Herkes ahlaklı kesildi. Herkes, “Bu kadar parayı nasıl götürebilmişler?” diye birbirine söyleyerek dudak büküyor, başını sallıyor, tıh tıhlıyor. Küfür, dayanamayıp kursaklardan çıkıyor ama o da şaşkınlık dolu.
Miktar da yazıyla yazılıyor. Yoksa mesela 20 milyar doları sıfırlarla yazsalar hiçbirimiz anlamayız. O sıfırların adedine yaklaşmamız bile mümkün değil. Ah biz yetersiz bakiyeler, çalmışların sıfırları arasında kaybolup duruyoruz.
“Herkes ahlaklı kesildi,” derken bizden söz etmiyorum. Yoksa biz, yokluğun keskin uçurumunun kenarında dolaşanlar, böyle bir “ahlaksızlık” fırsatı varken bunu değerlendirmeden geçmezdik herhalde. En azından çoğumuz.
Benim burada sözünü ettiğim “herkes”, bu oyunun diğer büyükleri. İtirazları oyuna değil. Ellerinden gelse tabii ki kendileri de yapacaklardı ama bu fırsatı bu miktarda bulamadıkları için hayıflanıyorlar. Çok ahlaklılar; kapitalizmin ahlakı tabii ki bu!
Bu arada örgütlü kötülüğün —devletin yani— çarklarında yuva kurmuş sınırlı sorumlu memurlar, dişlerinin arasında kalmış et parçalarını hızla ayıklamaya çalışıyorlar. “Kaldırılan” paranın büyüklüğü onları da şaşırtıyor mutlaka. Kendilerine düşen payın küçüklüğü üzüyor onları. Belki küçük yemler olarak harcanabilecekleri endişesini yaşıyorlar. “Ahlaksızlık,” diye fısıldıyorlar eşlerine, kalın parmaklarıyla haberlerdeki miktarı göstererek.
Herkes ahlaklı kesildi. Bu sırada bu oyunu kuran kumarhane sahibi, kapitalizm, çarklarını temizliyor, dişlerini parlatıyor ve kartları yeniden dağıtıyor.
Ve biz bu oyunu bozmazsak, ahlak söylemleri ve bol sıfırlar arasında boğulmaya devam edeceğiz….








