ, sürecin başlatıcısı, yürütücüsü konumundaki Önder Apo’ya yaklaşım düzelmiş değil. Önder Apo’nun statüsü, özgür çalışma koşulları ile ilgili somut bir gelişme olmadığı gibi, rolünü göz ardı eden, toplumdan gizleyen yaklaşım devam ediyor. AKP yönetiminden teşkilatlara gönderilen belgede bunlar yazıyor. Güya ‘Önder Apo’nun koşullarında herhangi bir değişiklik yapılmayacak, mevcut durum devam edecek’ denilip toplumun bu temelde bilgilendirilmesi gerektiği belirtiliyor.
Hakeza, AKP medyası yasayı bütünüyle bir teslimiyet belgesi olarak işlemeyi, halkı da bu çerçevede manipüle etmeyi sürdürüyor. Bunlara göre, PKK’liler bireysel olarak gelip yasadan yararlanacak, siyaset vb. haklardan yararlanamayacak, örgütlü hareket etme olmayacak. Yasa bir nevi silah gündemini devre dışı bırakacak, başkaca da bir getirisi, götürüsü olmayacak deniliyor. Önder Apo, Özgürlük Hareketi tüm bu hususlarda tersini söyleseler de, iddia edilenler bunlar oluyor.
Açık ki, ‘kaçak dövüş’ dönemi bitti. Eskisi gibi gizli-saklı kapalı kapılar ardında iş yapma, bunu da kendine göre toplumla paylaşma dönemi kapandı. Yasaya Meclis’te verilen destek, her haliyle Türkiye ve Kürdistan halklarının verdiği destek oluyor. Halk desteğinin en fazla olduğu böylesi bir atmosferde ‘halkın hassasiyetleri var’ denilerek Önder Apo’nun rolünü görünmez kılmak, eski yol ve yöntemlere başvurarak toplumsal mühendislik heveslerine kapılmak artık sonuç vermeyecektir.
Önder Apo’nun sürecin bu noktaya gelmesinde oynadığı yapıcı rolü düşmanları da dile getirmektedir. Kendisi böyle bir inisiyatif almasa bugün gelinen aşamada olmayacağımız aşikârdır. Dolayısıyla halka bu gerçekleri tüm çıplaklığı ile anlatmak, Önder Apo ile Türkiye halkı arasında duvar gibi durmayı bırakmak gerekir.
Dikkat edelim! Görüşme notlarının içeriği ile oynanarak basına sızdırılmasına toplumun hemen her kesiminden tepki geliyor. Neden süreç şeffaf yürümüyor, neden bu görüşmelerin içeriği yeterince paylaşılmıyor diye önemli bir refleks söz konusu.
Doğrusu, mevcut yasa, fazlasıyla vurgulandığı gibi bir ilk adım oluyor. Bu ilk adım demokratik siyaset alanına dönük atılan bir adım oluyor. Yasa, eğer böyle bir rol oynayacaksa işlevli olacak, aksi halde bir kıymeti olmayacaktır.
Kürdistan Özgürlük Hareketi’nden yapılan son açıklamalar da gösteriyor ki, sürecin devamı Önder Apo’nun statüsünün garanti altına alınması, demokratik siyaset kanallarının açılmasına bağlıdır. Demokratik siyaset kanallarını açmayan, bunu mümkün kılmayan bir gelecek tasavvurunun toplumsal bir rıza üretmeyeceği açıktır.
Şunu söylemek mümkün; AKP yönetiminin sürece yaklaşımı ile geniş halk kesimlerinin, genel olarak kamuoyunun yaklaşımı arasında ciddi farklar var. Makas çok açık. AKP her zamanki gibi kendi parti çıkarlarını önceleyen bir noktada dururken halk yüz yıllık sorunun çözümüne odaklanmış durumdadır.
Elbette, AKP’nin dediği gibi bir çözüm olmayacaktır. Olsaydı zaten böyle bir süreç yaşamayacak, bu tartışmaları yapmayacak, bu aşamada olmayacaktık. AKP tarzı ‘çözüm’ kaybettiği, yenildiği, sonuç almadığı için bugün bunları konuşuyoruz. Farklı bir çözümü tartışıyoruz.
Görünen o ki ‘sahada kaybettik, bunu kabul ediyoruz’ ama masada sizi yeneriz demek istiyorlar. Osmanlı’nın torunları olduklarını sık sık vurgulamaları da buradan ileri geliyor. Ama bizim de, yarım asırlık aktif en az yüz yıllık bir direniş ve mücadele deneyimimiz var. Bu halkın en değerli evlatlarının yarattığı ve bizleri her daim ayakta tutacak tarihi değerler var.
İşte! Amed’de, Wan’da, İstanbul’da, Colemêrg’de yapılan şehit anmalarından yansıyan görüntüler ortada. Kürt halkının bu hareket ile nasıl bütünleştiği, nasıl bir ortak ruha ulaştığı görülüyor. Dolayısıyla kendine güvenmek, onlar ne düşünüyor, ne planlıyordan bağımsız olarak biz ne yapmak istiyoruz, nasıl yapacağıza odaklanmak, bu temelde hareket etmek gerekiyor.









