• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
17 Mart 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Barbarları beklerken-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bir çeşit kurtuluştu. Kavafis bekledi, şehrin büyük kapısında kurulu tahtında oturan imparatoru da öyle. İşlemeli kaftanlar giyinmiş konsülleri, yakut bilezikler ve zümrüt yüzükler takınmış senatörleri, gümüş kakmalı asalar tutmuş yargıçları, görkemli sözlerle dimağı tutuşmuş hatipleri, kanı şarapla kızışmış tüm ölümsüz Roma’sıyla birlikte İskenderiye’de Kavafis, burada da biz bekledik onları. Gelmeliydiler. Barbarlar olmadan ne yapardık sonra! Kavafis’in barbarları görünmedi, alanları boşaltıp evlerine dönerken dalgındı bakışları, asık ve yenikti uygar dünyanın çehresi. Bizimse tarihimiz yazıldığı gibiydi, talihimiz açıktı. Geldiler ve geçmediler. Barbarları beklerken oldu, olabilecek ne varsa. Çoktan geldikleri halde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bütün sokakları, bütün evleri, bütün zihinleri, bütün ruhları doldururken, biz hala sarp yamaçları, sisler ardındaki uzak patikaları gözlerdik.

Dağlar erirken onları bekliyorduk. Ovaları kaplayan yakut kızılı kan gölleri gözlerimizi kamaştırırken, ceset dağlarını tırmanıp ufukta belirecekleri anı düşlerdik. Köylerden dumanlar yükselirken, şehirler kuşatılırken, sokaklardan alev nehirleri geçerken ve çocuklar kibrit çöpleri gibi tutuşup yanarken onları düşünürdük. Görmedik, duymadık hiç. Geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bir taze başlangıç, bir anlamlı son, bir eksilmeyen umut… Gelirler ve sonsuz bekleyişimiz, ezeli acılarımız son bulur diye. Yüreğimiz hiç tanışmadığı bir heyecanla çarpıp dururken hep onları bekledik. Endişeliydik, kızgındık, kırgındık, korkunçtuk, kör ve sağırdık, ama bir başka duyu evreninde bir başka diri, bir başka hayat doluyduk. İlk gelene izin verdiğimizi, ikincisine yol gösterdiğimizi, üçüncüsüne kalbimizi açtığımızı, dördüncüsünün kılıcını tutup beşincisiyle birlikte indirdiğimizi hatırlamadan bekledik. Barbarları beklemek yıkımda özgürlüğü, itlafta yaşamı, can çekişmede hazzı bulmak gibi bir şeydi.

Çengeller ağır ve yüklü salınırken, mezbahalar dolup taşarken, çığlıklar yeri göğü kaplarken bekliyorduk. Kavafis beklemişti, biz de bekleyebilirdik. Tercih edilen olmak için önce seçim yapabilmek, ardından en iyisini seçebilmek gerekirdi. “Yutulduğu sonsuzluk gibi içinden çıktığı yokluğu da görme gücünden yoksun” varlıkların boş gözleriyle yaptığı en iyi seçimin sonucunu görmek isteyenlerdik. O an çoktan gelmişken, hiç gelmemiş gibi bekledik. Barbarlar gelecek, elem ve hüzün yakılmış güzel bir çocuk gövdesinden arta kalan bir avuç kül gibi dağılıp gidecekti. Çünkü biz, “onunla birlikte doğacağız, öyleyse yersiz olacak doğuşumuz” diyemeyen bir türün hayatta kalan son yüzleriydik. O yüzden geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Ve biz kendindeki düzensizliğin kaynağına varma eğilimindeki her ruh gibi sadece kendi üstüne kapanmayı biliyor, dışımızda yanıp yıkılan her şeyi de doğanın meydana getirdiği kusursuz bir düzenin şiir dolu devinimleriymiş gibi izliyorduk.

Anı geçmişin hilafına, üstün günahların arınmayı vadeden köklü hazlarından damıtırken onları bekliyorduk. Her şeye sahipken ve imkânlarının doruğundayken yapamadığını, her şeyi yitirmişken ve imkânsızlığının son sınırındayken yapabileceğini sananların yıpranmış bakışlarıyla en geniş düşlere, en yumuşak manzaralara öylece kurulurken bekliyorduk. Sustuk, olacakları değerinden yoksun kılmamak için önceden söylenmesi gereken hiçbir şeyi söylemedik. Beklemek, çok başarılı bir girişten sonra, yıkıntıların altından hezimetle çıkan Kavafis’in şansızlığıydı bize göre. Göz alıcı ve parlak bir giriştense yeşeren tabiat gibi zarif bir çıkışı önemseyen bizim bekleyişimiz bir başka doyurucuydu. Çünkü biz, hayata zevk kapısından girenin elem ve ölüm kapısından çıkacağına asla inanmayan bir türün son kalıntılarıydık. Ondandır ki oğulları ve kızlarının cesetleri, sürüklenen annelerinin saçlarıyla düğümlenirken de eriyen bedenleriyle onbinlerin ölümünü izlerken de kalbi hiç sıkışmayanlardık. Kavafis’in başka, bizimki başkaydı; biz onlarsız yapamazdık. O yüzden geldiklerinde ve varlığımızı kendileriyle dolduklarında bile hiç gelmemiş gibi hala yollarını gözledik. Yalnızca barbarları beklerken hayatta kalabilen tuhaf bir türün nadir bir örneğiydik çünkü biz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Cübbelerimizle yürüdük: Umut hakkı için

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

'Umut hakkı' talebi yalnızca mahpusların meselesi değildir. Bu talep, hukukun insan onuruna dayalı olup olmayacağı sorusuyla ilgilidir Devran Devrim 27...

Newroz halkı Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

2026 Newrozu’nu Ortadoğu ve dünyadaki sarsıcı siyasi ve askeri gelişmelerle karşılıyoruz. Reel sosyalizmin dağılması ve soğuk savaşın son bulması sürecinde...

Kapitalizme karşı olmayan, barışı ağzına almasın!

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

‘Hristiyanlık denilen bu soyun, dünyanın dört bir yanında boyundurukları altına alabildikleri halklara karşı gösterdikleri vahşet ve zulmün bir benzerine, hiçbir...

Yapay zekânın finans ve enerji sektörleri üzerindeki etkileri

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Yapay zekayı incelediğimiz bu yazı dizisinde sırasıyla; yapay zekanın yeni fakat öncekilerden çok daha yıkıcı etkilere sahip olma potansiyeline sahip...

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in...

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Cezaevleri ile ilgili köşenin devam etmesi için gösterdiği özen, özveri ve hassasiyet duygulandırıyor. Yanımızdan giderken dahi bizi mahrum bırakmak istememiş....

Sonraki Haber

Gözetleme / teşhir ve Müslüman Kardeşler: Çember daralıyor-Zafer Yörük

SON HABERLER

Emek Partisi ve KESK’ten Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına tepki

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

İran Sağlık Bakanlığı açıkladı: Savaşta can kaybı 1444’e yükseldi

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

Akın Gürlek’ten Özgür Özel’e yanıt: İddialar asılsız, hukuki süreç başlatacağım

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

Netanyahu: İran rejiminin temellerini sarsıyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

ABD’de İran istifası: Bu savaşı İsrail’in baskısı nedeniyle başlattık

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

KDP-İ kampı yine bombalandı

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

Dünya Gıda Programı: Savaş uzarsa 45 milyon kişi daha açlık riskiyle karşı karşıya

Yazar: Yeni Yaşam
17 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır