Rojava’da kadın devrimiyle kurulan Jinwar’ı üç yıldır orada yaşayan Tarih öğretmeni Şirin Ağa ile konuştuk:
- ‘Birçok misafirimiz geldiklerinde köye geçtikleri zaman genelde cennete gelmiş gibiyiz diyorlar. Burada sadece Kürt kadınları yer almıyor, Arap, Süryani olanlar var. Müslüman, Hristiyan ve Êzidî inancından olanlar da var. Hepimiz birlikte kalıyoruz.’
- Rojava kadınları Abdullah Öcalan’ın değişimi ve dönüşümü yarattığına, kendilerini özgürleştirdiğine inanıyor ve onunla buluşacakları zamanı hayal ediyor. Ekolojik demokratik kadın özgürlükçü paradigma onlar için varlık ve yol haritası
- Jinwar’da buluştuğumuz kadınların İmralı’ya Abdullah Öcalan’a selamları ve özlemleri var; ‘birgün görüşeceğimizi umut ediyoruz’ diyerek kendi alanlarını koruyacaklarını, topraklarını işleyeceklerini, daha güzelleştireceklerini ifade ediyorlar
Nezahat Doğan
Yaşanan bütün devrimlerde elbette kadınlar da yer aldı. Ama Rojava’da yaşanan devrim ona farklı, “kadın devrimi” niteliği kazandıran bir anlam taşıyor. Rojava, sadece bir silahlı mücadele ile DAİŞ’e karşı savaşla var edilen bir yer olmanın ötesinde, Kürt kadınlarının toplumsal, özgün, özerk ve bütün kimliklerle birlikte ortak bir yaşamın nasıl örüleceği ve inşa edileceğini ortaya koyduğu bir yer. Çünkü devrim sadece silahla olmaz, her alan bir devrim gerekçesi…
2011 yılında Rojava’nın birçok yerinde kadınları örgütleyen Kongreya Star (Rojava ve Kuzey Suriye Kadın Kongresi) çatı örgütü olarak önemli bir yer tutuyor. Geçmiş dönemde Baas rejiminin sömürgeci, soykırımcı kimlikleri ve inançları yok edici politikalarına karşı kadınların örgütlenmesini teşvik eden Kongreya Star, kadın cinayetlerine karşı, kadınlara zarar veren diğer sosyal sorunlarla mücadelenin yanı sıra fuhuş ve uyuşturucunun yayılmasını durdurmak ve farkındalık yaratmak için çeşitli programlar oluşturmuş ve toplumsal eğitimler vermeye başlamış. Kendi öz savunmasını örgütleyerek Ortadoğu cenderesinde kadın varlığı olarak baskıcı, tekçi merkezi rejimlere ve kadını yok sayan sistemlere karşı direniş hattını örmüş.
Bugün ise kadın bilimi ve yaşamı olarak jineoloji felsefesiyle örülen akademilerde toplumda cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı çözümlemeleri yapılıyor. Bu derslerde kadınların köleleştirilmelerini analiz edip, hangi biçimlerde içselleştirdiklerini ele alırken; erkeklerin diğerlerine karşı kurdukları iktidar ve egemenliği analiz ediyorlar. Bu çalışmalar yürütülürken en somut adım da Rojava da JINWAR kurularak yaşamsallaştırıldı.

Önderliğin projesi: JINWAR
Jinwar’ın anlamı Kürtçe de “kadın ülkesi” demek. Yani özgür, ekolojik kadın köyü Kongreya Star kadınlarının tüm kadınlar için yaratmak istediği dünyanın bir izdüşümü olarak 2017 yılında inşa edildi.
