• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Eylül 2026 Salı
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Barbarları beklerken-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
5 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Bir çeşit kurtuluştu. Kavafis bekledi, şehrin büyük kapısında kurulu tahtında oturan imparatoru da öyle. İşlemeli kaftanlar giyinmiş konsülleri, yakut bilezikler ve zümrüt yüzükler takınmış senatörleri, gümüş kakmalı asalar tutmuş yargıçları, görkemli sözlerle dimağı tutuşmuş hatipleri, kanı şarapla kızışmış tüm ölümsüz Roma’sıyla birlikte İskenderiye’de Kavafis, burada da biz bekledik onları. Gelmeliydiler. Barbarlar olmadan ne yapardık sonra! Kavafis’in barbarları görünmedi, alanları boşaltıp evlerine dönerken dalgındı bakışları, asık ve yenikti uygar dünyanın çehresi. Bizimse tarihimiz yazıldığı gibiydi, talihimiz açıktı. Geldiler ve geçmediler. Barbarları beklerken oldu, olabilecek ne varsa. Çoktan geldikleri halde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bütün sokakları, bütün evleri, bütün zihinleri, bütün ruhları doldururken, biz hala sarp yamaçları, sisler ardındaki uzak patikaları gözlerdik.

Dağlar erirken onları bekliyorduk. Ovaları kaplayan yakut kızılı kan gölleri gözlerimizi kamaştırırken, ceset dağlarını tırmanıp ufukta belirecekleri anı düşlerdik. Köylerden dumanlar yükselirken, şehirler kuşatılırken, sokaklardan alev nehirleri geçerken ve çocuklar kibrit çöpleri gibi tutuşup yanarken onları düşünürdük. Görmedik, duymadık hiç. Geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Bir taze başlangıç, bir anlamlı son, bir eksilmeyen umut… Gelirler ve sonsuz bekleyişimiz, ezeli acılarımız son bulur diye. Yüreğimiz hiç tanışmadığı bir heyecanla çarpıp dururken hep onları bekledik. Endişeliydik, kızgındık, kırgındık, korkunçtuk, kör ve sağırdık, ama bir başka duyu evreninde bir başka diri, bir başka hayat doluyduk. İlk gelene izin verdiğimizi, ikincisine yol gösterdiğimizi, üçüncüsüne kalbimizi açtığımızı, dördüncüsünün kılıcını tutup beşincisiyle birlikte indirdiğimizi hatırlamadan bekledik. Barbarları beklemek yıkımda özgürlüğü, itlafta yaşamı, can çekişmede hazzı bulmak gibi bir şeydi.

Çengeller ağır ve yüklü salınırken, mezbahalar dolup taşarken, çığlıklar yeri göğü kaplarken bekliyorduk. Kavafis beklemişti, biz de bekleyebilirdik. Tercih edilen olmak için önce seçim yapabilmek, ardından en iyisini seçebilmek gerekirdi. “Yutulduğu sonsuzluk gibi içinden çıktığı yokluğu da görme gücünden yoksun” varlıkların boş gözleriyle yaptığı en iyi seçimin sonucunu görmek isteyenlerdik. O an çoktan gelmişken, hiç gelmemiş gibi bekledik. Barbarlar gelecek, elem ve hüzün yakılmış güzel bir çocuk gövdesinden arta kalan bir avuç kül gibi dağılıp gidecekti. Çünkü biz, “onunla birlikte doğacağız, öyleyse yersiz olacak doğuşumuz” diyemeyen bir türün hayatta kalan son yüzleriydik. O yüzden geldiklerinde, hiç gelmemiş gibiydiler. Ve biz kendindeki düzensizliğin kaynağına varma eğilimindeki her ruh gibi sadece kendi üstüne kapanmayı biliyor, dışımızda yanıp yıkılan her şeyi de doğanın meydana getirdiği kusursuz bir düzenin şiir dolu devinimleriymiş gibi izliyorduk.

Anı geçmişin hilafına, üstün günahların arınmayı vadeden köklü hazlarından damıtırken onları bekliyorduk. Her şeye sahipken ve imkânlarının doruğundayken yapamadığını, her şeyi yitirmişken ve imkânsızlığının son sınırındayken yapabileceğini sananların yıpranmış bakışlarıyla en geniş düşlere, en yumuşak manzaralara öylece kurulurken bekliyorduk. Sustuk, olacakları değerinden yoksun kılmamak için önceden söylenmesi gereken hiçbir şeyi söylemedik. Beklemek, çok başarılı bir girişten sonra, yıkıntıların altından hezimetle çıkan Kavafis’in şansızlığıydı bize göre. Göz alıcı ve parlak bir giriştense yeşeren tabiat gibi zarif bir çıkışı önemseyen bizim bekleyişimiz bir başka doyurucuydu. Çünkü biz, hayata zevk kapısından girenin elem ve ölüm kapısından çıkacağına asla inanmayan bir türün son kalıntılarıydık. Ondandır ki oğulları ve kızlarının cesetleri, sürüklenen annelerinin saçlarıyla düğümlenirken de eriyen bedenleriyle onbinlerin ölümünü izlerken de kalbi hiç sıkışmayanlardık. Kavafis’in başka, bizimki başkaydı; biz onlarsız yapamazdık. O yüzden geldiklerinde ve varlığımızı kendileriyle dolduklarında bile hiç gelmemiş gibi hala yollarını gözledik. Yalnızca barbarları beklerken hayatta kalabilen tuhaf bir türün nadir bir örneğiydik çünkü biz.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Sorun doğru teşhis edilsin

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Eğer Kürt Halk Önderi böyle zorlu bir sorunda örgüt yönetimi ve kadroları ile görüşemezse bu süreç sağlıklı gelişemez. Bunu anlamamak...

14 maddede faşizm: Umberto Eco

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Yıl 1933, Mayıs ayının 10’u, Berlin opera alanına kamyonlarla K. Marx, J. London, S. Freud, A. Gide gibi bir çok...

Kurtlar sofrası

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Bir MİT ajanının (Kaşif Kozinoğlu) 2011 yılında cezaevindeyken fenalaşarak ölmesi, geçtiğimiz ay yeniden soruşturulmaya başladı. Bu yeni bakış bağlamında ölümün...

Adalet mi dediniz?

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

BM’de toplanan ülkeler ilkeleri için sunum yaptılar. Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşma yaptı. O kadar güzellemeler ve bazı ülkeler için...

Ya çözüm ya da seçimsiz diktatörlük ve savaş

Yazar: Yeni Yaşam
28 Eylül 2026

Özgür Özel’in “sosyal patlamanın eşiğindeyiz” sözünü neden sarf ettiğini hatırlayanınız var mı? Sanmıyorum. Siz hafızalarınızı yoklaya durun, ben size, meydana...

Kopyala yapıştır hukuk

Yazar: Yeni Yaşam
27 Eylül 2026

Birçok hapishaneden gelen bilgiler keyfiliğin genel bir yönetme usulü olmaya devam ettiğini ve hukuk olarak sunulan şeyin kopyala yapıştır yoluyla...

Sonraki Haber

Gözetleme / teşhir ve Müslüman Kardeşler: Çember daralıyor-Zafer Yörük

SON HABERLER

Sermayenin insafına bırakılan topraklar 8 ilden daha büyük

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

SAMER’den ‘Ailem Güvende’ operasyonları raporu

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Zincir marketler sömürü merkezlerine dönüştü

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Abdullah Öcalan: Cumhuriyet demokratikleşmezse, demokratik entegrasyon da gerçekleşmez

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Dilan Cudi Saruhan’ın 10 yıllık üretimi: Bir İhtimal Gökyüzü  

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

BM raportörü Mai Sato’dan İran’da idamlara moratoryum çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Barış imzacısı Elçin Aktoprak görevine iade edildi

Yazar: Yeni Yaşam
29 Eylül 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır