Türkiye ile Azerbaycan’ın AB’ye elektrik taşıma işi COP31’de imzalanacak. Bu adım aynı zamanda ACWA GES, İğneada Nükleer gibi girişimlerle ilişkili olduğu, üretilen elektriğin yarısının kullanılamadığı Türkiye’de aşırı kapasite fazlalığı bunu gösteriyor
K. Bülent Ongun
Orta Asya ve Hazar bölgesinde ‘yenilenebilir’ iddiası ile üretilen enerjinin Türkiye ve Karadeniz üzerinden Avrupa’ya elektrik enerjisinin ulaştırılması üzerine Azerbaycan ve Türkiye ortaklığıyla bir proje ortaya kondu. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gerçekleştirdikleri ziyaretlerde bu konunun ele alındığı açıklandı. Türkiye-Azerbaycan 5. Enerji Forumu’nun 11 Eylül’de Bakü’de yapılan toplantısına Azerbaycan Enerji Bakanı Perviz Şahbazov ile başkanlık yapan Bayraktar, ‘elektrik çağı’ olarak tanımladığı yeni dönemde Ankara-Bakü işbirliğinin de buna uygun dönüşmesi gerektiğini söyledi.
‘Gelecek on yıllara’
Bakan Fidan ise hem Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile görüşmesinde yeni projelerin gündeme geldiğini belirtti. Bayramov, ortak basın toplantısında, “Yeni, çok büyük perspektife sahip ve büyük potansiyelli, gelecek on yıllara yönelik projeler var. Bunlar üzerinde Türkiye ile Azerbaycan arasında çok koordineli şekilde çalışmalar yürütülüyor” dedi. Bayramov’un en önemli proje olarak nitelediği Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya ulaşan yeni bir elektrik enerjisi için kablo döşenmesini gösterdi.
Yeşil enerji koridoru!
Dört ülkeyi içeren ve “yeşil enerji koridoru” adı verilen proje, başta Azerbaycan ve Orta Asya ülkeleri olmak üzere Hazar havzasında rüzgar ve güneşten elde edilecek elektriğin kablolar aracılığıyla Avrupa’ya ulaştırılmasını hedefliyor. Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan ile son dönemde imzaladığı anlaşmalar sayesinde bölgenin alternatif enerji kaynaklarıyla üretilen elektriğin ihraç edilmesinde ileriki yıllarda kritik bir rol üstlenmeye hazırlanıyor. AB’nin bu konudaki ilgisi ve desteği ise sürüyor. Proje anlaşmasının Antalya’da Ekim sonunda düzenlenecek COP31 İklim Konferansı sırasında imzalanması ve 2029 yılında tamamlanacağı belirtilmekte.
ACWA’nın GES tarlaları kimin için?
Avrupa’ya elektrik enerjisi taşıma projesi Azerbaycan’da üretilen elektriği taşımayı amaçlamıyor. Buna Türkiye’de üretilen elektriğin de ekleneceği kesin. Suudi Arabistan ile Ankara arasında imzalanan ACWA şirketinin enerji santrali projeleri Cumhurbaşkanlığı tarafından onanmasının ardından Resmi Gazete’de onaylanmıştı. Onaylanan anlaşma ile Suudili ACWA şirketi 5000 MW kurulu güce ulaşacak güneş ve rüzgar enerjisi santralleri kuracak. Sêwaz ve Karaman’da her biri 1000 MW olmak üzere 2000 MW kurulu güce sahip güneş enerjisi santralinin kurulum süreci başlatılırken, Türkiye’nin enerji ihtiyacı nedeniyle kurulmadığını belirtmek gerekiyor. Avrupa’ya elektrik satma sürecinde yerel ve yabancı şirketler kazanacak taraf olurken; meraların, ormanların, tarım arazilerinin, yaylaların GES-RES tarlalarına dönüştürülmesiyle hem halk hem de doğal yaşam kaybedecek.
‘Temiz enerji’ nükleer!
