• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
19 Eylül 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Veysi Sarısözen

Barış gemisinin dümenindeki militarist

19 Eylül 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Veysi Sarısözen, Yazarlar

Sinan Cudi’nin Yeni Özgür Politika’da yayınlanan yazısı müzakere sürecinin karşı karşıya olduğu tehlikeyi mükemmel biçimde dile getirmiş. Kaptan gemide fakat dümen başkasında… Bu analoji şu soruyu doğuruyor: Rotası ne? Barış mı savaş mı? Filmi başa saralım: Başkan Öcalan silahlı mücadeleye son verileceğini ve PKK’nin feshedileceğini açıkladığı gün, ben açıklamayı okur okumaz nicedir izlemediğim TV kanallarını “Türkler acaba ‘zaferlerini’ nasıl kutluyor?” merakıyla taramaya başladım. İnanılır gibi değil. Ortada zafer bayramı filan yok. Davullar zurnalar çalmıyor, mehter kös vurup iki ileri bir geri sokakları turlamıyor. Havai fişeklerden de eser yok. Neredeyse magazin haberlerinin gürültüsüne rağmen ülke ölüm sessizliğine bürünmüş sanmaya başladım. Sanmaya başladım ve hemen ardından gülmeye başladım. “Sizi keratalar sizi, dedim, bizim anlayamadığımızı, yenildiğimizin ilanı sandığımızı, Kürt sorununu çözmekten vazgeçtik mi diyerek kaygılarımıza, şüphelerimize neden olan manifestoyu en ebleh sandığım “ankorman” bile anlamış… Demek kafalar çalışmaya başlamış.” Düğmeye bastım, “yas rengine bürünsün” diye ekranları kararttım. Renk Türkiye’nin manzara-i umumiyesine bayağı yakıştı. O günden beri AKP iktidarı ve medyası Türk kamuoyu “sevinmesin, bayram yapmasın, yüzü gülmesin” diye elinden ne gelirse yapıyor. Birileri ansızın ortaya “Öcalan’ı serbest bırakacaklar” diye bir “kulis bilgisi” atıyor, atar atmaz, Türk milletinin gülmeyen yüzü öfkeden kasılıyor, at sırtında değil de suda maratoncu millet olsa İmralı’ya sefer yapacak hale geliyor. Şu sırada “Apo iki katlı villada benim oğlum iki kat toprağın altında” diyen biri ortalığa fırlıyor, anında manşetler köpürüyor, milliyetçi kamuoyu kuduruyor. Aklı başında Türkler “yahu, savaş bitmiş, ‘terör örgütü’ fesholmuş bize neler oluyor?” diye şaşkın. Müzakere süreci muammaya dönüşmüş.

Muamma filan yok. Silahlı savaş bitti, psikolojik savaş sürüyor.

Neden? Psikolojik savaş barışın düşmanı değil mi? Türk halkını “terörist başı” diyerek Öcalan’a karşı kışkırtmak, dağdan inmeye hazırlanan Hareket’in savaşçılarını “terörist” ilan etmek, şu sırada şehitlerinin yasını tutanlara hakaret etmek Cudi’nin yazdığı gibi süreci provoke etmek olmuyor mu? Elbette oluyor. Çünkü devlet ve iktidar Türk kamuoyunu “savaşa hazır” tutuyor. Şimdi masa tekmelense Türk kamuoyu işte o zaman bayram ilan edecek bir psikolojiyle baştan çıkarılıyor. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin iki yılda ancak ve hâlâ uygulamaya bile girmeyen Çerçeve Yasa’yı zar-zor doğurmasının temel sebebi işte yaratılan bu tehlikeli atmosferdir. Devlet ve iktidar bu atmosferi elindeki muazzam iletişim tekeline dayanarak bir günde dağıtabilecekken, tersine bir “savaş diliyle” büsbütün koyulaştırıyor. Bilerek koyulaştırıyor. Çünkü yıllardır ekonomik krizin, “süreç içinde darbenin”, önüne gelene yapılan operasyonların burgacında bunalan Türk toplumunu “dayanın, barış ve demokrasi gelecek, Türkle Kürt barışacak, baskıya mecbur kalan devletimiz hepinize kucak acacak, her şey güzel olacak’” falan diye çözüm sürecine kazara razı etseler, Türkler de tıpkı Kürtler nasıl barış getirdi diye Öcalan’ı destekliyorsa, aynen öyle barış getirdiler diye Bahçeli ve Erdoğan’ı desteklemek için alanlara dökülse… Ne olur?

