Borçluysanız utanmanız gerekir. Bize böyle öğrettiler. Birisine borcunuz varsa gözlerinizi kaçıracaksınız. Telefon çalınca açmayacaksınız. Sokakta alacaklıyı görünce karşı kaldırıma geçeceksiniz. Çünkü borç yalnızca ekonomik bir mesele değilmiş gibi davranılır. Sanki ahlaki bir kusurdur. Borçlu olan becerememiştir, hesabını bilememiştir, ayağını yorganına göre uzatmamıştır.
-“Ayağını yorganına göre uzatsaydın.”
İyi de yorgan gittikçe küçülüyor kardeşim.
Ayağı mı keseceğiz?-
Kira maaşın boyunu aşmış. Market poşeti eskiden taşıması zor olduğu için ağırdı, şimdi parasını ödemesi zor olduğu için ağır. Çocuğun okul masrafı var. Elektrik var. Su var. Doğal gaz var. Telefon var ve bir de yemek yemek gibi çağdışı alışkanlıklarımız… Sonra bütün bunları karşılamak için kredi kartına yükleniyorsun. Ve banka sana ahlak öğretiyor. Burada biraz durmak lazım. Çünkü milyonlarca insan aynı anda borçluysa, bunun açıklaması milyonlarca insanın aynı anda müsrif, beceriksiz ve ahlaksız olması olamaz.
Thomas Sankara 1987’de Afrika ülkelerinin borçlarını tartışırken tam buradan itiraz ediyordu. Borcun ödenip ödenmemesinin bir “ahlak ve şeref meselesi” haline getirilmesini reddediyordu. Daha da açık söyledi: “Biz ödemezsek alacaklılar ölmez. Ama ödersek biz ölürüz.”
Sankara devletlerin borcundan söz ediyordu elbette. Sömürgecilikten çıkmış Afrika’nın, eski sömürgecilerine ve onların finans kuruluşlarına yeniden borçlandırılmasından. Borcu yeni bir egemenlik biçimi olarak tarif ediyordu.
Şimdi bu cümleyi bizim sokağa indirelim;
Çünkü borcun en büyük numarası budur: Sistemik bir meseleyi kişisel utanca dönüştürmek.
Maaşın kiraya yetmiyor ama sen utanıyorsun. Emekli aylığın pazara yetmiyor ama sen mahcup oluyorsun. Kredi kartının asgarisini ödeyemiyorsun, banka değil sen kendini başarısız hissediyorsun.
Oysa belki de soruyu tersinden sormak gerekir.
Borçlu olmak mı ahlaksızlıktır, yoksa insanların yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli borçlanmak zorunda bırakıldığı bir düzen mi?
Üstelik borç dünyasında herkes aynı muameleyi görmüyor. Yoksulun üç aylık borcu karakter meselesi oluyor. Büyük şirketin milyarlık borcu “yeniden yapılandırılıyor.” Dev holding borcunu ödeyemeyince masaya oturuluyor, vatandaş ödeyemeyince telefona mesaj geliyor. Senin borcun ahlak meselesidir. Onlarınki ekonomi politikası!
Demek ki mesele ahlak değil.
Mesele güç.
Borç bazen ödenir. Bazen ertelenir. Bazen silinir. Bazen de ödenemez.
Ama borçlu olmak insanı ahlaksız yapmaz.
Belki tam tersine, bugün utanması gerekenleri yeniden seçmek gerekiyor.
Sankara’nın neredeyse kırk yıl önce yaptığı gibi.
Borçlunun cebine bakmadan önce, alacaklının defterine bakmak gerekiyor.