Rojava’ya gelirken buraya uğramadan gitmek olmazdı. Randevu alarak Qamişlo’dan yola çıktık sınırın sıfır noktasından da geçerek köye ulaştık… Önce bütün köyü gezdik ardından da Jinwar’ı anlamak ve anlatmak için 3 yıldır burada olan ama aslen Qamişlo’da yaşayan tarih öğretmeni Şirin Ağa ile hem adım adım dolaştık hem de sohbet ettik. Köyü daha önce merak edip geldiğini belirten tarih Öğretmeni Şirin, gelip gördükten sonra çocuklar için köye gelmeye karar verdiğini belirtiyor ve tayinini Jinwar’a aldırarak hem çocuklara hem de annelere Kürtçe ve Arapça dil eğitimi veriyor.
Şirin ile köyde yürürken heyecan ve mutlulukla Jinwar’ın oluşumunu anlatıyor:
“Zaten bu proje Önderliğin projesiydi. Aslında Önderlik kadınlara ait bir şehrin olmasını istiyordu. Rojava devriminden sonra Önderliğin projesi ve düşüncesini yaşamsallaştıracak zaman ve mekân uygunlukları oluştu. Jineoloji üyeleri, Mala Jin ve Kongra Star bir toplantıda böyle bir karara vardılar. Ve bu karar sonucunda köyün oluşmasını kararlaştırdılar. Çünkü o zaman devrimin ilk oluşum süreçleriydi. Bu oluşum süreçlerinde kadın ve çocuklar çok zarar görüyorlardı. Böyle durumdaki şiddet gören kadın ve annelerin bir yerleri olsun diye bir köy oluşturuldu. Köy 2017’nin 8 Mart gününde kuruldu. 8 Mart’ta köyün oluşumu için ilk taş yerleştirildi. 25 Kasım 2018’de yani kadına yönelik şiddete karşı mücadele gününde köyün yapımı bitti ve kadınlar köye geçti.
Jinwar’da 25 Kasım 2018 yılından bu yana Rojava ve Suriye’nin çeşitli yerlerinden gelen, aile içinde erkek şiddetini yaşamış kadın ve çocuklar yaşıyor. Tamamı kadınların kolektif çalışması ile ortaya çıkan Jinwar, Dirbêsiyê sınırları içinde yer alan komünalleştirilmiş topraklarda inşa edilmiş. Köyde tamamı kerpiçten yapılmış 30’u konut, fırın, okul, klinik, depo, kooperatifler, akademi, toplantı salonu, sanat alanından oluşan farklı işlevlere sahip 50 yapı bulunuyor.
Mutlu çocuklar
Açılışı Abdullah Öcalan’ın doğum gününde yapılan okul ve çocuk evini geziyoruz. Okul Jinwar’ın özgünlüğünde şekillenirken, çocuklar salonlarda aldıkları derslerin yanında Jinwar’da yaşamın üretimine katılabildikleri bir eğitim görüyor. Bu toplumsal eğitim ve zihniyet dönüşümü yine kadın ve genel medya organları tarafından destekleniyor, akademilerde ele alınan temalar sık sık televizyon kanalları, radyolar, gazeteler ve sanat çalışmaları ile de görünür kılınıyor.

Şirin:
“Çocuklar sadece sabahları buraya geliyor. Küçükler de büyükler de geliyor. Anneleri eğitim görsün ve çalışmalarını yürütebilsinler diye çocuk evi açıldı. Burada yer alan çocukların her biri başka bir şehirden. Bazıları Kobanê, bazıları Efrîn, Hesekê ve Qamişlo’dan olanlar var. Birbirilerini tanımalarını sağlayan bir alan aynı zamanda. Kız ve erkek çocuklar var. Birlikte oynayıp birlikte zaman geçiriyorlar. Böyle daha iyi oluyor. Okuma yazma öğrenme saati, televizyon izleme saati ve yemek saatleri var. Sabahları okuma yazma harfler öğretiliyor. Aynı zamanda vücutlarını temiz tutma üzerine bilgilendiriliyorlar. Öğleden sonra sanatsal eğitim görüyorlar. Halay, şarkı söyleme ve resim çiziyorlar. Yani programları dolu geçiyor. Okuma yerinde dersler veriliyor. Çocuklar eğer okulda anlamadıkları bir ders varsa buraya gelip tekrardan o dersi tekrarlıyorlar. Derslerini birbirilerine aktarıyorlar. Resim derslerini de burada görüyorlar.”
Jinwar’da gündelik yaşamın kendisi bir eğitim alanına dönüşmüş durumda. Örneğin akademilerde kullanılan temel yöntemlerden biri olan eleştiri ve özeleştiri kültürü gündelik yaşam ve ilişkilerde açığa çıkan bir pratik halini almış.
Kadınlara eğitimler veriliyor. Çocuk Meclisi’nin belirleyici olduğu okuldaki tüm eğitim aktiviteleri, yaşamın yeniden üretimini köyde gerekli olan faaliyetlerle beraber planlanıyor. Jinwarlı kadınlar hem daha önce yaşadıkları hem tehdidini sürekli hissettikleri savaşın ataerkil ve erkek şiddetine karşı öz savunmalarını yine kendileri sağlıyorlar.
Jinwar’daki ortak yaşam, kadınların yaralanan benliklerini iyileştirme fırsatı verirken şiddetin ve baskının hiçbir türlüsünün olmadığı bir yaşamın mümkünlüğünü tatmalarını sağlıyor. Böylelikle Jinwar’ın daha ilk kerpicinde ortaya çıkan kadın bilinç ve bilgelik düzeyi, kadın kolektif yaşamının etiği ve estetiği ile tüm Rojavalı kadınlarda özgürlük duygusunu güçlendiriyor.
Birbirini eğiten ve değiştiren kadınlar
Sağlık ocağına doğru yürürken, Şirin o kolektif yaşamı anlatıyor:
“Buradaki yaşamımız kolektif bir yaşamdır. Her şeyi ile bu yaşamı birlikte paylaşıyoruz. Ortak, eşit bir yaşam tarzı. Her akşam köy toplantısı yapıyoruz. Toplantılarımız günlük tekmil gibidir. Diğer günün planlamasını yapıyoruz. Mesela diyoruz ki yarın misafir gelecek ve misafirlerle ilgilenme planlamasını kuruyoruz. Onları karşılayacak, yemek yapacak ya da başka bir çalışma ile ilgilenecekse bu çalışmaları kendi aramızda paylaşıp ayarlıyoruz. Cuma günü dışında programımız bu biçimde yürüyor. Cuma günü çalışmalara ara verdiğimiz gündür. Sabah bir grup ekmek yapmaya gidiyor. Başka bir grup ise köyün temizliğini yapıyor. Diğer cuma ise gruplar yerlerini değiştiriyor. İki anne o gün öğlen yemeğini yapıyor. Bütün köy mutfağın yanında toplanıyor ve orada yemek yiyor. Diğer günler ise sabahları çocukları çocuk evine bırakıyorlar. Anneler ise eğitim yerine geçiyor. Jineoloji merkezinde eğitim görülüyor. Kültür, ahlak, etik ve estetik, eğitimin önemi gibi birçok konu üzerine eğitim görülüyor. Birçok kadın var ve ilk geldikleri süreçlerde tam olarak eğitime katılmıyor ve belki bazı sorunları olduğu için konuşmuyorlar. Eğitimlerimiz bazen 4 ve bazen de 6 ay devam ediyor. Cuma dışında her gün 2 saat eğitim görülüyor. Bir dönem sonra artık eğitime katılanlar da ders veriyorlar. Okuma yazması olmayanlar, ders veremeyenler de bize kendi yaşamını ya da başkalarının yaşam hikâyelerini anlatıyorlar.”
