• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
7 Ağustos 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Barbarları beklerken-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bir çeşit kurtuluştu. Kavafis bekledi, şehrin büyük kapısında kurulu tahtında oturan imparatoru da öyle. İşlemeli kaftanlar giyinmiş konsülleri, yakut bilezikler ve zümrüt yüzükler takınmış senatörleri, gümüş kakmalı asalar tutmuş yargıçları, görkemli sözlerle dimağı tutuşmuş hatipleri, kanı şarapla kızışmış tüm ölümsüz Roma’sıyla birlikte İskenderiye’de Kavafis, burada da biz bekledik onları. Gelmeliydiler. Barbarlar olmadan ne yapardık sonra! Kavafis’in barbarları görünmedi, alanları boşaltıp evlerine dönerken dalgındı bakışları, asık ve yenikti uygar dünyanın çehresi. Bizimse tarihimiz yazıldığı gibiydi, talihimiz açıktı. Geldiler ve geçmediler. Barbarları beklerken oldu, olabilecek ne varsa. Çoktan geldikleri halde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bütün sokakları, bütün evleri, bütün zihinleri, bütün ruhları doldururken, biz hala sarp yamaçları, sisler ardındaki uzak patikaları gözlerdik.

Dağlar erirken onları bekliyorduk. Ovaları kaplayan yakut kızılı kan gölleri gözlerimizi kamaştırırken, ceset dağlarını tırmanıp ufukta belirecekleri anı düşlerdik. Köylerden dumanlar yükselirken, şehirler kuşatılırken, sokaklardan alev nehirleri geçerken ve çocuklar kibrit çöpleri gibi tutuşup yanarken onları düşünürdük. Görmedik, duymadık hiç. Geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bir taze başlangıç, bir anlamlı son, bir eksilmeyen umut… Gelirler ve sonsuz bekleyişimiz, ezeli acılarımız son bulur diye. Yüreğimiz hiç tanışmadığı bir heyecanla çarpıp dururken hep onları bekledik. Endişeliydik, kızgındık, kırgındık, korkunçtuk, kör ve sağırdık, ama bir başka duyu evreninde bir başka diri, bir başka hayat doluyduk. İlk gelene izin verdiğimizi, ikincisine yol gösterdiğimizi, üçüncüsüne kalbimizi açtığımızı, dördüncüsünün kılıcını tutup beşincisiyle birlikte indirdiğimizi hatırlamadan bekledik. Barbarları beklemek yıkımda özgürlüğü, itlafta yaşamı, can çekişmede hazzı bulmak gibi bir şeydi.

Çengeller ağır ve yüklü salınırken, mezbahalar dolup taşarken, çığlıklar yeri göğü kaplarken bekliyorduk. Kavafis beklemişti, biz de bekleyebilirdik. Tercih edilen olmak için önce seçim yapabilmek, ardından en iyisini seçebilmek gerekirdi. “Yutulduğu sonsuzluk gibi içinden çıktığı yokluğu da görme gücünden yoksun” varlıkların boş gözleriyle yaptığı en iyi seçimin sonucunu görmek isteyenlerdik. O an çoktan gelmişken, hiç gelmemiş gibi bekledik. Barbarlar gelecek, elem ve hüzün yakılmış güzel bir çocuk gövdesinden arta kalan bir avuç kül gibi dağılıp gidecekti. Çünkü biz, “onunla birlikte doğacağız, öyleyse yersiz olacak doğuşumuz” diyemeyen bir türün hayatta kalan son yüzleriydik. O yüzden geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Ve biz kendindeki düzensizliğin kaynağına varma eğilimindeki her ruh gibi sadece kendi üstüne kapanmayı biliyor, dışımızda yanıp yıkılan her şeyi de doğanın meydana getirdiği kusursuz bir düzenin şiir dolu devinimleriymiş gibi izliyorduk.

Anı geçmişin hilafına, üstün günahların arınmayı vadeden köklü hazlarından damıtırken onları bekliyorduk. Her şeye sahipken ve imkânlarının doruğundayken yapamadığını, her şeyi yitirmişken ve imkânsızlığının son sınırındayken yapabileceğini sananların yıpranmış bakışlarıyla en geniş düşlere, en yumuşak manzaralara öylece kurulurken bekliyorduk. Sustuk, olacakları değerinden yoksun kılmamak için önceden söylenmesi gereken hiçbir şeyi söylemedik. Beklemek, çok başarılı bir girişten sonra, yıkıntıların altından hezimetle çıkan Kavafis’in şansızlığıydı bize göre. Göz alıcı ve parlak bir giriştense yeşeren tabiat gibi zarif bir çıkışı önemseyen bizim bekleyişimiz bir başka doyurucuydu. Çünkü biz, hayata zevk kapısından girenin elem ve ölüm kapısından çıkacağına asla inanmayan bir türün son kalıntılarıydık. Ondandır ki oğulları ve kızlarının cesetleri, sürüklenen annelerinin saçlarıyla düğümlenirken de eriyen bedenleriyle onbinlerin ölümünü izlerken de kalbi hiç sıkışmayanlardık. Kavafis’in başka, bizimki başkaydı; biz onlarsız yapamazdık. O yüzden geldiklerinde ve varlığımızı kendileriyle dolduklarında bile hiç gelmemiş gibi hala yollarını gözledik. Yalnızca barbarları beklerken hayatta kalabilen tuhaf bir türün nadir bir örneğiydik çünkü biz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Artık biraz gülebiliriz: Elbette düşünerek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Çerçeve yasanın gündeme geldiği günden beri bu köşedeki yazılarımda “maddelerin” değil, “mutabakatın” esas olduğunu sürekli vurguladım. Altında İmralı’dan Kandil’e, Kongre...

Yasa, barış ve siyasetin potansiyeli

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

TBMM’ye yaklaşık 360 milletvekilinin imzasıyla sunulan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde...

Mülteci krizi mi, jeopolitik çatışma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Avrupa’daki burjuva basını salyalarını dökerek, geldikleri kadar hızlı ve beklenmedik şekilde geri dönen Faslıları manşetlere taşımaya devam ediyor. Muhafazakarı, sosyal...

Hukuki güvence ihtiyacı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Türkiye’de Kürt sorunu etrafında yürütülen tartışmalar, tarihsel süreç boyunca dönemsel iklim değişikliklerine, siyasi retoriklere ve geçici yumuşama adımlarına sıklıkla sahne...

Çerçeve yasa ve tarihsel eşik

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Tarih, kimi zaman uzun dönemlerin biriktirdiği çelişkilerin kısa zaman dilimlerinde açığa çıktığı eşiklerden ilerler. Gelinen her eşik aynı zamanda tarihsel...

Cenevre’de başka türlü bir ev

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Burada ısrarla, kooperatifler, komünler ile ilgili şeyler yazdığımda bazı arkadaşlar, nedense bunu sadece mesela tarıma ilişkin gibi şey gibi görüyor...

Sonraki Haber

Gözetleme / teşhir ve Müslüman Kardeşler: Çember daralıyor-Zafer Yörük

SON HABERLER

Artık biraz gülebiliriz: Elbette düşünerek

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Yasa, barış ve siyasetin potansiyeli

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Mülteci krizi mi, jeopolitik çatışma mı?

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

Flamingolardan ayılara: Drone baskısı büyüyor

Yazar: Yeni Yaşam
7 Ağustos 2026

İBB Davası’nda tahliye kararı çıkmadı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Husiler Yemen askerine saldırdı: Ölü sayısı 38’e yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

İzmir Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında 2 kişi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
6 Ağustos 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır