Tarihçi Erdoğan Aydın, Abdullah Öcalan’ın ‘Demokratik Cumhuriyet’ perspektifinin Türkiye için can simidi olduğunu belirterek, cumhuriyetin demokratikleşmesi gerektiğini söyledi
Türkiye’de demokrasiye duyulan ihtiyacın büyük olduğunu belirten tarihçi Erdoğan Aydın, Barış ve Demokratik Toplum Süreci bağlamında Mezopotamya Ajansı‘nın (MA) sorularını yanıtladı. Cumhuriyetin kurucu felsefesi ile demokrasi arasındaki ilişkiyi değerlendiren Erdoğan Aydın, 1923’te kurulan cumhuriyetin gerçek bir halk egemenliğine dayanmadığını ifade etti.
‘Kurucu felsefe tekçilik üzerine kuruldu’
1923’te yapılan anayasal değişikliklerle birlikte resmi dil ve din vurgusunun öne çıkarıldığını, Meclis yetkilerinin daraltıldığını hatırlatan Erdoğan Aydın, kurucu felsefenin demokratik olmadığını şu sözlerle dile getirdi:
“Cumhuriyetin kurucu felsefesi de demokratik değildir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi tekçilik ve demokratik olmayan bir seçim sistemi üzerine kurulmuştur. Bu nedenle gerçek bir cumhuriyet açısından bile beklentilerin gerisine düşen, demokratikleşme bakımından ise alanı daraltan bir durum söz konusudur.”
‘Kürt sorununun çözümünde 1921 ruhuna dönülmeli’
1921 Anayasası’nın bu toprakların gördüğü en demokratik anayasa örneği olduğunu vurgulayan Erdoğan Aydın, adem-i merkeziyetçi yapının ve özerklik ilkesinin önemine dikkat çekti. 1924 Anayasası ile birlikte katı merkeziyetçi sisteme ve hakları sınırlayan bir anlayışa geri dönüldüğünü belirten Erdoğan Aydın, Kürt sorununun çözümünde 1921 ruhuna dönülmesi gerektiğini şöyle ifade etti:
“Anayasalar üzerinden bir ülkenin siyasal rejimini, cumhuriyetini ve demokrasisini konuşmak büyük önem taşıyor. 1921 Anayasası, özü itibarıyla bu toprakların gördüğü en demokratik anayasa örneğiydi. Bununla birlikte önceki dönemin anayasası olan 1876 Anayasası’na kıyasla gayrimüslimleri yok sayan önemli bir eksikliği vardı. Bunun dışında 1921 Anayasası, gerek Türk devlet geleneği gerekse İslam devlet geleneği açısından devrim niteliğinde özelliklere sahipti.”
‘Demokratik cumhuriyet Türkiye için can simididir’
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet” formülünün önemine değinen Erdoğan Aydın, bu yaklaşımın Türkiye için hayati bir değer taşıdığını belirtti:
“Demokratik cumhuriyet formülü, Türkiye’ye uzatılmış bir ‘imdat’ simididir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin temel sorunlarını çözebilecek, iki kelimeden oluşmasına rağmen içeriği kapsamlı biçimde işlenmiş bir öneridir. Abdullah Öcalan’ın ve Kürt siyasal hareketinin ortaya koyduğu ‘demokratik cumhuriyet’ perspektifi, Türkiye’de kimsenin dışlanmadığı, hiçbir kesimin ezilen bir konumda bırakılmadığı bir düzeni esas alıyor.”
Barış ve demokratik cumhuriyet fikrini toplumsallaştırmak
Barış sürecinin toplumsallaşması için hem egemen siyasete hem de muhalefet ile Kürt siyasal hareketine önemli görevler düştüğünü belirten Erdoğan Aydın, fikirlerin halka anlatılması konusunda daha fazla çaba gösterilmesi gerektiğini şu sözlerle ifade etti:
“İki yıldır bir barış ve çözüm süreci yaşanıyor. Ancak Kürt siyasal hareketinin bu süreç boyunca toplumu ikna etmek, barışı toplumsallaştırmak ve demokratik cumhuriyet fikrini Türkiye’nin bütününe anlatmak konusunda yapabileceği şeyleri yeterince yapamadığını düşünüyorum. Eleştiriyi yalnızca egemen siyasete yönelterek bırakamayız. Kürt siyasal hareketinin bütün bileşenleriyle barışı ve demokratik cumhuriyet fikrini toplumsallaştırmak, güçlendirmek ve toplumda karşılık bulmasını sağlamak için bugüne kadar yaptığından çok daha fazlasını yapması gerekiyor. Aksi takdirde süreç iki yıl, beş yıl daha sürüncemede kalabilir. Bu nedenle herkesin yalnızca başkalarının eksikliklerini değil, kendi sorumluluklarını da sorgulaması zorunludur.”
Haber: Helin Özgün / MA