Yeşeren yasaklı topraklar
Kadının ekonomik alanı çok geniş ve saymakla bitmez aktivitelere sahip. Bugüne kadarki en ileri deneyimlerin yaşandığı ve kadınların doğa ile olan karşılıklılık ilişkilerini yeşerttiği alan olan kadın tarım kooperatiflerine baktığımızda, organik tarım uygulamaları, organik gübre üretimi, sulu tarım uygulamaları ve ürün çeşitlendirmesi gibi pek çok çalışmanın eş zamanlı yürütüldüğüne şahit oluruz.

Geniş Mezopotamya topraklarına sahip olan Rojava’da, Suriye devletinin on yıllarca sürdürdüğü endüstriyel tarım politikası sadece buğday ve arpa üretimine dayanıyor, başka ürün üretimini yasaklıyordu. Bölgenin meyve ve sebze ihtiyacı Şam bölgesinden ya da İran gibi komşu ülkelerden karşılanıyordu. Aslında bu durum büyük ölçüde bu şekilde devam etse de kadın ekonomisi, ürün çeşitliliğini kendine yeten bir ekonomi kurmanın temeli olarak görülmekte. Bu amaçla geçtiğimiz 10 yılda kadın komünleri öncülüğünde sebze ve yeşillik bahçeleri kurulmuş; susam, mercimek, nohut ve soya fasulyesi gibi daha önce az miktarda yetiştirilen ürünlerin üretimi arttırılmış ve binlerce meyve ağacı dikilmiş. Daha önce hiç domates yetiştirilmezken, bugün seracılık yapılıyor ve endüstri alanında kurulan bir başka kadın kooperatifi bu seralarda yetişen domates ve biberlerden salça üretiyor. Üretim hem tarlada hem de endüstri aşamasında yerel üretim koşullarına göre çeşitlendiriliyor. Konserve kültürü yeniden canlandırılıyor. Ticaret komitesi de kadınların etik ticaret yapabileceği kadın pazarları kuruyor.
Jinwar şimdi kadının kolektif bilinci ve emeğiyle yeşeren bir yer. Sadece bir köy ya da yerleşim yerini değil, özgür bir yaşamın nasıl kurulacağının kolektif yaşamın ve üretmenin nasıl olacağının somut göstergesi…
Ekili araziyi, bahçeleri ve nar ağaçlarının olduğu meyvelikleri gezerken Şirin üretim şeklini aktarıyor:
“Her aile kendi bahçesinde ne ekmek istiyorsa onu ekiyor. Ortak arazide ise köy için üretiyoruz. Burada var olan kuyular sulama için kullanılıyor. Buradaki toprak verimlidir. Karpuz, kavun, biber, domates, patlıcan, bamya, acur, gibi ter türlü sebze üretiliyor. Ortak arazi ise köyde bulunan bütün aileler için ekilir. Aynı zamanda misafirler için cuma günü birlikte yediğimiz yemek için ne gerekiyorsa buradan alınır. Şimdi diğer tarafta da yeni bir bostan ekeceğiz. En büyük bahçeye 300 ağaç ekilmiş. Zeytin ve nar ağaçları. Köyün ekonomisi içinde katkı sağlıyor. Tarım alanına buğday ve arpa ekiyoruz. Köyün beslediği 60 koyun ve 3 ineğimiz de var. Köydeki kadınlara ve çocuklara yetiyor. Her şey yapıyoruz. Peynir, yoğurt, tereyağı hepsini yapıyoruz.”
Kadınların yarattığı yeryüzü cenneti
Köye gelen kadınların kendilerini bir yeryüzü cennetinin ortasında bulduğunu belirten Şirin; yeni gelen bir kadının ruh haline ve yaşadıklarına dair izlenimlerini ise şöyle aktarıyor:
“Her bir annenin gelişi köyde yeni bir çiçeğin açması gibi oluyor. Biz böyle söyleyip böyle ele alıyoruz. Yeni bir anne geldiğinde ona ne sorunu varsa onu köyün kapısında bırakıp köye geçmesini söylüyoruz. Köye geçtiği zaman da onun için yeni, paylaşımcı, güzel, ortak ve arkadaşlarıyla paylaştığı bir yaşam başlıyor. Gelen her kadın ilk ay misafirdir. Ondan sonra köyde kalmak istiyorsa kalabilir. Kalmak istemiyorsa da köyden çıkabilir. Ama köyde kalmaya karar verdiği zaman köyün bir üyesi olarak kalıp katılıyor. Genelde hepsi şaşırıyor. Kadınların tek başına yaşadığı bir köy. Nasıl kendilerini savunabiliyor, eğitim görüyor ve bu güzellikleri tek başına nasıl geliştirebiliyor diye merak ediyorlar. Birçok misafirlerimiz geldiklerinde köye geçtikleri zaman genelde cennete gelmiş gibiyiz diyorlar. Çünkü yeşilliği bol olan bir alan. Farklı dillerden olanlar var. Burada sadece Kürt kadınları yer almıyor, Arap, Süryani olanlar var. Müslüman, Hristiyan ve Êzidî inancından olanlarda var. Hepimiz birlikte kalıyoruz. Bazen köy doluyor. Bazen 20-25 aile oluyor.”
Erkeklerin köye hiç giremediği gibi söylentiler ise doğruyu yansıtmıyor. Her kadının babası ya da ağabeyi de köye gelebiliyor. Birkaç gün kızlarının yanında kalıyorlar.
Abdullah Öcalan’ın yaşam bulan paradigması
Rojava’daki kadınlar Abdullah Öcalan’ın varlığına, felsefesine, değişimi ve dönüşümü yarattığına ve kendilerini özgürleştirdiğine inanıyor ve onun özgürlüğünde buluşacakları zamanı hayal ediyor. Onun ortaya koyduğu felsefeyi bütün iliklerine kadar içselleştiriyor ve yaşamsallaştırıyor. Ekolojik demokratik kadın özgürlükçü paradigma onlar için varlık ve yol haritası… Hedefleri kadınların güvenliğini ve her alanda söz sahibi olacağı sistemleri örgütlemek. Şimdi de yeni Suriye’de bunun için mücadele ediyorlar. Barışı çok daha güçlü sahipleniyorlar.
Jinwar’da buluştuğumuz kadınların İmralı’ya Abdullah Öcalan’a selamları ve özlemleri var “birgün görüşeceğimizi umut ediyoruz,” diyerek kendi alanlarını koruyacaklarını, topraklarını işleyeceklerini, daha güzelleştireceklerini ifade ediyorlar.
Çünkü Baas rejiminin yasaklı topraklarında kadınlar şimdi yaşamı yeniden inşa ediyor, yeniden üretiyor ve örgütlüyor.
Umutları çok güçlü… Yapacakları da… demokratik, komünal, özgür ve ekolojik bir yaşama dair hafızaları, fikirleri ve hayalleri de…
Tüm bunlar kadınları yeni yaşamın kolektif öznesi haline getirirken; her şeyi ve toplumu kökten değiştirip dönüştüren ve özgür olmayı sağlayan, bunu toplumun her alanın da güçlü kılmaya çalışan kimlikleriyle kültürleriyle, inançlarıyla, dilleriyle, kadın varlığıyla asıl kadın devriminin varlığını ortaya koyuyor. “Yeni bir yaşam bizim ellerimizden mümkün,” diyor. Bu anlamda Jinwar’dan ayrılırken derin anlam ve izlerle vedalaştık. Her bir kadın kolektivizmin, komün yaşamın nasıl örüldüğünün ve birbirini değiştirip dönüştürmenin ruhunu yansıtıyordu. Burası sadece bir köy ya da yerleşim yerini değil, özgür bir yaşamın nasıl kurulacağının, kolektif yaşamın ve üretmenin nasıl olacağının somut göstergesi… İşte oradaki ruhun umudun, yaşamı inşa etme iradesi ve gücünün buraya da yansıması umuduyla ayrıldık Jinwar’dan…