Kanunda, “Elektrik enerjisi ve/veya kapasitesinin uluslar arası enterkoneksiyon şartı oluşmuş ülkelere ihracatı, tedarik lisansına sahip şirketler ve üretim şirketleri tarafından, bakanlığın uygun görüşü doğrultusunda, bu kanun ve ikincil mevzuatı uyarınca kurul onayıyla yapılır” ve “sınırda yer alan illerde kurduğu üretim tesisinde ürettiği elektriği iletim ve dağıtım sistemine bağlantı tesis etmeden kuracağı özel hat ile ihraç etmek isteyen tüzel kişilere üretim lisansı almak kaydı ile bakanlığın görüşü doğrultusunda kurulca izin verilebilir” ibareleri Irak’a ve Suriye’ye yapılan elektrik ihracatının yasal dayanağını oluştururken, Trakya’da kurulan doğal gaz santralleri ve temiz enerji safsatasına eklenen Nükleer santralinde Avrupa’ya elektrik ihracatının bir parçası olurken, Sinop’ta bir diğer parçasını oluşturmakta.
ENTSO-E’mi işletilecek?
AKP iktidarı inşaattan sonra enerji şirketlerine destek verip bu sektörü büyütürken, üretilen enerjiyi dış ülkelere satma hedefi içindeydi. Bu amaçla kamu eliyle komşu ülkeler ve Avrupa ile enerji nakil hatları enterkonnekte sistem ile entegrasyonu sağlandı. AB ile yapılan enterkonte sistemle, Avrupa Elektrik İletim Birliği’ne (ENTSO-E) üye olarak enerji satmayı hayal eden Türkiye elektrik sistemi, 18.09.2010 tarihinde ENTSO-E şebekesine bağlandı. 03.05.2011 tarihli ENTSO-E kararları doğrultusunda 01.06.2011 tarihinden itibaren ‘Ticari Enerji Alışverişi’ dönemi ‘kağıt’ üzerinde başlatıldı. Ancak AB ile sürdürülen katılım sürecinde enerji faslının açılmaması ve sürecin dondurulması nedeniyle başlamayan bu yol yeni girişimle açılması hedefleniyor.
2013 sonrası sınırsız destek
Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız 11.12.2013 günü Gürcistan ile gerçekleşen enerji nakil hatlarının entegrasyonu ile ilgili yaptığı konuşmada, “Türkiye, ENTSO-E dediğimiz Avrupa Birliği üyesi ülkelerinin enerji enterkonneksiyonu ile alakalı konunun da artık tamamen içine girmiş bulunuyor. Yani Gürcistan’da üretilen bir elektrik, çok kısa süre içerisinde Avrupa pazarlarında artık yer alabilecek” olarak kullandığı ifadeler geçmiş süreci özetlerken, özellikle 2013 yılı sonrası enerji yatırımlarına destekler sınırsız düzeylere ulaştı. Türkiye de 126 bin MW’a ulaşan elektrik üretim kapasitesinin 3/4’ü ancak kullanılabilirken, özellikle son dönem ‘yenilenebilir’ enerji iddiasıyla özelde Kürt coğrafyası olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında kurulan ve projelenen GES, RES, JES vd. santrallerin sayısı dikkat çekici. Bir yandan doğal gaz ve kömürlü termik santrallere destek veren iktidarın buradaki hedefi, emisyon ticareti üzerinden sermayeye yeni kapılar açma arzusuydu.
Elektrik Piyasası Kanunu
2013 yılında yayımlanan ‘Elektrik Piyasası Kanunu’ serbest enerji piyasasını düzenliyor. Kanunun bir maddesinde, “TEİAŞ bakanlığın uygun görüşü alınarak uluslararası enterkoneksiyon hatlarının ulusal sınırlar dışında kalan kısmının tesisi ve işletilmesini yapabilir ve/veya bu amaçla uluslararası bir şirket kurabilir ve/veya kurulmuş olan uluslararası şirketlere ortak olabilir ve bölgesel piyasaların işletilmesine ilişkin organizasyonlara katılabilir” denilmekte. Bir başka madde ise “Tedarik şirketleri herhangi bir bölge sınırlaması olmaksızın toptan ve perakende satış faaliyetlerinde bulunabilir” ifadesi, elektriğin ihracat kalemi olarak kayda geçmesiydi. Bu kanunla herhangi bir kentte enerji üreten bir şirketin Türkiye’nin herhangi bir yerinde bulunan bir dağıtım şirketine veya üretim tesisine enerji satması sağlanırken aynı zamanda bu şirketlerin, örneğin İtalya’da ki bir müşteriye direkt satış yapabilmesinin koşulları yaratıldı.









