Halkların direniş çizgisine sahip çıkarak yeniden doğuşun her türlü emek ve bedelini vermeye hazır olduğunu ortaya koymakta. Bu bilince sahip olan halkın, özgürlük yürüyüşçüleriyle anı anına nasıl bütünleştiğini görmekteyiz
Ali Kalik
Kürdistan tarihi incelendiğinde ihanetle direnişin iç içe ilerlediği görülecek. Özgürlük mücadelesine kadar sürekli ihanet baskın çıkar. İhanet direnişlerin bastırılmasında ve öncülerinin idam edilmesinde büyük rol oynamış. Bunun en bariz ve görünür olan örnekleri Şêx Seîd ve Seyit Rıza’nın direnişlerinde ve akıbetinde görmek mümkündür.
Özgürlük mücadelesinin başladığı günden bugüne kadar direniş ve ihanet iç içe gelişmiş ancak direniş ihaneti gerileterek, direnişi güçlendirip günümüze ulaştırmıştır. Önderliğin “dörtlü çete” olarak tanımladığı ve bunların dışında boy veren ihanet çizgisi “Tasfiyeciliğin Tasfiyesiyle” direniş çizgisinin dışına atılmıştır. Bu ihanet çizgisi, halen kendini yaşatmak için var gücüyle Özgürlük Hareketi’ne ve Önderliğe fütursuzca saldırmakta.
Tasfiyeciliğin tasfiyesi
Engizek’ten Esintiler kitabı; direnişin, ülke geneline yayıldığı ve kuruyan toraklara can suyu, kırılan umutların yeniden nasıl ayağa kalktığını işlemekte. Bu dönemde tasfiyeciliğin özel savaş örgütüyle birlikte gelişen özgürlük direnişini, tasfiye etmek için nasıl bir işbirliği içinde olduklarının bir kısmını ele almakta. Mevcut eyalet yönetiminin yetersizlikleri tasfiyeciliğin gelişmesine nasıl zemin olduğunu. Ve gelişen özgürlük direniş ruhunun nasıl tasfiye edildiğini görünür kılmıştır. Güneybatı eyaletinin bir dönemine projektör tutarak kahramanlarını ve Önderliğe bağlı olan militanların sorgusuz sualsiz nasıl tasfiye edildiğini kaleme almıştır.
Projektör tuttuğu dönem; yeniden uyanışın ve güneybatıda özel savaş politikaların çözüldüğünü ve nasıl paniğe kapıldığını görmek mümkün. Halkların direniş çizgisine sahip çıkarak yeniden doğuşun her türlü emek ve bedelini vermeye hazır olduğunu ortaya koymakta. Bu bilince sahip olan halkın, özgürlük yürüyüşçüleriyle anı anına nasıl bütünleştiğini görmekteyiz. O dönem Doğanşehir, Küçük Botan olarak onurlandırılırken Pazarcık’ın Cimikan Köyü ise Küçük Vietnam ismiyle onore edilir.
Bölgede özelikle öğrenci gençlik öze dönüşü gerçekleştirerek kafile kafile özgür alanlarla buluşmaya başlar. Eyalet yönetiminin yetersizlikleri ve yaşadıkları özgüven sorunları, özgürlük dağlarına akın eden özgürlük sevdalılarını koruyup konumlandırmada yetersiz kalır. Bu yetersiz duruş ve yaklaşım da adım adım tasfiyeciliğin önü açar. Tasfiyeci koordinatör “Terzi Cemal” bu fırsatı görünce mevcut yönetimi iradesiz bırakarak, gencecik insanları ya kendine bağlar ya da çeşitli yöntemlerle tasfiye eder.
Engizek’te yapılan kış üstlenmesinde koordinatör mevcut yönetimi devre dışı bırakarak kendi iktidarını ilan eder. Artık eyalet koordinatörü olarak yeni yıla girer. Önderliğe bağlı olan arkadaşları “Vejin tasfiyeci” hareketinin içimize sızdırdığı kişiler diyerek bu özlü militanları acımasızca katleder. Önderliğe bilgi ulaşana kadar oldukça trajik şahadetlere neden olur.
Tabii ki yazar Mehmet Şahin “anı-biyografi” kitabında eleştiri süzgecinden geçirerek okura ulaştırdığı bu kitapta tasfiyeciliğin ne kadar sinsi çalıştığını. Önderliğin nasıl ön aldığını da yalın bir dille ifade ediyor. Aynı zamanda coğrafyanın tüm ihtişamını ve doğadaki canlıların yol göstericiliğini de anlatmayı ihmal etmemiştir. En önemlisi de toplumsal sosyolojiyi ve sistemin topluma ve bölgeye yüklediği anlamı, bunun için nasıl bir yönelim içinde olduğunu da işlemiştir.
Bugün birçoğumuzun haklı olarak Güneybatı neden bu kadar sesiz ve örgütsüzdür eleştirilerini kitabı okuduktan sonra anlamlandıracağına inanıyorum. Özgürlük tohumları filizlenirken nasıl budandığını buna rağmen toplumun nasıl direndiği görülecektir. Büyük tasfiyecilikten sonra kaderine terk edilen bir halkın nasıl örgütlü değiller, sorularına yanıt bulacakları ciddi bir perspektif sunmakta kitap.
Peyiz Yayıncılık’ta yayınlanmış olan bu kitap hem o dönemi hem de Güneybatı halkını tanımak için herkesin okumasını öneriyorum…








