• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
25 Ağustos 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Sümer’den 21. yüzyıla ve Meclis’te başlayan umut

25 Ağustos 2026 Salı - 23:00
Kategori: Editörün Seçtikleri, Forum

Okullarda, kahvelerde, televizyonlarda, ‘öteki’ni düşman değil komşu olarak görme zamanı. Bunun için Ortak Hafıza Komisyonları kurulmalı. Konuşulmayan her şey, konuşuldukça zehir olmaktan çıkar. Hukuku, baştan yeniden kurumsallaştırmalıyız. Bu çerçeve yasa bir başlangıç

Osman Süzen

Devletler orduyla kurulabilir. Ama bir devletin bir uygarlığa dönüşmesi farklılıkları yaşatabilme ve geliştirebilme becerisi ile olur. Sümer’den Akad’da, Akad’dan Zagroslar’a, buralardan Avrupa ve yeni dünyada uygarlığı yakalayanların bize gösterdiği budur. Chomsky’den Wallerstein’a kadar bu konuda kafa yoran düşünce insanlarının vardığı yer de budur. Uygarlığı getiren sihir çoğulculuktur. Bu anlamda Meclis’e gelen çerçeve yasa Türkiye’de yeni bir başlangıç için umudumuzun fidesi olmuştur.

Çoğulculuğu hoşgörü ile karıştırmamak lazım. Çoğulculuk “hoşgörü”den fazlasıdır. Hoşgörü katlanmaktır. Çoğulculuk ise, farklılığı zenginlik saymaktır. Çoğulculuğun 3 temel olmazsa olmaz ölçütü var. Birincisi, çoğulculukta farklı diller, farklı inançlar, farklı kimlikler inkâr edilmez. İkinci olarak bu farklılık ve kimlikler anayasa ve yasayla güvenceye alınır.

Üçüncü olarak da, koşullu karar alma süreçlerinde bu farklılığı temsil eden gruplar karar masasında olur. Asimilasyonun tek tip fukaralığına karşı çoğulculukta ahenk içindeki seslerin, kokuların, renklerin zenginliği vardır. Çoğulculuk “çok sesli tek vatan” kurar.

Çağdaş düşünürlerden Charles Taylor, ahlak ve adalet erdeminde, Will Kymlicka siyaset ve demokrasinin devamlılığında, Immanuel Wallerstein çoğul aktörlerin rekabetinde, Noam Chomsky, bilim ve özgürlükte çoğulculuğu arar. Çoğulculuğun tarihteki ilk deneylerini: Sümer, Akad ve Babil uygarlıklarında görürüz. Sümerler yazı ve matematiği ile bir uygarlık kurdular. Akadlar bu yazıyı ve dili inkâr etmeden kendilerine entegre ederek Sümer uygarlığını devam ettirdiler. Babil tek hukuk, artı çok kültürü denedi. Mezopotamya 3000 yıl zirvede kaldı çünkü farkı yok etmedi, kullandı.

SSCB örneğini hatırlayalım. Tek parti, tek ideoloji, düşünceye sınırların çizilmesi sonucu, ekonomi çöktü, ülke dağıldı, 15 devlete bölündü. Çoğulculuğu inkâr etti, kaybetti.  Çünkü, farklı fikirler daha iyi çözüm üretir. Hatalar tek merkezden değil, çok merkezden daha kolay düzeltilir. Bürokrasi minimize edilir.

Tarihsel hafızanın çoğulculuğu geleceği kazandırır. Çünkü hafızalar birleşince toplum dirençli olur. Geçmişi bir tek geçmiş üzerinden okumak kırılmalar yaratır. Bugün çoğulculuğun hikmetine eren topluluklar Kanada, İsviçre, Hindistan gibi ülkelerde tanınma, özerklik ve katılım uygarlığı belli seviyeye çekmiştir. Türkiye ise çoğulculuktan vazgeçmenin bedelini ağır şekilde ödedi. Osmanlı’da dış baskıyla Tanzimat ve Meşrutiyet ile gelen ve lütuf olarak kabullenilen çoğulculuk ne yazık ki kurumsallaşmadı. Cumhuriyet ise Zorunlu İskan, 6-7 Eylül 1955, kültür-sanatta asimilasyon, dil yasakları, tek tip düşünce özgürlüğü, çoğulculuğun inkârı ile yaşanan can kayıpları, ülkenin fakirleşmesi ve tüm kaynakların tek tip insan yaratmaya dönük planlar için heba edilmesi ile sonuçlandı.

