Kürt Halk Önderi Türkiye’yi gerçek anlamda demokratik hale getirme çabası yürütüyor. Bu nedenle sık sık cumhuriyetin demokratikleşmesine vurgu yapıyor. Çünkü bugünkü cumhuriyet demokratik değildir. Dolayısıyla gerçek bir cumhuriyet de değildir. Şimdi gerçek cumhuriyet mücadelesi verilmektedir. Cumhuriyetçiyiz diyenlerin de bu mücadele içinde olması beklenir
Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığındaki kurul toplanarak alt kurullar kurulmasını kararlaştırdı. Bunlardan biri de daha önce Barış ve Siyasallaşma Kurulu olarak ifade edilen kurul olmaktadır. İsim değişikliğiyle Silahsızlanma ve Strateji Kurulu olarak ifade edilen bu kurulda Kürt Halk Önderi de belirleyici rol oynayacaktır. Bu kurul esas olarak pratikleşmenin nasıl olacağını yöneteceğinden Kürt Özgürlük Hareketi ile bu kurul arasında sıkı bir ilişki olacaktır. İmralı-Kandil arası görüşmelerin yoğunlaşacağı yeni bir döneme girilecektir.
2 yıla yakındır bir siyasal mücadele yürüyordu. Tartışmalar esas olarak siyasal düzlemde gerçekleşiyordu. Şimdi siyasal düzlemde tartışılanlar pratikleşecek. Türkiye’de siyasetçiler ve basın sadece silahsızlanmadan söz etseler de siyasal adımlarla silahsızlanma paralel yürüyecek. Hangisi öncelikli olacak tartışması bu sürecin karakterini anlamamak olur. Silahlı mücadele stratejisi bırakılıp siyasal mücadele stratejisine geçiliyor. Siyasal mücadele stratejisine geçiş de siyasal değişiklikler ve siyasal adımlarla olur.
Kürt Özgürlük Hareketi siyasi misyonuna son vermiyor. Mücadele yol ve yöntemlerinde değişiklik yapıyor. Dünyanın en iddialı ideolojik ve teorik bir paradigmaya sahip Apocu Hareket’in mücadelesizliğinden söz edilebilir mi? Aksine daha etkili mücadele vermek için paradigma ve politika değişikliğine gidilmiştir.
Kürt Halk Önderi’nin Barış ve Demokratik Toplum projesi de bu paradigmanın Türkiye’deki Kürt sorununun çözümüne uygulanmasıdır. Kürt Halk Önderi büyük bir paradigma, ideolojik, teorik güce sahip olduğu gibi bir pratik politika ustasıdır. Paradigmalar, ideolojiler ve teoriler pratiğe geçirildiğinde anlamlı ve değerli olur. Kürt Halk Önderi son zamanlarda yaratıcı pratik politikanın öneminden söz etmektedir. Barış ve Demokratik Toplum süreci tam da bu önderliğin ideolojik ve politik tarzı doğrultusunda yürümektedir.
Kürt Halk Önderi yasal bir adım atılsın sonrası pratik politikadır yaklaşımıyla esnek bir müzakere yürüterek süreci bu noktaya getirmiştir. Süreç bundan sonra daha şeffaf yürüyecektir. Çünkü tartışma sürecinden pratikleşme sürecine geçilmiştir. Tartışma sürecinin uzun sürmesi ciddi bir siyasal varlığın sorunuyla ilgilidir. Pratikleşme de İmralı’da yapılan tartışmalar doğrultusunda gerçekleşecektir. İmralı’da da en yoğun tartışma Kürt sorunu üzerine olmuştur.
Adını kim, nasıl ifade ederse etsin sorunun Kürt sorunu olduğu açıktır. Bunun da otoriter ve inkârcı bir sistemden kaynaklandığı bilinmektedir. Türkiye Cumhurbaşkanı biz inkâra son verdik diyor. Demek ki Türkiye’de Kürtler 100 yıldır inkâr edilmiştir. İnkâr edilince temel hakları da yok sayılmıştır. Dolayısıyla inkârın kalkıp kalkmaması Kürt halkının dil, kültür ve kimlik özgürlüğü ve kendini yönetme hakkının tanınmasıyla belli olur. Şu anda dil, kültür ve kimlik özgürlüğü yok ve yerel yönetimlere kayyum atanıyorsa inkâr kalkmamış demektir. İnkârı kaldıracak haklar tanınmazsa inkâr sürdürülmüş olur, kaldırıldığı da lafta kalmış olur.
Siyasallaşma sürecine girilmişse o zaman inkârı gerçek anlamda kaldıracak siyasal adımların atılması gerekiyor. Kürt halkının temel haklarının tanınması gerekir. Özcesi Kürtlerin yasa ve hukuk içine alınması gerekir. Böylece Türkiye gerçek anlamda demokratikleşir. Kürt Halk Önderi Türkiye’yi gerçek anlamda demokratik hale getirme çabası yürütüyor. Bu nedenle sık sık cumhuriyetin demokratikleşmesine vurgu yapıyor. Çünkü bugünkü cumhuriyet demokratik değildir. Dolayısıyla gerçek bir cumhuriyet de değildir. Şimdi gerçek cumhuriyet mücadelesi verilmektedir. Cumhuriyetçiyiz diyenlerin de bu mücadele içinde olması beklenir.
Özcesi süreç sadece silahsızlanma süreci değildir. Kuşkusuz bu kavram siyasal mücadele stratejisinin gerçekleşmesi açısından bir anlam ifade ediyor. Bu anlamı ifade etmesi için de cumhuriyeti demokratikleştirecek adımların atılması önemlidir. Önümüzdeki süreç esas olarak bir demokratikleşme ve gerçek bir cumhuriyet haline gelme mücadelesidir. Bu açıdan mücadeleye tüm demokratik güçler ve cumhuriyetçiler katılmalıdır. Yoksa demokratlıkları da cumhuriyetçilikleri de bir demagojiden öteye geçmez. Kürt Halk Önderi de Kürt halkı da böyle cumhuriyetçiyim ve demokratım diyenleri ciddiye almaz.
Zaman gerçek cumhuriyetçiliğin ve demokratlığın belli olacağı zamandır.









