Emek Gençliği’nin 877 öğrenciyle yaptığı anket, üniversitelilerin yüzde 82,2’sinin ekonomik nedenlerle çalıştığını veya çalışmayı düşündüğünü ortaya koydu
Emek Gençliği’nin gerçekleştirdiği anket, ekonomik krizin öğrencileri borç ve yoksulluk kıskacına sürüklediğini gözler önüne serdi. Üniversite öğrencileri İpek Keleş ve Nazlıcan Çelik sonuçları JINNEWS’e değerlendiren öğrenciler ortak mücadele çağrısında bulundu.
Anket sonuçlarına göre:
- Katılımcıların üçte ikisinin aylık geliri 20 bin TL’nin altında yer alıyor.
- Üniversitelilerin yüzde 82,2’si ekonomik nedenlerle çalışmış, çalışıyor ya da çalışmayı düşünürken, öğrencilerin yüzde 42,1’i borçlu durumda bulunuyor.
- Çalışan üniversitelilerde ise borçluluk oranı yüzde 63,8’e tırmanıyor.
- Öğrenci evinde kalanlar için yalnızca barınma ve beslenme giderleri aylık ortalama 27 bin 400 TL’yi buluyor.
Katılımcıların yüzde 61,5’inin yaşam koşullarından memnun olmadığı da anket sonuçlarına yansırken, Emek Gençliği’nden İpek Keleş ve Nazlıcan Çelik sonuçları değerlendirdi.
‘Gençler öğrenci kimliğinden uzaklaşıyor’
Öğrencilerin sosyal alanlardan yoksun olduğunu belirten Nazlıcan Çelik, güvenli bir yaşama ve kampüslere ancak bir araya gelerek ulaşılabileceğini vurguladı. Okurken çalışan kadınların öğrenci kimliğinden uzaklaştığına dikkat çeken Nazlıcan Çelik, şunları kaydetti:
“Kadınlar bir yandan şiddet, yoksulluk ve taciz cenderesinde yaşarken diğer yandan sistem dört koldan kadınların hayatlarını kontrol altına almaya çalışıyor. Çalıştığı yerde tacize ve mobbinge uğrayan, okula geldiğinde de tacize ve şiddete maruz kalan ve bunlara karşı hukuki yollara başvurduğunda bile sonuç alamayan birçok kadın var. Bu yüzden üniversiteler başta olmak üzere Cinsel Tacizi Önleme Komisyonlarını (CİTÖK) aktif hale getirmek zorundayız.”
İktidarın bütçe tercihleri sermayeyi destekliyor
İktidarın bütçe tercihlerinde sermaye kesimlerini desteklediğini, kadınlara, öğrencilere ve emekçilere ise pay ayırmadığını belirten Nazlıcan Çelik, taleplerin karşılanması için mücadeleden başka çarelerinin olmadığını şu sözlerle ifade etti:
“İktidarın bütçe ayırdığı kesimler sermaye kesimleri ve patronlardır; kadınlar, aydınlar, öğrenciler, işçiler veya emekçiler değildir. Hem eğitime hem kadınlara hem de çocuklara bütçe ayrılması taleplerimizin yerine getirilmesi için mücadele etmekten başka çaremiz yok.”
Çalışma koşulları eğitimi engelliyor
Ekim ayında yapılan anketin kadın öğrencilerin günlük ve yarı zamanlı işlerde yoğun biçimde çalıştığını ortaya koyduğunu belirten İpek Keleş ise uzun çalışma saatleri nedeniyle öğrencilerin derslere yeterince motive olamadığını dile getirdi. Öğrencileri çalışmaya zorlayan temel etkenlerin borçlanma ve yetersiz KYK bursları ile kredileri olduğunu vurgulayan İpek Keleş, burslar için yüksek not ortalaması şartı aranmasının öğrencileri çıkmaza sürüklediğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Yüksek not ortalaması isteniyor ama bunun için okula düzenli gidilmesi gerekiyor. İnsanlar çalıştıkları için düzenli olarak okula gidemiyorlar. Okurken çalışmak zorunda kalan genç kadınların yaşadığı en büyük sorunlar, borçlanma ve ekonomik koşulların kötülüğü.”
‘Bütçe savaşa ve sermayeye harcanıyor’
Genç kadınlara ve öğrencilere ayrılan bütçe payının yetersizliğine işaret eden İpek Keleş, 2027 bütçesinde bu payın daha da azalacağını belirtti. Geçtiğimiz haftalarda Davutpaşa, Cevizlibağ ve Merter’deki kadın yurtlarında yaşanan su baskınlarını hatırlatan İpek Keleş, sözlerini şu çağrıyla tamamladı:
“Bu bütçe bizlere, genç kadınlara ya da öğrencilere ayrılmazken savaşa, NATO’ya ya da sermaye gruplarına harcanabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan sel felaketi yurtlardaki koşulları ortaya koydu. Davutpaşa, Cevizlibağ ve Merter başta olmak üzere çeşitli yurtlarda, özellikle kadın yurtlarında su baskınları yaşandı. Bu düzen bizleri borçlanmaya, yoksulluğa ve kötü yaşam koşullarına sürüklüyor. Kapitalizm dediğimiz bu düzene karşı, başta kendi bulunduğumuz alanlar olmak üzere örgütlülüğümüzü daha çok büyütmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu mücadelenin işçi sınıfıyla birleşmesi gerektiğine inanıyoruz. Ancak beraber bir mücadele hattı örersek daha iyi yarınlara ulaşabiliriz.”
Kaynak: JİNNEWS









