• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
1 Ekim 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Zeynel Kete

Rıza’dan demokratik topluma: Alevilerin öze dönüşü

1 Ekim 2026 Perşembe - 00:00
Kategori: Yazarlar, Zeynel Kete

Kapitalist modernist anlayış, an itibarıyla evrensel boyutta derin bir kriz yaşamaktadır. Yaşanan kriz, başlı başına sistemsel bir kriz olup aynı zamanda bir yabancılaşma sorununu da beraberinde getirmektedir. Bireyin, toplumun ve doğanın varoluşsal hakikatine yabancılaşan bir sistem, Rıza toplumunun bütün tarihsel birikimlerini, ahlaki-politik değerlerini bir bir tüketmektedir. Sistemin anti toplumcu karakteri, en üst düzeyde yozlaşarak devam etmektedir. Derin kriz yaşayan kapitalist modernist anlayışa karşı, toplumun özgürleşmesi perspektifine olan ihtiyaç orta yerde duruyor.

Üçüncü Dünya Savaşı olarak da tanımladığımız bu kriz, tüm yönleriyle bilince çıkarılmalıdır. Krizlerin derin olarak yaşandığı dönemlerde aynı zamanda çözüm önerileri de gelişir. Nahak (devletçi) anlayışın zihniyetini taşıyan temsilcilerinin doğaya, topluma, kadına, kültüre ve tarihe yönelik bütün çirkinliklerine karşı yaşamı güzelleştirme ihtiyacı her zamankinden daha fazladır.

Bir yerde toplum parçalanmışsa, kötülükler, çirkinlikler, ayrıştırma, toplumu karşı karşıya getirme ve çatıştırma anlayışı güçlenmişse; toplum ister içten isterse dıştan  iktidarcı zihniyetler tarafından yönetilmeye çalışılıyorsa, toplumsal yarılma derinleşmişse yapılacak ilk iş, öze dönmek ve Rıza toplumu ile en üst düzeyde ikrarlaşmaktır. Parçalanan toplum, güçten düşmüş toplum demektir. Buna karşı ise demokratik topluma geri dönmek, Rıza toplumu ile ikrarlaşmak, toplum ile barışmak olur ki bunun başka bir ismi de komünleşmektir.

Bu mana ile demokratik toplum, aynı zamanda bir özgürlük toplumudur. Özgürlük, toplumsallıkta manasını bulur. Toplumsallığın esas alındığı, doğanın eko kırıma uğratılmadığı, bireyin, toplumun ve doğanın hakikatiyle yaşam alanı bulduğu bir sistemde özgürlükten söz edilir. Asıl olan toplumdur ve toplum da ahlaki-politik yönüyle kendini inşa etmiştir. Komünleşmek başka bir ifade ile özgürleşmektir.

Son dönemlerde Alevi kurumsal hattında sık sık dile getirilen eşit ve özgür yurttaşlık kavramını da bu çerçevede değerlendirmek yerinde olur. Eşit ve özgür yurttaş olmak bir istem midir, yoksa bir mücadele hattı mıdır? Özgür yurttaş olmak, yukarıdan, egemenlerden talep edilir mi, yoksa komünal bir mücadele hattı ile mi kazanılır? Mevcut toplumsal sözleşmelerin hemen hemen hepsinde, anayasalarda eşitlikten bahsedilir. Devletin din, dil, kimlik ve cinsiyet ayrımı yapmadan herkese eşit davranması gerektiği anayasalarda yer alır. Ama bir istemin yada anlayışın sözleşmede olması, o anlayışın kabul edildiği anlamına gelmiyor. Toplumsal doğanın temelinde komün ve özgürlük vardır ama kastik katil oluşumlar toplumu bu değerlerden uzaklaştırır.

Aleviler yeni dönemde toplumsal varoluşlarını hangi perspektif üzerinden temellendirecekler? Toplumsal varoluşlarını hangi kavramlarla dile getirecekler? Sistemin kabul ve ret ölçülerinin dışında kendilerini hangi anlayışla ifade edecekler? Bütün Alevi süreklerinin birleştiği ortak nokta ne olmalıdır? Alevilerin siyasetini mi, yoksa Rıza toplumu perspektifini esas alan ahlaki-politik toplumun siyaseti mi Alevi sorunlarını çözer? Alevilerin amacı kurumları yönetmek midir, yönetmek ile ilgili yasaları talep etmek midir? Yoksa bütün süreklerin demokratik bir cumhuriyette birlikte yaşamak mıdır? Alevi kurumsal (dernek) hattının mücadele odağı nasıl olmalıdır? Alevi dernek hattı Alevi toplumunun saldırıya açık alanlarını koruya biliyor mu? Kültürel soykırıma engelleyebiliyor mu?

Yüz yıllık tekçi anlayış üzerinde var olan Cumhuriyet modernitesinin, Alevileri inkâr ve imha konseptine tabi tutan politikalarının temel nedeni nedir? Bir tarafta demokratik toplumun son kalesi durumunda olan bu inancın, aynı zamanda inkâr ve asimilasyon politikalarının en etkili olduğu zemin olmasının tarihsel ve sosyolojik nedenleri bilince çıkarılmış mıdır? Cumhuriyet’le beraber Alevi şahsiyetler birçok partide milletvekili, belediye başkanı ve meclis üyesi olabilmiş, ama mevcut siyaset anlayışı ile katliamların önüne geçilememiştir. Rıza toplumunun politik alanı esas alınmadan, sadece ve sadece parlamentolarda ya da meclislerde bulunmak sorunları çözebilmiş midir? Siyaseti sandık ile eş tutan anlayış “siyaset” kavramını daraltmaktır. Demokratik toplumda, toplumsallıkla bağlantılı olarak ele alınan siyaset: Daha iyiye nasıl ulaşılır? Birlikte yaşamanın koşullarını nasıl inşa ederiz? Siyaset, Toplum için iyi, doğru, güzel, özgür olanı inşa etmek amaçlanır. Barış ve Demokratik Toplum siyaset anlayışında, bütün toplumsal oluşumlar kendi hakkında karar alır ve nasıl yaşayacaklarına kendileri karar verir.

Benzer sorulara tabandan başlayan bir tartışma ile cevap verilmesi, Alevilerin demokratik toplum potansiyellerini ve tercihlerini açığa çıkarır. Rıza toplumu hakikatinden, ikrar ve rızalıktan, Kırklar Meclisi’nin temel perspektifinden uzaklaşmak yabancılaşmayı getirmiştir. Bundan dolayı Alevi toplumu, sosyal, siyasal ve kültürel olarak yeni sürecin inşacısı olma konusunda potansiyel enerjilerini yeteri kadar açığa çıkaramamıştır. Daha  çok sözde savunucusu olmuştur. Binlerce, hatta on binlerce yıllık Rıza toplumu perspektifinden uzaklaşmak, Alevi toplumunun yabancılaşmasının temelini oluşturur. Rıza toplumu perspektifi yaşanmadığı için her şey olunur ama bir türlü Alevi olunmuyor. Tarihsel okumalar göstermiştir ki Alevi toplumu, her dönemin hakikat ve özgürlük arayışının öznesi olmuştur. Demokratik toplum mirasını günümüze devreden Alevi toplumu, aynı zamanda Barış ve Demokratik Toplum stratejisinin de öznesi olur.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Merhaba jiyan, em jî li vir in

SON HABERLER

Rıza’dan demokratik topluma: Alevilerin öze dönüşü

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Merhaba jiyan, em jî li vir in

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Borç, bir egemenlik biçimi

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Ekolojik anayasa gündem olmalı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Zihinsel dönüşüm zamanı

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Rejimin ‘kültür savaşı’ davetiyesi-gönderene iade

Yazar: Yeni Yaşam
1 Ekim 2026

Londra’daki Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı sona erdi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır