• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
24 Ekim 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Kanada ile nükleer flörtü

24 Ekim 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Kanada Başbakanı Carney nükleer enerji mutabakat zaptı bağlamında Türkiye’ye geldi. Kanada’nın CANDU reaktör teknolojisi, yakıt çevriminde plütonyum 239 üretme potansiyeli Türkiye’nin temel ilgi alanı. Hedefin nükleer silah olduğu iddia ediliyor

Görüşmede iki ana başlık olduğu belirtiliyor. Biri nükleer santral diğeri ise nükleer silahlarda kullanılan plütonyuma ulaşmak. Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi ile Kanada merkezli nükleer enerji şirketi AtkinsRéalis arasında mutabakat zaptı imzalanmıştı

İstanbul’da düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi’ne (NPPES) AtkinsRealis bünyesindeki CANDU International şirketi Başkanı Gary Rose, amaçlarının ‘Türkiye’nin fayda sağlayacağı sürdürülebilir bir nükleer ekosistem oluşturmak’ olduğunu belirtmişti

K. Bülent Ongun

Türkiye’ye gelen Kanada Başbakanı Mark Carney, Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ile görüştü. “Güvenlik” anlaşmalarının yapıldığı ziyarette nükleer işbirliği dikkat çekiyor. Türkiye’nin Kanada’nın nükleer teknolojisinden yararlanma ve nükleer silah hedefinde olduğu iddia ediliyor.

Nükleer işbirliği

Mark Carney, yaptığı ziyaretin bir Kanada Başbakanı’nın Türkiye’ye yaptığı ilk resmi ziyaret olduğunu belirterek, “Bugün bir kopuşun tam ortasındayız. Eski dünya düzeni geri gelmeyecek. Bugün Kanada güvenilir ortaklarla derin ortaklıklar kurmanın, karşılıklı olarak yeni fırsatlar yaratmanın peşinde ve Türkiye bu açıdan istisnai bir ortak” ifadelerini kullandı. Güvenlik vurgusu yapan Carney, “Türkiye NATO’nun ikinci en büyük silahlı kuvvetlerine ve en yenilikçi, en hızla gelişen savunma sanayilerinden birine sahip. Bugün bir adım daha atıyoruz, stratejik ortaklığımızı başlatıyoruz. Üç yıllık bir eylem planı da ortaya koyduğumuz bir plan. Bunun üç tane ayağı var; savunma ve yatırım, enerji ve halklar arası ilişkiler… Bu güvenlik işbirliği çok derin. Zira Türkiye’nin nüfuzu çok geniş bir alana yayılıyor. Gazze’den tutun, Ukrayna’ya, İran’dan, Orta Doğu’ya genel anlamında ve daha başka nice bölgeler” dedi. Başbakan Carney, iki ülkenin enerji, nükleer teknoloji, sivil teknoloji, temiz enerji ve kritik mineraller gibi üzerine çalışabileceği birçok alan bulunduğunu belirterek, iki ülkenin enerji bakanlarının da bir araya gelerek bu alanlarda çalışacaklarını beyan ettiğini aktardı.

Somut eylem planı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, “Stratejik ortaklık kararımızın katkısıyla önümüzdeki dönemde enerji, ticaret, ulaştırma ve savunma sanayi gibi birçok alanda yeni projeleri hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Bu yönde atacağımız somut adımları içeren bir Eylem Planı’nı da bugün kabul etti” diye belirtti.

Türkiye ne istiyor?

Görüşmede iki ana başlık olduğu değerlendiriliyor. Biri nükleer santral diğeri ise nükleer silahlarda kullanılan plütonyuma ulaşmak. Kanada’nın CANDU reaktör teknolojisinin, yakıt çevriminde plütonyum üretme potansiyelinin Türkiye’nin temel ilgi alanı olduğu iddia ediliyor. Temmuz ayında Türkiye Nükleer Enerji Anonim Şirketi (TÜNAŞ) ile Kanada merkezli nükleer enerji şirketi AtkinsRéalis arasında Türkiye’de nükleer santral geliştirilmesi ve CANDU reaktör teknolojisi uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi amacıyla mutabakat zaptı imzalanmıştı.