Barış hiçbir anayasanın ve yasanın yapamayacağı kadar “toplumsallaşır” ve ne devlet ne de iktidar masayı devirmek şöyle dursun, çözüm sürecini şimdi olduğu gibi oyalamaya, sılahsızlanmayla sınırlamak için binbir takla atmaya cesaret bile edemez. Ama ediyor. Çünkü Türk toplumunu savaşa hazır tutuyor. Tahrif edilmiş İmralı notları havalarda bu nedenle uçuşuyor, Öcalan’ın bu tahrifata cevap vermesi, tecrit uygulamalarıyla bu nedenle geciktiriliyor. En sonunda cevap verdiği zaman iş işten geçmiş, Türk toplumu, Alevi toplumu zehirlenmiş oluyor. Şu “ince” oyuna bakar mısınız? Bahçeli “ne villası” diyerek Öcalan’ın hücre hapsinden, tüm yüksek güvenlikli hapishanelerde olduğu gibi iki katlı büyükçe bir koğuşa geçirilmek istendiğini açıkladığı halde Erdoğan susuyor. Susuyor çünkü tabanını “savaşa hazır” tutuyor. Bu durum silahsızlanma ve siyasallaşma sürecini yasalarla ya da verilen sözlerle güvenceye almayı imkansız kılıyor. Karşımızda tabanını totaliter rejime inandırmış bir iktidar var ve buna dayanarak bırakalım Çerçeve Yasa ve onun uygulanmasını sağlayacak ek yasaları Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarını ve kendi anayasasını istediği gibi çiğniyor. Oysa Çerçeve Yasa’ya yalnız Kürt toplumu ve Türk toplumunun küçük bir kısmı değil, Türk toplumunun büyük çoğunluğu sahip çıkacak olsa, Erdoğan bu yasanın tek virgülüne bile dokunamaz. Ama virgülüne değil, tüm yasaya, alınan kararlara, oluşturulan kurullara ve nihayet kurulan masaya “dokunma” imkanını elinde tutuyor. Neden?

Müzakere masasında baş müzakereciyi “dokunurum ha” diye tehdit etmek için… Masadan maksimum kazançla çıkmak için… Müzakereyi silahsızlanmayla sınırlamak için… Kürt sorununda adım atmamak için… Rakibini yok etmek amacıyla  örgütlediği darbeden vazgeçmemek için… Ve eğer NATO emrederse masayı devirip İran mı olur, Ukrayna mı olur Üçüncü Dünya Savaşı’nda “rol kapmak” amacıyla seçimsiz, muhalefetsiz bir rejime geçebilmek için… Başkan Öcalan masada direniyor. Biz ne yapıyoruz? Kürde barış propagandası yapmaktan, kaygılarına ve şüphelerine rağmen Önderliğini destekleyen Kürt halkının kaygılarını ve şüphelerini çoğu zaman ezberlenmiş sözlerle gidermeye çalışmaktan harap oluyoruz. Barışa ekmek ve hava gibi muhtaç Kürdistan’dan çıkıp “cenk isteyen” Türk toplumunu “savaşa hazır” olmaktan çıkarmak ve “barışa hazır” hale getirmek için adım atmaya fırsat bulamıyoruz. Türk toplumunu devletin ve iktidarın insafına, ulusalcı aşırılar ve onlarla birlikte kimi solcuların kışkırtmalarına terk ediyoruz.

“Bunu da mı biz yapacağız, insaf et Hoca” diyebilirsiniz. Demeyin. Kürt halkı tarihi bir misyon yüklenmiş, kendini kurtarırken Türk halkını da Arap halkını da Pers halkını da kurtarmaya soyunmuş. Türkiye’yi Türk-Kürt iki sütun üzerinde demokratik cumhuriyeti taşımayı hedeflemiş. Ortadoğu’yu çok sütunlu bir konfederal barış etkenine dönüştürme ufkuna yönelmiş. Ezcümle “demokratik entegrasyonu” “demokratik uluslaşma” sürecine bağlamış.

Barışı “toplumsallaştırmak” da bize düşmüş.

Kader utansın!..

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Trump’tan medyaya yasak

Sonraki Haber

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Sonraki Haber

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

SON HABERLER

Yaşamın özgürlüğü

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

ÇEDES, MESEM ve özel okul kıskacında eğitimin hal-i pür melâli

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Alışarak kaybetmek

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Orta Vadeli Program ve çiftçinin durumu

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Barış gemisinin dümenindeki militarist

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Trump’tan medyaya yasak

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Cendere, iktidar ve hesap

Yazar: Yeni Yaşam
19 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır