Kürt basınının uzun yıllardır baskı ve sansürle mücadele ettiğini hatırlatan gazeteci Ceren Bayar, bugün erişim engelleri ve kapatmaların daha geniş bir basın çevresini etkilediğini belirterek, ‘Şimdi sansür ana akımlaştı’ dedi
Türkiye’de basına yönelik sansür ve erişim engelleri sürüyor. 10 yıl önce Kürt basınına yönelik uygulanan baskı ve kapatma politikaları, günümüzde farklı basın kuruluşlarını hedef alıyor. Türkiye’nin ilk kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı (JINHA), Özgür Gündem, Dicle Haber Ajansı (DİHA), Azadiya Welat ve Yüksekova Haber’in de aralarında bulunduğu çok sayıda basın kuruluşu 29 Ekim 2016’da çıkarılan 675 sayılı KHK ile kapatıldı. Birçok gazeteci mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alındı, yargılandı ve tutuklandı.
Aradan geçen 10 yılda basına yönelik baskı ve sansür uygulamaları farklı biçimlerde devam etti. Son olarak 14 Ekim’de de Halk TV’nin İstanbul’daki binasına polis baskını düzenlendi. Baskının ardından kanala kayyım atanırken, televizyon yayını durduruldu. Öte yandan T24, Kısa Dalga, Ajansa Welat, Evrensel, JINNEWS, Mezopotamya Ajansı da kısa süre önce erişim engellerine maruz kaldı.
Gazeteci Ceren Bayar, gazetecilere yönelik baskı ve ortak mücadele olanaklarına dair JINNEWS’ten Melike Aydın’a konuştu.
‘Kürt basını yıllardır baskıyla karşı karşıya’
Türkiye’de sansürün yeni olmadığını, Kürt basınının uzun yıllardır bu uygulamalarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Ceren Bayar, dijitalleşmeyle birlikte sansürün daha geniş kesimler açısından görünür hale geldiğini belirtti.
“Bağımsız gazetecilik yapan, gerçek haberleri yazan pek çok site yıllardır bununla mücadele ediyor” diyen Ceren Bayar, Özgür Gündem ve Özgür Politika gibi basın kuruluşlarına yönelik geçmişteki baskılara işaret etti. Ceren Bayar, “Bu, bir gelenek olarak Türkiye iktidarlarının uyguladığı bir şeydi. Bugün daha görünür olmasının sebebi dünyanın dijitalleşiyor olması, her şeyin dijitale kayması” ifadelerini kullandı.
‘Gazeteci kendi doğasında muhaliftir’
Sansürün yaygınlaşmasının gazetecileri otosansüre de yöneltebildiğini belirten Ceren Bayar, geçmişte daha sınırlı kesimleri hedef alan uygulamaların bugün farklı basın kuruluşlarını da kapsadığını söyledi.
Ceren Bayar, şöyle konuştu:
“Eskiden sansür, tırnak içerisinde söylüyorum, azınlık olana, daha yalnız olana yapılabiliyordu ve hiç kimsenin sesi çıkmıyordu. Şimdi sansür ana akımlaştı. Bundan 15-20 yıl önce Hürriyet’i kapatmak ne anlama geliyorsa bugün T24’ü kapatmak o anlama geliyor. Gazeteci kendi doğasında muhaliftir. O yüzden muhalif gazeteci, muhalif yayın organı diye bir tanıma gerek yoktur. Bugün oy verdiğimiz partiler de iktidar olsa biz o zaman da onlara muhalif oluruz. Biz çünkü iktidarda açık ararız ve kamuoyunu bununla ilgili bilgilendiririz. Biz sesi duyulmayanın sesi oluruz. Dün cinayetlerin duyulmasını istemiyordu. Köy yakmalarının duyulmasını istemiyordu. İşkencenin duyulmasını istemiyordu. Bugün fon soruşturmasının duyulmasını istemiyor.”
Mesleki dayanışma
Sansüre karşı mesleki dayanışmanın önemine dikkat çeken Ceren Bayar, gazetecilerin ortak hareket etmesinin yanı sıra yurttaşların da bağımsız basına sahip çıkması gerektiğini söyledi. “Mesleki dayanışma çok önemli. Biz de yan yana durmalıyız ve tabii ki yurttaşların desteği çok önemli. Bizleri, bağımsız gazetecilik yapan kurumları yalnız bırakmamalılar” diyen Ceren Bayar, gazetecilerin kendi okur çevrelerinin dışındaki toplumsal kesimlere de ulaşabilmesi gerektiğini vurguladı.
Ceren Bayar, şöyle devam etti:
“Gazeteciliği evrensel ilkelere uygun yapmalıyız. Gazeteciliğin etik kodlarından, haber kaynağıyla mesafe koymaktan tutun da 5N1K’yı tam olarak oturtmaya kadar. Bunu yaptığımız zaman bir çemberin güvenini kazanıyorsunuz. Kürt basını, sosyalist basın, ana akım, liberal basın diye ayırmadan bunu herkes yaparsa bence çok büyük bir şey kazanırız.”
‘Haber alma hakkına sahip çıkmalıyız’
Sansürle mücadelenin gazetecilerin çabasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Ceren Bayar, yurttaşların haber alma hakkını savunmasının önemine dikkat çekti.
“Yurttaş haber alma hakkına sahip çıkmadığı sürece bizim gücümüz yok. Zaten sesimiz kesiliyor” diyen Ceren Bayar, sivil toplum kuruluşları, sendikalar, siyasi partiler ve meslek örgütlerinin sansüre karşı ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti. İfade özgürlüğünün bütün toplumu ilgilendirdiğini vurgulayan Ceren Bayar, gazeteciler ile yurttaşların dayanışmasının sansürle mücadelede belirleyici olacağını söyledi.
HABER MERKEZİ