CANDU ve plütonyum

CANDU reaktörleri, zenginleştirilmiş uranyum yerine doğal uranyum ile çalışabilme özelliğine sahip. Bu durum, ülkelerin yakıt tedarikinde dışa bağımlılığını azaltmayı hedeflerken, en önemli çıktısı Plütonyum-239 Üretimi. İki ülke arasındaki yakınlaşma ve teknoloji transferi görüşmeleri, enerji üretiminin yanı sıra nükleer yakıt döngüsü ve jeopolitik risk analizlerinde plütonyum üretim kapasitesi bağlamında ele alındığı belirtilmektedir. CANDU reaktörleri, çalışma prensibi gereği doğal uranyum kullanırken yan ürün olarak nükleer silahlarda kullanılabilen plütonyum-239 izotopunu üretebilen reaktör olduğu bilinmektedir.

Yüzyıllık ortaklık

30 Haziran-1 Temmuz tarihinde İstanbul’da düzenlenen 12. Nükleer Santraller Zirvesi’ne (NPPES) AtkinsRealis bünyesindeki CANDU International şirketi Başkanı Gary Rose, AA’ya yaptığı açıklamada, Türkiye Nükleer Enerji AŞ (TÜNAŞ) ile imzalanan mutabakat zaptı ile başlayan teknik bilgi paylaşımı ve bilgilendirme sürecini “işbirliği ve ivme dönemi” olarak tanımlayarak, kısa sürede önemli gelişmeler yaşandığını söyledi. Rose, “Birbirimizi tanıdığımız, tarafların ne sunduğunu ve potansiyel olarak nasıl birlikte çalışabileceğimizi anlamaya çalıştığımız, gerçek anlamda ilişkiler inşa ettiğimiz, benim ‘100 yıllık bir ortaklık’ olarak tanımladığım sürecin erken aşamasındayız. Bizim için 100 yıllık bir ilişki, nihayetinde Türkiye’nin uzun vadede kararlarından fayda sağlayacağı sürdürülebilir bir nükleer ekosistem oluşturmak” dedi.

Yakıt gerektirmiyor

Rose, dünya genelinde kullanılan 6 büyük nükleer teknolojiden 5’inin zenginleştirilmiş yakıt gerektirdiğini belirterek, “CANDU reaktörleri ise zenginleştirilmiş yakıt gerektirmiyor. Bu da CANDU teknolojisinin ayırt edici özelliği” dedi. CANDU teknolojisinin yaklaşık 70 yıl önce Kanada’da geliştirildiğini kaydeden Rose, ülkede 22 yılda 22 reaktörün devreye alındığını, bu teknolojinin Çin, Güney Kore, Arjantin ve Romanya gibi ülkelerde de kullanıldığını söyledi. Rose, bu teknolojinin tercihinde enerji bağımsızlığının belirleyici olduğuna işaret ederek, “Bizim teknolojimiz zenginleştirme gerektirmiyor. Uranyumu satın alabilir ve yakıtınızı kendi ülkenizde işleyebilirsiniz” sözleri dikkat çekmişti.

Tasarım ve inşa

Rose, “Bu reaktörlerin tasarımı, saha etütleri ve inşası 5 ila 10 yıl sürüyor, ardından 60-70 yıl ya da daha uzun bir işletme ve işletmeden çıkarma süreci geliyor. Bu uzun vadeli bir süreç. Diğer ülkelerde yaptığımız gibi, teknolojimizle Türkiye içinde bu öz yeterliliği sağlayabilirsek, bence Türkiye bundan fayda sağlar ve jeopolitik risklere maruz kalmazsınız. Bu aşamaya tek bir teknolojinin mi yoksa birden fazla teknolojinin mi taşınacağı ise Türkiye’nin vereceği bir karar olacak” diye belirtti.

Dikkat çekmeden silah üretimi!

Kanada resmi yayın kuruluşu CBC, ülkenin nükleer güç kapasitesi ve geleceğine dair bir haber-analiz yayımladı. Turknews.ca’nın aktardığı haberde Evan Dyer imzası ile yayımlanan analizde, Kanada’nın isterse gizli bir nükleer silah programı için gerekli tüm unsurlara sahip olduğunun altını çizmesi dikkat çekiciydi. Patenti Kanada’ya ait olan CANDU nükleer reaktör teknolojisinin, özel tasarımı nedeniyle, uluslararası alarm vermeden nükleer silah sınıfı bölünebilir madde üretmek için en iyi teknoloji olduğu hatırlatıldı. Analizde; Türkiye ile Kanada arasında, son aylarda başlayan ikili görüşmelerde, Kanada’nın CANDU nükleer reaktör teknolojisinin, Türkiye’de kurulacak nükleer güç tesislerinde kullanılması için prensip anlaşmasına varıldığı belirtilmişti. Bu alanda atılacak adımın, Türkiye’nin yakın gelecekte nükleer güç olmasının da önünü açacak nitelikte olduğu belirtildi. Analiz yazısında, Maryland Üniversitesi’nden nükleer silah uzmanı ve Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikası Ofisi’nde ulusal güvenlik ve uluslararası ilişkiler başkanı olarak görev yapmış olan Steve Fetter’in nükleer silah teknolojisinin satışında Kanada’yı engelleyen tek şeyin bunu yapma iradesi ve bunu yapmaya yönelik siyasi karar olduğu ifadesi yer aldı.

CANDU ve silah teknolojisi

Analiz haberde, “CANDU, nükleer silahların yayılmasını önleyen bir teknoloji olmaktan çok uzaktır; çünkü sadece bombalarda kullanılan plütonyum-239 izotopunu üretmek için en iyi reaktör türü olmakla kalmayıp, aynı zamanda üretimini gizlemek için de en uygun reaktördür. Hafif su reaktörleri, zenginleştirilmiş uranyum yükleyerek, reaktör çekirdeğini kapatarak ve ardından 18-24 ay çalıştırarak, daha sonra kapatılıp, çekirdek yeniden açılarak ve yakıt değiştirilerek çalışır. Bu, ne kadar yakıtın girdiğini ve çıkan kullanılmış yakıtın başına ne geldiğini takip etmeyi nispeten kolaylaştırır. Reaktör enerji üretirken gizlice yakıt çubuklarını değiştirmek imkansızdır” ifadeleri yer aldı.

Uzmanlara göre, kendi uranyumunun tamamını üreten Kanada, isterse bölünebilir malzemeyi tespit edilmeden başka yönlere aktarabilecek güçlü bir konumda yer alıyor. Steve Fetter, ağır su reaktöründe üretilen plütonyumun nükleer silaha dönüştürülmesinin de çok daha kolay olduğunu söyledi ve “Plütonyumla nükleer silah üreten ülkelerin birçoğu ağır su reaktörü kullandı” dedi. Diğer yandan Hindistan’ın, 1974’te ilk nükleer silahını üretmek için Kanada yapımı ağır su reaktörünü kullandığı bilinmektedir.

2. Dünya Savaşı’nda Kanada’nın rolü

Quebec Anlaşması (1942) ardından 19 Ağustos 1943 tarihinde ABD ve İngiltere arasında imzalanan ve İngiltere’nin nükleer silah programını (kod adı Tube Alloys-Tüp Alaşımları) Manhattan Projesi ile resmen birleştiren gizli bir askeri ittifak belgesidir. Birleşik Krallık ve ABD, “Tüp alaşımları” Projesi’ni geliştirmek üzere anlaştı ve projeyi yönetmek için, Kanada Silah ve Tedarik Bakanı CD Howe’un da yer aldığı bir komite kuruldu. Önemli katkılardan biri, uranyumun kritik kütlesinin hesaplanmasıydı. Kütle, önceki tahminlerden daha azdı ve bir fisyon bombası geliştirmenin pratik olduğunu gösteriyordu. Bu hesaplama, savaşa Amerikan desteği ve bu yeni ekipmanın Amerikan üretimi için ABD ile paylaşılan Büyük Britanya’daki gizli bilimsel ve teknik araştırmaların bir parçasıydı.

Hiroşima’ya atılan bomba

Kanada’nın Manhattan Projesi’ndeki rolü, 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombasının yapımında kullanılan kuzeydeki bir madenden elde edilen uranyum cevheri de dahil olmak üzere ham madde sağlamanın yanı sıra Los Alamos’ta çalışan en az bir bilim insanı (Louis Slotin) sağlamak ve Tube Alloys’un yerini alan Montreal Laboratuvarı’na ev sahipliği yapmaktı. Kanada, NATO müttefikleri Fransa ve Birleşik Krallık gibi yerli nükleer silahlar geliştirmemiş olsa da, Soğuk Savaş boyunca ABD ve diğer müttefiklere bölünebilir malzeme sağlamaya devam etti.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Sonraki Haber

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Sonraki Haber

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

SON HABERLER

Fransa ve politika

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

İçtiğiniz kahveye dikkat!

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Arzoxlî’de sit alanına GES

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Eşit yurttaşlığın cumhuriyeti

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Kanada ile nükleer flörtü

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Fransa’da yakılan kıvılcım aleve dönüşür mü?

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

‘Rojava’daki üniversitelerin statüsü korunsun’

Yazar: Yeni Yaşam
24 Ekim 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır