Önderlik özgür çalışır hale gelir ve özgür olmasının önü açılırsa bu süreç ilerler. 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde önemli bir adım atılmış olur. Bu adım Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüyle taçlanır
Dr. Hayri Hazargöl
Şu anda Türkiye’de en fazla merak edilen konu İmralı’da müzakereleri yapılan Barış ve demokratik Toplum sürecinin nereye evrileceğidir. Sanki süreç yavaşlatılmış gibi. Bu sürecin temposunun seçime endeksli olduğunu söyleyenler var. Eğer böyle çok önemli bir konu seçime endeksli ele alınıyorsa bu Türkiye’ye yapılacak en büyük kötülük olur. Hiçbir siyasi gücün böyle 100 yıllık ve Türkiye’nin geleceğini belirleyecek bir sorunu seçim hesabıyla ele almaması gerekir.
İktidar sözcüleri süreç yolunda diyor. Ama uygulama bu yönlü görülmüyor. Bu sürecin önemli bir tarafı Kürt Halk Önderi Öcalan’dır. Ancak bu sürecin ilerlemesinde rol oynayacak bu Önderliğin özgür çalışır koşullara kavuşmaması iktidarın süreç karşısındaki tutumunu sorgulatıyor. Söylemle uygulama uyumlu değil. Kürt halkı ve demokrasi güçleri bu Önderliğin özgür çalışır olmasını istiyor. Gazetecilerle, siyasetçilerle, aydınlarla görüşmesi ve düşüncelerini açıkça kamuoyuna sunması bekleniyor. Ama bunlar gerçekleşmiyor. Yasanın çıkışından sonra AKP grup başkanvekili Abdullah Güler, Abdullah Öcalan bundan sonra gazetecilerle, siyasetçilerle, bazı kesimlerle görüşebilir, dedi. Aradan iki aya yakın zaman geçmesine rağmen bu yönlü bir adım atılmadı. Bu yönlü bir uygulama adalet bakanlığının kararıyla gerçekleşir. Gerçekleşmiyorsa bunun sorumlusu başta cumhurbaşkanı olmak üzere AKP iktidarıdır.
Bu süreç Türkiye’nin yüzyıllık sorunu olan Kürt sorunuyla ilgilidir. Bu yüzyıl içinde ortaya konan itiraz ve direnişler Kürtlere yönelik inkâr ve kültürel soykırım politikasına karşı gelişmiştir. Kürtler yok sayılmış, zorla Türkleştirilmek istenmiştir. 53 yıllık Apocular ve PKK direnişi bu politikaya karşı isyan olarak gerçekleşmiştir. Silahlı mücadele 100 yıllık yanlış politikanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Şimdi mevcut süreci silahsızlanma süreci olarak göstermek, siyasallaşma ve Kürt sorununun demokratik çözümü olarak görmemek gerçeği çarpıtmaktır. Bu sürece böyle yaklaşmak 100 yıllık zihniyet ve politikayı sürdürmek olur. Bu zihniyet ve politikayı değiştirmemekte ısrar olur.
Bu süreci Türkiye toplumuna sadece silahsızlanma olarak göstermek en başta da AKP iktidarına zarar verir. Özgür Özel, CHP genel başkanıyken bu sürecin Kürt sorunu ile ilgili olduğunu söyledi. Aslında söz konusu yasa çıktığında Meclis’te yapılan konuşmalarda sorunun Kürt sorunu olduğu ve demokratikleşme ile çözüleceği ortaya konuldu. Meclis eğer Türkiye halkının temsil edildiği yer olarak görülüyorsa o zaman Meclis’te ortaya konulan bu tutum neden göz ardı ediliyor?
Bu sorun sadece silahsızlanma olarak görülürse gerilla silah bırakmayabilir. Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı yasalar çıkmaz ve böyle bir hukuki ve siyasi ortam oluşmazsa hangi motivasyon gerillaya silah bıraktırabilir? İktidar ve sürekli süreci silahsızlanma olarak gösteren basın bunu göremiyor mu? Kürt Özgürlük Hareketi Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdığını ilan etti. Silahsızlanıp Türkiye’ye dönerek demokratik siyasi alanda mücadele yürütüleceğini ortaya koydular. Şimdi bunların yapılmasını sağlayacak adımları Türk devleti niye atmıyor, anlaşılır gibi değil!
Türkiye’de herkes demokratikleşme ihtiyacından söz ediyor. 100 yıllık sorunu bitirip Türkiye’nin önünü açacak demokratikleşme adımlarının atılması gerekmiyor mu? Bu sadece Kürt sorununu çözmek için değil, Türkiye için de acil bir ihtiyaçtır. Türkiye aslında şu anda bu fırsatı yakalamış bulunuyor. Siyasetçi olmak ve Türkiye’yi sevmek bu fırsatı değerlendirmeyi gerektirir. Artık Türkiye’yi sevmenin ölçütü demokratik adımların atılmasıdır. Yoksa Türkiye’yi sevmek ve yurtsever olduğunu söylemek demagojiden başka bir anlam ifade etmez.
Bu sürecin ilerlemesi olacaksa bir an önce İmralı’nın kapıları herkese açılmalıdır. Bu Önderlik Türkiye toplumu başta olmak üzere herkese seslenebilmelidir. Bu Önderlik özgür çalışır hale gelir ve özgür olmasının önü açılırsa bu süreç ilerler. 100 yıllık Kürt sorununun çözümünde önemli bir adım atılmış olur. Bu adım Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümüyle taçlanır.