Doğmamış çocuklarımız borçla doğdu. Sonuçta, ekonomi, kültür ve siyasette ülkenin ve ülkeyle birlikte hepimizin kaybetmesiyle sonuçlandı. Ama tarih tekerrürden ibaret değil. Bugün 2026’da Türkiye farklı bir eşikte. Meclis’e, örgüt ile yürütülen görüşmeler neticesinde bir çerçeve yasa geldi. Bu yasa tek başına sihir değil. Ama 100 yıldır ertelenen bir şeyin ilk adımı. Bu yasa, devletin “tek tip” ısrarından vazgeçip “çok sesli tek vatan” fikrini konuşmaya başladığının ilanıdır. Çoğulculuk için bir başlangıçtır. Eksikleri olabilir, tartışmaları olacaktır. Ama önemli olan yönüdür. Umudu büyütmeliyiz. Bir yasa tek başına kardeşlik getirmez. Yasa sadece kapıyı aralar. Bu kapıyı yine çoğulculuk anlayışı ile tam açmalıyız. Güneşin bütün renkleri ile içeriye girmesine katkı sunmalıyız. Bu umut üç alanda büyütülmeli. Siyasette güven İnşa etmeliyiz. Çerçeve yasanın genel kurulda geniş mutabakatla çıkması önemlidir. Muhalefet-iktidar, farklı kimlikler bu yasanın sahibi olmalı. Çünkü yarım kalan barış, yeni çatışma doğurur. Toplum korkmadan konuşmalı. Barış çabası toplumsallaşmalıdır.

Okullarda, kahvelerde, televizyonlarda, ‘öteki’ni düşman değil komşu olarak görme zamanı. Bunun için Ortak Hafıza Komisyonları kurulmalı. Konuşulmayan her şey, konuşuldukça zehir olmaktan çıkar. Hukuku, baştan yeniden kurumsallaştırmalıyız. Bu çerçeve yasa bir başlangıç. Arkasından geçmişte çatışma nedeni yapılan dil bir suç unsuru olmaktan çıkartılmalı, dilin kamusal alanda görünür olmasını sağlayan düzenlemeler yapılmalıdır. Siyaset ve demokrasi üzerinde tüm vesayet ve iktidar odaklı kanuni ve fiili bariyerler kaldırılmalı. Tüm inançlara eşit statü sağlayan yeni bir anlayış kabul edilmedir. Sümerlerin yarattığı değerler Akad’da yaşatılarak çoğulculuk sihriyle yaratılan uygarlığın daha da gelişmesini sağladılar. Babil çoğulculuk sihriyle hukuk yazdı. SSCB bu sihri reddedince çöktü. Bugün Türkiye, Meclis’ten geçen bu çerçeve yasa ile aynı sihri denemeye hazırlanıyor. Bu ilk adımdır mükemmel değildir. Ama yön doğrudur ve umut vericidir. Ordu imparatorluk kurar. Ama ordu uygarlık kuramaz. Yasa tek başına barış getirmez. Ama yasa barışın önünü açar. Uygarlığı getiren sihir çoğulculuktur. Ve o sihir, bu Meclis’te başlayan süreçle birlikte büyürse, Anadolu’nun 5000 yıllık kardeşlik ruhu yeniden yeşerecektir.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Kayyımlar derhal çekilmeli, belediyeler halka teslim edilmeli

Sonraki Haber

Demokratikleşme zamanı

Sonraki Haber

Süreç; gizli-saklı buraya kadar

SON HABERLER

Kaya petrolü Amed’i kurutup zehirleyecek

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Bir saldırıdan daha fazlası: Umudu korumak, barışı inşa etmek

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Süreç; gizli-saklı buraya kadar

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Demokratikleşme zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Sümer’den 21. yüzyıla ve Meclis’te başlayan umut

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Kayyımlar derhal çekilmeli, belediyeler halka teslim edilmeli

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Avinç ve Dalga için kurulan taziyeler kitlesel ziyaret edildi

Yazar: Yeni Yaşam
25 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır